24 Eylül 2026, Perşembe · 14:03 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Yükselen fiyatlar, seçmen öfkesi: Fransa’nın akaryakıt krizi seçim kampanyasını nasıl şekillendiriyor

Son haftalarda balıkçılar Fransa'nın güneyindeki petrol depolarını ve liman girişlerini bloke ederken, çiftçiler artan akaryakıt fiyatlarını protesto etti. Seçime yedi ay kala akaryakıt, büyük bir siyasi gerilim odağına…

Son haftalarda balıkçılar Fransa’nın güneyinde petrol depolarını ve liman girişlerini bloke ederken, çiftçiler de ülke genelinde yükselen akaryakıt fiyatlarını protesto etmek için eylemler düzenledi.

Aylardır süren rekor seviyelerdeki fiyatların ardından Fransa’da akaryakıt talebinin de zayıflamaya başladığına dair işaretler var. Fransız dizel fiyatları Pazar günü litrede 2,41 avro ile yeni bir rekor kırdı.

Benzin fiyatları da 2022’deki önceki zirvesini aştı. Fransa’da en çok tüketilen kurşunsuz benzin türü olan SP95-E10’un litresi 2,17 avronun üzerine çıkarken, SP98’in ortalama fiyatı da litrede 2,28 avroyu geçti.

Fransız hükümeti, salı günü yaptığı açıklamada, fiyatlardaki sert yükselişten en fazla etkilenen hanelere yönelik hedefli akaryakıt desteklerinin hem kapsamının genişletildiğini hem de süresinin uzatıldığını duyurdu.

Yeni önlemlerin maliyeti 450 milyon avro olacak ve böylece akaryakıt destekleri için şimdiye kadar yapılan toplam harcama 1,4 milyar avroya ulaşacak. Bu adım, Fransa’nın bütçe açığının bu yıl GSYİH’nin yüzde 5,4’üne çıkmasının öngörüldüğü, kamu borcunun ise GSYİH’nin yüzde 120’sine yaklaşarak Avrupa Birliği’nin en yüksek seviyelerinden birine tırmandığı bir dönemde geliyor.

Hükümet ayrıca 2027 bütçesi için, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişten kaynaklanan ek vergi gelirinin nötrlenerek doğrudan tüketiciyi destekleyici önlemlere aktarılmasını öngören, “akaryakıt altın kuralı” adı verilen bir mekanizma önerdi. Böylece devletin pompadaki yüksek fiyatlardan kazanç sağlamaması garanti altına alınmak isteniyor.

Fransa’da akaryakıt neden bu kadar pahalı, kârı kim alıyor?

Paris Dauphine Üniversitesi ekonomi profesörü Anna Creti’nin Euronews’e anlattığına göre Fransa’da akaryakıt üzerinden alınan vergiler birçok Avrupa ülkesine kıyasla daha yüksek.

“Bu, devlet için kayda değer bir gelir kaynağı sağlıyor, ancak aynı zamanda akaryakıtın nihai satış fiyatının üzerinde ağır bir yük oluşturuyor” dedi.

Fransa, mart ayından bu yana yükselen enerji fiyatlarıyla mücadelede genel vergi indirimleri yerine hedefli akaryakıt sübvansiyonlarını tercih ediyor. Ekonomi Bakanı Roland Lescure, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada bu yaklaşımın “değişmeyeceğini”, hükümetin özellikle yüksek akaryakıt fiyatlarından en fazla etkilenen haneleri ve sektörleri desteklemeye odaklandığını söyledi.

Fransa’da akaryakıttan alınan iki temel vergi, litrede sabit tutar olarak uygulanan TICPE (enerji ürünleri iç tüketim vergisi) ve yaklaşık yüzde 20 oranındaki KDV. KDV, TICPE eklendikten sonra oluşan fiyat üzerinden hesaplanıyor. Sonuç olarak sürücüler, hem akaryakıtın çıplak maliyeti hem de TICPE’nin kendisi üzerinden KDV ödemiş oluyor.

Akaryakıttan elde edilen kârın Fransa’da büyük ölçüde denetim dışı kaldığı yönündeki yaygın algıya rağmen, piyasa aslında ciddi ölçüde kamu gözetimine tabi.

