25 Eylül 2026, Cuma · 03:04 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

İTB/Kestelli: Tarımda iklim değişikliğine göre planlama şart

İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli, rekoltenin fiyat baskısına dönüşmemesi için üretim fazlasının işlenip markalı ürüne çevrilmesinin önemine dikkat çekiyor. Kestelli, meyve-sebzede soğuk zincir yatırımları ve…

YAYINLAMA 25 Eylül 2026 00:00

GÜNCELLEME 25 Eylül 2026 00:06

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

İREM CEYLİN DEMİRCAN / İZMİR

Türkiye’de 2026 yılında birçok tarımsal üründe yüksek rekolte beklenirken, üretim artışının fiyat ve stok baskısına dönüşmemesi için gözler tarım politikalarına çevrildi. İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, yüksek rekoltenin tek başına yeterli olmadığını belirterek, üretim fazlasının katma değerli ürünlere dönüştürülmesi, depolama ve işleme kapasitesinin geliştirilmesi, üreticinin maliyetlerinin azaltılması ve iklim risklerine karşı dayanıklı bir üretim yapısının oluşturulması gerektiğini söyledi.

İklim değişikliğinin üretimdeki dalgalanmayı artırdığını anlatan Kestelli, tarım politikalarının buna göre yeniden şekillenmesi gerektiğini belirtti. Kestelli, “Geçtiğimiz yıl don, kuraklık ve susuzluğu konuşurken bu yıl yüksek yağışlarla karşı karşıya kaldık. Bundan sonraki dönemde üretimi geçmiş yılların iklim ortalamalarına göre planlamak zorlaşacak. Su kaynaklarının verimli kullanılması, tarımsal altyapının güçlendirilmesi, dijital tarımın yaygınlaştırılması ve üreticinin iklim risklerine karşı korunması gerekiyor. Üretici gelirlerindeki dalgalanmayı azaltmak için de finansman ve girdi maliyetlerini düşüren desteklerin yanı sıra ihracat kanallarının etkin kullanılması önemli. Vadeli işlem sözleşmeleri ve gelir sigortası gibi araçlar da fiyat riskine karşı üreticiye güvence sağlayabilir. Özellikle üzüm, kiraz, kayısı, şeftali ve elma gibi yüksek değerli ürünlerde don, dolu ve gölgeleme sistemleri yaygınlaştırılabilir. Ancak uygulanacak yöntem ürünün ekonomik değeri, bölgenin iklim riski ve yatırım maliyetine göre belirlenmeli. Amaç bir yıl çok üretmek değil, her koşulda sürdürülebilir üretim kapasitesine sahip olmak olmalı” dedi. Kestelli, sektöre yönelik değerlendirmelerini şöyle aktardı:

Rekolte artışını katma değere dönüştürmeliyiz

Bu yıl iklim koşulları birçok üründe rekolteyi rekor seviyelere taşıdı. Bu, sevindirici bir gelişme. Kuru üzüm ve kuru incir başta olmak üzere birçok üründe rekoltenin geçen yıla göre belirgin şekilde yükseldiğini görüyoruz. Uluslararası piyasalarda rekabet edebilmek için öncelikle satacak ürününüzün olması gerekiyor. Bunun yanında ürettiğimiz ürünün üzerine ne kadar katma değer koyabildiğimiz de en az üretim miktarı kadar önemli. Birçok firma işlenmiş ve katma değerli ürünler ile markalaşma konusunda önemli çalışmalar yürütüyor, Ar-Ge yatırımlarına ağırlık veriyor. Ancak bir tarımsal ürünü katma değerli bir ürüne dönüştürmek bir gecede gerçekleşmiyor. Bunun için fizibilite çalışması yapmak, pazar araştırmak, tüketici talebini anlamak ve o ürüne yönelik sürdürülebilir bir pazar oluşturmak gerekiyor. Bu yıl özelinde ise tarımsal ürünlerde iç tüketim ve ihracat kapasitemiz belli. Rekoltenin bu kapasitenin üzerine çıktığı ürün gruplarında dünya pazarlarında rekabetçi bir fiyat yakalayabilirsek sorun olmayacaktır. Ancak rekabetçi olamadığımız durumda bir miktar stok devriyle karşı karşıya kalabiliriz.

