YAYINLAMA 24 Eylül 2026 12:30
GÜNCELLEME 24 Eylül 2026 12:35
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in kritik ABD ziyaretinde günler önce Pekin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi ağırladı. Bu görüşme, Çin'in Tahran üzerindeki etkisini yeniden hatırlattı.
İran savaşının, perşembe günü yapılacak Trump-Şi görüşmesinin gündemindeki en önemli konulardan biri olması bekleniyor.
Çin, yedi ay önce başlayan İran savaşı boyunca tutarlı bir tutum sergiledi.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarını ve Washington'ın Tahran'a uyguladığı yaptırımları kınadı. Aynı zamanda, savaşın sona ermesi ve özellikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması çağrısında bulundu.
Çin, devasa petrol rezervleri ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme stratejisi sayesinde İran savaşının etkilerini şu ana kadar iyi atlattı.
BBC Dünya Servisi'nden Grace Tsoi ve siyasi analist Saeid Jafari'nin derlediği habere göre Exeter Üniversitesi'nden Çin-Ortadoğu uzmanı Andrea Ghiselli, Çin'in bu hali uzun zaman sürdürebileceğini ancak ekonomik maliyetlerin artacağını söylüyor.
Ancak Çin'in savaşın sona ermesiyle elde edeceği faydaları diğer jeopolitik öncelikleriyle dengelemek zorunda kalacağını söylüyor.
Dr. Ghiselli, "Çin, bu çatışmanın ABD ile ilişkilerinde bir gerginliğe yol açmasını istemiyor" ancak "İran'ın temel çıkarlarını ve taleplerini de baltalamayacak" diye de ekliyor.
"İran ve Çin genel olarak aynı çizgide ve iki ülke ABD ile İsrail'in saldırgan eylemlerini bu çatışmanın patlak vermesinin ve hâlâ devam etmesinin nedeni olarak görüyorlar" diyor.
Enerji ve ekonomi
Uluslararası Kriz Grubu'ndan Hamidreza Azizi, enerji tüketicisi olarak Çin'in savaşın devam etmesinden "zarar gördüğünü" söylüyor.
ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin 2025 tarihli bir raporuna göre, petrol Çin'in toplam enerji tüketiminin yaklaşık beşte birini oluşturuyor, ancak bu petrolün %70'inden fazlası ithal ediliyor.
Günde yaklaşık 1,4 milyon varil olan İran petrolü, geçen yıl Çin'in ham petrol ithalatının yalnızca %12'sini oluşturdu. Bu oran, %42'lik katkı sağlayan diğer Ortadoğu ülkelerinin çok gerisinde kaldı.
Çin, İran ve diğer Körfez üreticilerinden kaybettiği petrolün bir kısmını Rusya, Brezilya ve diğer ihracatçılardan gelen arzla telafi edebildi. Bölgeden satın aldığı doğalgazın yerine yenisini koymak ise çok daha zor olacak.
Çin'in devasa petrol rezervleri, ülkenin savaşın yol açtığı enerji şokunu atlatmasına yardımcı oldu. Rezervlerinin büyüklüğü devlet sırrı ancak tahminler 2025 yılı için 1 ila 1,4 milyar varil arasında değişiyor.
ABD'deki Columbia Üniversitesi'nden Çin enerji araştırmacısı Erica Downs, "Çin savaşa yaklaşık 1,4 milyar varil petrol rezerviyle başlasaydı, bu miktar 2025 seviyesinde Ortadoğu'dan yapılacak ithalatın 254 gününü karşılayabilirdi" diyor.
Savaşa rağmen Ortadoğu'dan hâlâ ithalatın devam etmesiyle Çin'in petrol rezervlerinin muhtemelen daha da uzun süre yeteceğini de ekliyor.
Ancak Reuters Asya Emtia Yazarı Clyde Russell'a göre Çin, son dört ayın üçünde (Ağustos da dahil) petrol rezervlerini kullanmak zorunda kaldı.
Downs "Pekin muhtemelen elinde hatırı sayılır bir rezerv kalsın diye stoklarını kullanmayı mümkün olan en kısa sürede durdurmayı tercih eder" diyor.
İran destekli Husi milislerinin Suudi Arabistan'a saldırılarını artırması ve Babülmendep Boğazı üzerindeki kontrollerini güçlendirmesi durumunda, küresel enerji piyasası daha da istikrarsız hale gelebilir.