Creti, Euronews’e yaptığı değerlendirmede şöyle konuştu: “Dağıtıcılar, yani akaryakıt istasyonları, kendilerine ürün sağlayan şirketlerle sözleşmeler imzalıyor. Bu sözleşmelerde promosyon kampanyaları, elde edebilecekleri kâr marjları, ürünlerle ilgili sorunlar veya tedarik zincirindeki aksamalarla nasıl başa çıkılacağı gibi unsurlar ayrıntılı biçimde yer alıyor. Yani sektör, zaman zaman yansıtıldığı kadar kaotik değil.”

Perakende fiyatlar, bazı düzenleyici istisnalar dışında, büyük ölçüde piyasa koşulları tarafından belirleniyor. Akaryakıt satıcıları fiyatlarını hükümetin resmi karşılaştırma platformu üzerinden bildirmek zorunda.

Creti, “Asıl kâr marjı dağıtımdan ziyade rafineri aşamasında. Aşağı yönde ise bağımsız istasyonlar, yabancı şirketler ve fiyatları belirleyerek dolaylı biçimde piyasa üzerinde etkili olabilen Total gibi oyuncular arasında ciddi rekabet var” dedi.

TotalEnergies, Fransa’da özellikle fiyatların yükseldiği dönemlerde, müşterilerin litrede ödeyeceği tutara üst sınır koyan kampanyalar başlatıyor. Şirketin ülke çapına yayılmış geniş istasyon ağı sayesinde bu uygulamalar, rakip dağıtıcılar üzerinde de fiyatları aşağı yönlü baskı kuruyor.

Creti, “Görece az sayıda büyük petrol ve enerji şirketi, müşteri çekmek için birbirleriyle yarışan binlerce istasyonu besliyor” yorumunu yaptı.

Fransa’nın “Avrupa’daki en geniş dizel araç filolarından birine sahip olması” da ülkeyi fiyat şoklarına açık hale getiriyor, diyor Creti.

“Kişisel ulaşıma hizmet eden binek araçların yanı sıra dizel, esas olarak ticari taşımacılık amacıyla küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından kullanılıyor. Dizel motorlar sanayi uygulamalarında da devrede” diye ekliyor.

Fransa’da dizel piyasası, benzin piyasasına göre ithalata çok daha bağımlı olduğu için ülke, uluslararası arz daralmaları, yüksek toptan satış fiyatları ve taşıma maliyetlerindeki artıştan daha sert etkileniyor.

“Enflasyonu hesaba kattığımızda, bugün geldiğimiz seviye, ‘sarı yelekliler’ hareketini tetikleyen fiyatların çok üzerine çıkmış durumda. Üstelik bu eşiği birkaç kez aştık; özellikle COVID sonrası 2021 döneminde ve 2022–2023 krizinde yeniden geçtik” diye ekledi.

2018’deki “sarı yelekliler” protestoları, son yıllarda Fransa’nın yaşadığı en büyük toplumsal huzursuzluklardan biri olarak kayıtlara geçti. Hareket, özellikle akaryakıta getirilen yeni karbon vergisi olmak üzere, hayat pahalılığına duyulan öfke ile şekillendi.

Eylemciler ülke genelinde kavşakları işgal edip trafiği keserken, büyük kitle gösterileri de sık sık polisle şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Neredeyse on yıl sonra, Fransa hâlâ Avrupa’da akaryakıtın en pahalı olduğu ülkeler arasında yer alıyor ve kamuoyundaki öfke giderek tırmanıyor.

Fransız cumhurbaşkanı adaylarının akaryakıt politikaları

Sciences Po Paris’te siyaset bilimi doçenti olan Diane Bolet’e göre “sarı yelekliler” hareketi, siyasi liderleri akaryakıt konusunda net bir çizgi belirlemeye zorlayan bir dönüm noktası oldu.