Yüksek rekolteyi yönetecek kapasitemiz var

Bu yılki yüksek rekoltelerin mevcut depolama, işleme, paketleme ve lojistik altyapısıyla karşılanabileceğini dile getiren Kestelli, “Elbette hasat dönemlerinde, özellikle üretimin yoğunlaştığı bazı bölgelerde ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alım yaptığı bazı ürün gruplarında geçici yığılmalar, depolama alanlarında doluluk ve kısa süreli yer bulma sorunları yaşanabilir. Ancak bunları sistemin genel kapasitesini aşan yapısal bir sorun olarak değerlendirmemek gerekir. Çünkü yüksek rekolte Türkiye’nin ilk kez karşılaştığı bir durum değil. Geçmiş yıllarda da birçok ürün grubunda yüksek üretim ve rekor rekolteler gördük. Bu ürünler alındı, depolandı, işlendi, paketlendi ve hem iç piyasada hem de ihracatta değerlendirildi. Dolayısıyla mevcut altyapımızın yüksek üretimi yönetebilecek bir deneyime ve kapasiteye sahip.

Yüksek rekolte üretici açısından tek başına iyi ya da kötü olarak değerlendirilemez. Burada esas olan, üretim miktarı ile fiyat arasındaki dengenin ve üreticinin maliyet yapısının birlikte değerlendirilmesi. Bir ürünün arzı arttığında fiyatında belirli bir düşüş yaşanması doğal. Ancak üretim miktarı da arttığı için üreticinin toplam geliri açısından farklı bir denge ortaya çıkabilir. Sadece ürünün kilogram fiyatına bakarak üreticinin gelirinin arttığını veya azaldığını söylemek doğru olmaz. Çünkü üreticinin maliyetleri geçmişe göre çok daha yüksek. Mazot, gübre, ilaç, yem, işçilik, enerji ve finansman maliyetlerindeki artış, üreticinin fiyat düşüşlerine karşı dayanıklılığını azaltıyor. Yüksek rekolte döneminde ürün fiyatının bir miktar gerilemesi normal piyasa koşullarında yönetilebilirken, üretim maliyetlerinin çok yüksek olduğu bir ortamda aynı fiyat düşüşü üretici açısından ciddi bir gelir kaybına dönüşebiliyor. Bu yüzden asıl odaklanmamız gereken konu düşük veya yüksek fiyat beklentisi değil, üreticinin maliyetlerini karşılayabildiği ve sürdürülebilir bir gelir elde ettiği bir piyasa yapısı oluşturmak olmalı.

Güçlü olduğumuz ürünlerde markalaşmalıyız

Türkiye, tarımsal ürünleri katma değerli ürüne dönüştürme konusunda son yıllarda önemli bir mesafe aldı. Özellikle gıda sanayimizin gelişmesi, işleme kapasitemizin artması ve ihracatçılarımızın farklı pazarlara yönelik ürün geliştirmesi bu dönüşümü hızlandırıyor. Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründe makarna, un, bisküvi, çikolata, şekerleme ve bitkisel yağlar gibi çok sayıda işlenmiş ürünle dünya pazarlarında güçlü bir konumdayız. Ancak önümüzde hala önemli bir fırsat alanı var. Özellikle yüksek rekolte gerçekleşen yıllarda, üretim fazlasını yalnızca ham madde olarak pazarlamak yerine daha fazla işleyerek, farklı ürünlere dönüştürerek ve markalaştırarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bu noktada üzüm ve incir gibi Türkiye’nin dünya çapında bilinen ve güçlü olduğumuz ürünleri özellikle önemsiyorum. Türkiye, kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı üçlüsünde dünya ihracatında zaten lider ülkeler arasında yer alıyor. Kuru üzüm ve kuru incirde önemli bir ihracat gücümüz var. Ancak bu ürünleri yalnızca geleneksel formlarıyla değil, gıda sanayisinin ihtiyaçlarına yönelik yeni ürünler, ara mamuller, atıştırmalıklar, fonksiyonel gıdalar ve farklı tüketici gruplarına hitap eden markalı ürünler haline getirme konusunda daha fazla yol alabiliriz.