İran savaşı nedeniyle ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar, küresel bir ekonomik krize bile yol açabilir ki bu da Çin'in ihracata dayalı ekonomisi için kötü bir haber.
2019'dan beri Çin'in ekonomik büyümesi yavaşlıyor. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi, emlak krizi, Batı ile ticaret gerilimleri ve artan yerel yönetim borçlarıyla boğuşuyor.
Sonuç olarak, Washington DC merkezli bir düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'ne göre, geçen yıl net ihracat Çin'in GSYİH büyümesinin %32,7'sini oluşturdu ve bu da 1997'den beri en yüksek seviye. İç tüketim durgun kalırken, ihracat ekonomik büyümeyi yönlendiren ana motor oldu.
Yaptırımlar, deniz ablukası ve müzakereler
Savaş çıkmaza girerken, Trump yönetimi Tahran üzerindeki ekonomik baskısını artırmaya devam ediyor. Washington, İran ekonomisini destekleyen şirketlerin, bankaların ve ülkelerin ikincil yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği konusunda uyarıda bulundu.
ABD, çeşitli Çinli şirket ve kuruluşlara yaptırımlar uygulamasına rağmen, şu ana kadar Çin'in büyük bankalarını hedef almaktan kaçındı. Bu temkinli yaklaşım, Washington ve Pekin arasındaki ticaret geriliminin hâlâ yüksek olduğu bir dönemde sergileniyor.
Pekin, "yasadışı tek taraflı yaptırımlara" karşı olduğunu ve İran ile işbirliğinin uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü savundu ve Washington'ın İran'a karşı mali yaptırımlara katılma talebine kamuoyu önünde onay vermedi.
İran uzmanı Azizi'ye göre, Çin, ABD'nin baskısı nedeniyle İran petrolü alımından geri adım atmayacak.
Azizi, "Çinliler, ABD'nin baskı yoluyla Çinli şirketleri ve bankaları kendi politikalarını uygulamaya zorlayabileceği bir emsalin oluşturulmasını istemiyorlar" diyor.
Ancak ABD'nin deniz ablukası, İran'ın Çinli alıcılara petrol ulaştırma kabiliyetini ciddi şekilde kısıtladı.
Reuters'ın haberine göre, İran mart ayında günde iki milyon varil petrol ihraç ederken, bu rakam Ağustos ayında günde 220 ila 255 bin varil arasına düştü ve ABD'nin 14 Temmuz'da deniz ablukasını yeniden başlatmasından bu yana İran ham petrol sevkiyatı Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Çin'e ulaşamadı.
ABD'deki George Washington Üniversitesi'nden İran uzmanı Mohammad Ghaedi'ye göre, abluka devam ederse, İran ve Çin arasındaki ticaret giderek kara yollarına sıkışacak. Bu yollar ise deniz taşımacılığına kıyasla daha pahalı ve ihracatı karşılama kapasitesi çok daha düşük.
Çin'in mali yaptırımların etkilerini hafifletme isteği, deniz ablukasına meydan okuma yeteneğine veya isteğine sahip olduğu anlamına gelmiyor.
Böyle bir ablukayı kırmak, Pekin'i Washington ile çok farklı bir çatışma düzeyine sürükleyebilir. Çin liderliğinin böyle bir bedeli üstlenmeye hazır olduğuna dair hiçbir işaret yok.
Dr. Ghiselli, Çin'in "savaşın müzakere yoluyla sona ermesini tercih ettiğini" açıkça belirttiğini ve bunun da İran'ın çatışmayı tırmandırmasını muhtemelen engelleyeceğini sözlerine ekledi.
"Bu, müzakerelerin yeniden başlamasına yardımcı olabilir de. Hatta İranlıları, Başkan Trump'ın bir tür zafer ilan etmesine ve bunu savaşı sona erdirmek için bir bahane olarak kullanmasına yardımcı olabilecek bazı tavizler vermeye bile itebilir."
Ancak Çin, müttefiki için anlaşmanın somut kazanımlar içermesi konusunda baskı yapacak. "Bunlar arasında yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş fonlara erişim ve askeri saldırıların sona ermesi yer alıyor" diyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.