Bolet, “Bu, siyasetçileri, akaryakıt fiyatlarındaki artışın etkilerini kabul edip etmediklerini ve bu sonuçlarla yaşamak zorunda kalanlara ne ölçüde destek vermek istediklerini açıkça söylemeye itti” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan Marine Le Pen’in aşırı sağdaki Ulusal Birlik partisi, 2022’deki kampanyasında olduğu gibi, KDV’yi akaryakıtta yüzde 20’den yüzde 5,5’e indirme sözü vererek bu memnuniyetsizlikten siyasi fayda sağlamaya çalışıyor. Ancak böyle bir adım, AB’nin KDV kurallarıyla çelişiyor.

Bolet, bunun Le Pen’in uzun vadeli stratejisinin parçası olduğunu, hedeflediği seçmen kitlesinin demografik ve sosyoekonomik özellikleriyle yakından bağlantılı olduğunu söylüyor.

“Le Pen bu konuyu 2018’den beri sahiplendi. Seçmeninin çoğunlukla kırsal veya banliyö bölgelerde yaşadığını ve günlük hayatında akaryakıta bağımlı olduğunu çok iyi biliyor” diyor.

Öte yandan radikal solcu aday Jean-Luc Mélenchon ve partisi Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), benzin için litrede 1,70 avro, dizel için 1,80 avro tavan fiyat uygulanmasını vaat ediyor.

Mélenchon, Le Pen’in KDV indirimi önerisini, vergi indiriminin sağladığı avantajın tüketiciye tam olarak “yansıyacağının” garantisi olmadığı gerekçesiyle eleştiriyor. Fransa’da restoranlarda uygulanan KDV indiriminin fiyatları tüketici lehine kayda değer biçimde düşürmemiş olmasını örnek gösteriyor.

Bolet’e göre Mélenchon’un seçmen tabanı, Le Pen’inkinden farklı olduğu için, akaryakıt fiyatlarının kampanyasında taşıdığı ağırlık da değişiyor.

“Mélenchon’un banliyölerde seçmeni var, ama aynı zamanda büyük şehirlerde de güçlü; bu kesim, toplu taşımayı daha sık kullanıyor, zira kendisi kampanyasını kentli seçmen üzerine kurdu. Dolayısıyla akaryakıt fiyatları onlar için elbette önemli, fakat Marine Le Pen’in tabanı için olduğu kadar belirleyici değil. Bu karşılaştırma, Le Pen’in neden bu konuyu bu kadar öne çıkardığını da gösteriyor” diyor.

Adaylar şimdiden bazı politika önerilerini ve kampanyalarının ana vaatlerini açıklamaya başlamış olsa da programlarının tamamı henüz yayımlanmadığı için, akaryakıt politikalarının ayrıntılarını net biçimde değerlendirmek zor.

Şimdilik merkezci Gabriel Attal ile muhafazakâr Édouard Philippe – her ikisi de Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un eski başbakanları – hükümetin mevcut çizgisiyle uyumlu, akaryakıt maliyetlerindeki artışın tüketiciler üzerindeki etkisini hafifletmeye dönük önlemleri destekliyor.

Sol eğilimli aday Raphaël Glucksmann ise kampanyasında fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılmasına daha fazla ağırlık veriyor.

Pompadaki tarihi fiyatlarla beslenen enerji enflasyonu, Fransa’daki seçim yarışının belirleyici cephelerinden biri haline gelme yolunda. Bu tablo, benzin fiyatları ve hayat pahalılığının siyasi tartışmanın ayrılmaz parçası olduğu ABD’deki seçim kampanyalarını andıran güçlü bir siyasi gerilim potansiyeli taşıyor.

İlgili Haberler
Borsa Piyasalarda Gün Ortası: Altın, Dolar, Euro ve Petrolde Son Durum Paranın Yönü · 28 dk önce Borsa Brent petrolde diplomasi ve Hürmüz belirsizliği fiyatlanıyor Uzmanpara · 29 dk önce Makroekonomi Petrolü rahatlatacak haber geldi! Sözcü Ekonomi · 30 dk önce Borsa BoE beklentisi İngiltere tahvillerini baskıladı Ekonomim · 56 dk önce Borsa BoE'de faiz artışı ihtimali güçlendi Ekonomim · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.