25 Eylül 2026, Cuma · 09:16 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

ABD-İran savaşını sona erdirme arayışı

ABD-İran savaşını sona erdirme arayışı

ABD açısından savaşın uzaması önemli maliyetler oluştururken, İran da askeri ve ekonomik baskı altında bulunuyor. ABD Kongresi araştırma birimi tarafından aktarılan verilere göre Amerikan askeri operasyonlarının maliyeti 1 Ağustos 2026 itibarıyla yaklaşık 38 milyar dolara ulaşmış durumda. Bunun yanında çatışmanın bölgeye yayılması, ABD'nin Körfez'deki üslerini ve müttefiklerini de risk altında bırakıyor.

Bu nedenle Washington açısından artık yalnızca askeri hedeflerin değil, savaşın nasıl sona erdirileceğinin de önemli bir gündem maddesi olduğu görülüyor.

Son gelişmelerin en dikkat çekici tarafı ise tarafların doğrudan olmasa bile yeniden iletişim kanallarını açması. Reuters'ın 23 Eylül tarihli haberine göre ABD ve İran arasında aylar sonra ilk kez arabulucular üzerinden mekik diplomasisi gerçekleştirildi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD tarafındaki Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın arabulucular üzerinden temas kurduğu bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump da görüşmenin yapıcı geçtiğini belirtti.

Bu gelişme, savaşın sona erdirilmesi için diplomasiye yeniden ağırlık verilmesi açısından önem taşıyor.

Ancak masada çözülmesi gereken çok sayıda sorun bulunuyor. İran, özellikle ABD'nin askeri baskısının ve liman ablukasının kaldırılmasını istiyor. Tahran yönetiminden yapılan açıklamalara göre Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması da ABD'nin askeri baskıyı azaltması ve İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırmasıyla ilişkilendiriliyor. İranlı bir yetkili, uygun şartların oluşması halinde boğazın yedi gün içinde yeniden açılabileceğini Reuters'a söyledi.

Burada Hürmüz Boğazı'nın ayrı bir önemi var. Çünkü dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan bu bölgedeki güvenlik sorunu, petrol ve doğal gaz fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla ABD ile İran arasında sağlanabilecek bir ateşkes yalnızca savaşın taraflarını değil, enerji ithalatçısı ülkeleri ve küresel piyasaları da yakından ilgilendiriyor.

İran'ın talepleri bununla da sınırlı değil. Son haftalarda Tahran tarafından dile getirilen şartlar arasında savaşın tüm cephelerde sona erdirilmesi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, deniz ablukasının kaldırılması ve ABD'nin İran'ın iç işlerine müdahale etmemesi gibi başlıklar bulunuyor. Bu şartlar İran'ın müzakere masasındaki temel önceliklerini ortaya koyuyor.

Washington'un yaklaşımı ise İran'ın nükleer kapasitesi, bölgesel askeri faaliyetleri ve güvenlik konularını kapsayan daha geniş bir çerçeve oluşturma yönünde. Dolayısıyla tarafların öncelikleri arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. Bu farklılıkların nasıl aşılacağı, görüşmelerin kaderini belirleyecek.

Bir başka önemli konu da daha önceki ateşkes deneyiminin yarattığı güvensizlik. ABD ile İran arasında Haziran ayında bir mutabakat yapılmış, ancak bu süreç daha sonra çökmüştü. Kongre Araştırma Servisi'nin değerlendirmesine göre Haziran 2026'da imzalanan mutabakatın ağustos ayında sona ermesinin ardından çatışmalar yeniden yoğunlaştı.

Bu nedenle yeni bir anlaşmanın yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerekiyor. Tarafların birbirlerinin verdiği sözlere güvenmesini sağlayacak denetim mekanizmaları, aşamalı uygulamalar ve üçüncü tarafların garantileri gündeme gelebilir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun bu süreçte önemli bir diplomatik zemin oluşturduğu da görülüyor. Körfez ülkelerinin ABD ile İran arasında üst düzey görüşme sağlanması için girişimlerde bulunduğu bildiriliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington'un İranlılarla görüşmeye açık olduğunu ifade etti.

Bütün bunlara rağmen diplomatik temasların başlamış olması, savaşın kesin olarak sona ereceği anlamına gelmiyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler'deki konuşmasında İran'ın teslim olmayacağını söylerken diplomasinin hâlâ mümkün olduğunu belirtti. Böylece Tahran bir yandan müzakereye kapıyı açık tutarken diğer yandan askeri ve siyasi pozisyonundan geri adım atmadığını gösteriyor.

Bence bugün gelinen noktada en önemli mesele, tarafların birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışmasından çok, savaşın maliyetini azaltacak bir çıkış yolu bulabilmesidir. Çünkü uzayan her savaş yalnızca silah ve asker maliyeti yaratmıyor; petrol fiyatlarından taşımacılığa, sigorta giderlerinden gıda fiyatlarına kadar geniş bir ekonomik zinciri etkiliyor.

Türkiye açısından da gelişmeler yakından izlenmeli. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin azalması enerji maliyetleri açısından önemli olabilir. Petrol fiyatlarında yaşanabilecek düşüş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını ve dolayısıyla cari dengeyi etkileyebilir. Aynı zamanda bölgedeki tansiyonun düşmesi, ticaret yollarının normalleşmesi ve yatırımcı güveninin güçlenmesi açısından da önem taşıyor.

Sonuç olarak ABD ile İran arasında yeniden başlayan diplomatik temaslar, savaşın sona erdirilmesi açısından yeni bir aşamaya işaret ediyor. Fakat önümüzde hâlâ çok zorlu bir müzakere süreci bulunuyor. Hürmüz Boğazı, yaptırımlar, nükleer program, güvenlik garantileri ve karşılıklı askeri faaliyetler masanın en ağır başlıkları olacak.

Diplomasinin yeniden devreye girmesi önemli bir gelişme. Bundan sonraki aşamada asıl belirleyici olan ise tarafların savaş meydanındaki söylemlerinden müzakere masasındaki somut adımlara geçip geçemeyecekleri olacak.

İlgili Haberler
Makroekonomi 2027 MEMUR EMEKLİ MAAŞ ZAMMI | 2027'de memur ve SSK, Bağ-Kur emeklileri ne kadar alacak? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Emekli promosyonları ne kadar? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Trilyonlarca dolarlık rekabet! ABD ve Çin, ekonomik "silahlanma yarışı" içinde CNBC-e · 18 dk önce Makroekonomi Morgan Stanley dolarda yön değiştirdi: Piyasaları endişelendiren tahmin CNBC-e · 19 dk önce Makroekonomi Karadeniz'de petrol için yeni adım: TPAO ruhsat tescilini yaptı CNBC-e · 20 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.