İhtiyaca göre kapasite kurulmalı

Meyve ve sebzeyi işleyen sanayi önemli bir kapasiteye sahip; ancak bazı alanlarda altyapının geliştirilmesi gerekiyor. Salça, meyve suyu, dondurulmuş ürün, kurutulmuş meyve-sebze ve konserve gibi alanlarda ciddi bir üretim altyapımız var. Ancak rekoltenin normalin çok üzerine çıktığı yıllarda fazla ürünün tamamını sanayiye yönlendirmek gerçekçi değil. Çünkü sanayinin de belirli bir kapasitesi, hammadde alım programı ve pazar ihtiyacı var. Özellikle yaş meyve ve sebzede ürünün kısa sürede değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle soğuk hava, sınıflandırma, paketleme ve lojistik imkanlarının geliştirilmesi önemli. Türkiye’nin depolama altyapısının genel olarak yetersiz olduğunu söylemek de doğru değil. Özellikle lisanslı depoculukta ciddi bir kapasite artışı yaşandı ve faaliyette olan lisanslı depoların kapasitesi yaklaşık 15 milyon tona ulaştı. Ancak lisanslı depoculuk her ürün için uygun değil. Yaş meyve ve sebzede soğuk zincir, paketleme, sınıflandırma ve hızlı lojistik daha belirleyici. Bu nedenle gelişigüzel yatırımlar yerine, üretimin yoğun olduğu bölgelere ve ürün ihtiyacına göre kapasite oluşturulmalı. Özellikle Ege, Akdeniz ve bazı Batı Anadolu bölgelerinde üretim bölgelerine yakın soğuk zincir, paketleme ve işleme kapasitesinin geliştirilmesi önemli.

Tarım için 6 öneri

İTB Başkanı Işınsu Kestelli, Türkiye’nin tarımda sürdürülebilir büyümesi için şu önerileri paylaştı:

  • Su kaynakları verimli kullanılmalı, tarımsal altyapı güçlendirilmeli.
  • Üretim fazlası işlenerek katma değerli ve markalı ürünlere dönüştürülmeli.
  • Üzüm ve incir gibi güçlü olunan ürünlerde markalaşmaya ağırlık verilmeli.
  • Yaş meyve ve sebzede soğuk zincir, paketleme ve lojistik kapasitesi artırılmalı.
  • Üreticinin iklim ve fiyat risklerine karşı finansman, gelir sigortası ve vadeli işlem gibi araçlarla korunması sağlanmalı.
  • Amaç bir yıl çok üretmek değil, her koşulda sürdürülebilir üretim kapasitesine sahip olmak olmalı.

Tarımda markalaşmayı güçlendirmek için çalışıyor

1962 yılında Konya’da doğan Işınsu Kestelli, 1981 yılında İzmir Amerikan Kız Lisesi’nden, 1986 yılında ise Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Para ve Banka Bölümü’nden mezun oldu. Uluslararası bitkisel yağ sektöründe faaliyet gösteren Agrilink Tarım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Agritrade Tarım Ürünleri Loj. Dep. Ltd. Şti.’nin kurucusu ve ortağıdır. 1992 yılında İzmir Ticaret Borsası Nebati Yağlar Meslek Komitesi üyeliğiyle başladığı borsa yönetiminde, 1995 yılında Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 2003-2009 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Şubat 2009’da İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Kestelli, 2018 yılındaki seçimlerde de güven tazeledi. Tarımda katma değerli üretimin, markalaşmanın ve sürdürülebilirliğin önemini vurgulayan Kestelli, üreticilerin küresel pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasını savunuyor. Tarımsal ürünlerin işlenmesi, soğuk zincir altyapısının geliştirilmesi ve iklim risklerine karşı önlem alınması konularını gündeme taşıyor.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa Mama’s Creations CEO’su 927 bin dolarlık hisse sattı Investing Haberler · 16 dk önce Borsa Marc Grandisson, Howard Hughes Holdings hisselerinden 1,6 milyon dolar aldı Investing Haberler · 16 dk önce Borsa Howard Hughes COO Andrew Davis 64.489 dolar değerinde hisse aldı Investing Haberler · 17 dk önce Borsa ADARx Pharmaceuticals halka arzını hisse başına 17 dolardan fiyatladı Investing Haberler · 27 dk önce Borsa Emlak ilanlarına yeni düzenleme: Sözleşme şartı geliyor Finans Gündem (ing) · 28 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.