YAYINLAMA 25 Eylül 2026 09:58
GÜNCELLEME 25 Eylül 2026 10:03
ESRA ÖZARFAT / BURSA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa'da TEKNOSAB Lojistik Park Temel Atma Töreni ve Hepsiburada İş Birliği Protokolü İmza Töreni’nin ardından Bursa Ticaret Sanayi Odası’nda iş insanlarıyla bir araya geldi. Yılmaz’a AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve BTSO Başkanı İbrahim Burkay eşlik etti. Toplantıda iş insanlarına hitap eden Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin makro temellerinin sağlam olduğunu belirterek, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürüleceğini söyledi. Yılmaz, genel finansal koşulları iyileştirme hedefinden vazgeçmeden imalatçı, ihracatçı, KOBİ, esnaf ve çiftçiyi seçici politikalarla desteklemeye devam edeceklerini açıkladı. Yılmaz, Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonomide jeopolitik gerilimlerin, savaşların ve korumacı politikaların arttığı bir dönemden geçildiğini belirten Yılmaz, ABD ile Çin arasındaki tarife savaşları ve Avrupa Birliği’nin sanayisini korumaya yönelik adımlarının yeni bir ekonomik döneme işaret ettiğini söyledi. Yılmaz, küresel ekonomik ve siyasi dönüşümün yanı sıra yeşil ve dijital dönüşümün de ülkelerin rekabet gücünü belirleyeceğini ifade etti. Buna sosyal dönüşümün de eklendiğini belirten Yılmaz, dijital, yeşil ve sosyal dönüşümü gerçekleştirebilen ülkelerin yeni dönemde daha güçlü konuma geleceğini kaydetti.
Pazarlarındaki büyüme ihracatı zorluyor
Türkiye’nin ihracat pazarlarındaki büyümenin küresel büyümenin gerisinde kaldığına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 70’inin Avrupa Birliği ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkelerin yüzde 90’ından fazlasında bu yılki büyüme beklentisinin yüzde 1,6 düzeyinde olduğunu belirten Yılmaz, AB için beklentinin yüzde 1,2, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi için ise yüzde 0,5 daralma yönünde olduğunu ifade etti. Bu tabloya rağmen Türkiye’nin ihracat performansını sürdürdüğünü belirten Yılmaz, ağustos itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 280 milyar doları, hizmet ihracatının ise 125 milyar doları aştığını söyledi. Böylece mal ve hizmet ihracatının toplamının 405 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Yılmaz, ihracatın niteliğinde de iyileşme yaşandığını belirterek, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payının 2024’te yüzde 40 iken 2026’da yüzde 44’e yükseldiğini açıkladı. Miktar bazında ihracatın sınırlı artmasına karşın kilogram başına ihracat değerinin yükseldiğini belirten Yılmaz, “Hem ihracatımızı artırıyoruz hem de ihracatın niteliğini artırıyoruz” dedi.
“Makroekonomik temellerimiz sağlam”
Türkiye ekonomisinin temel göstergelerinin güçlü olduğunu savunan Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında bulunduğunu belirtti. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının makul seviyelerde tutulduğunu ifade eden Yılmaz, cari açığın da yönetilebilir düzeyde olduğunu söyledi. Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sona erdiğini belirten Yılmaz, Merkez Bankası rezervlerinin ve bankacılık sisteminin güçlü seviyelerde bulunduğunu ifade ederek, “Makroekonomik temellerimiz sağlam, Türkiye’nin ekonomik temelleri sağlam” dedi.
Büyüme beklentisi yüzde 3,3
Türkiye ekonomisinin geçen yıl yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, bu yıl için büyüme beklentisinin küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle yüzde 3,3’e çekildiğini açıkladı. Büyümenin iç ve dış talebin dengelendiği bir kompozisyonda sürdüğünü belirten Yılmaz, yatırımların büyümeye katkısının tüketimden daha yüksek olduğunu söyledi. Özellikle verimliliği artırmaya yönelik yatırımların hızlandığını kaydeden Yılmaz, bunun toplam faktör verimliliğine de yansıdığını ve Türkiye’nin büyüme potansiyelini uzun vadede desteklediğini ifade etti.
“Programın ana çerçevesini değiştirmeyeceğiz”
Konuşmasının ekonomi politikalarına ilişkin bölümünde enflasyonu temel öncelik olarak gösteren Yılmaz, son dönemde enflasyonda yataylaşma görüldüğünü söyledi. En son yüzde 31,5 seviyesindeki enflasyonun önemli bölümünün savaş kaynaklı kalemlerden etkilendiğini belirten Yılmaz, savaşın etkilerinin ortadan kalkmasıyla enflasyondaki aşağı yönlü eğilimin yeniden belirginleşmesini beklediklerini kaydetti. Yılmaz, enflasyonla mücadele programının ana çerçevesinin değişmeyeceğini, ancak değişen şartlara göre programda uyarlamalar yapılabileceğini vurguladı. “Genel finansal koşulları iyileştirme mücadelemizden, ana çerçevemizden vazgeçmeden seçici olarak imalatçımızı, ihracatçımızı, KOBİ’lerimizi, esnafımızı, çiftçimizi, üretken kesimleri koruma politikasındayız” diyen Yılmaz, bu yaklaşımın kredi ve destek mekanizmalarıyla sürdürüldüğünü ifade etti.
Arz tarafında dört öncelik
Enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasıyla yürütülemeyeceğini belirten Yılmaz, maliye politikaları ve arz yönlü politikaların da devrede olduğunu söyledi. Bu kapsamda konut, gıda, enerji ve lojistik alanlarına dikkat çekti. Konut maliyetlerinin yanı sıra gıda ve ulaşımın vatandaşların harcamalarında önemli bir ağırlığa sahip olduğunu belirten Yılmaz, özellikle gıda arzının artırılmasının enflasyonla mücadele açısından önem taşıdığını ifade etti. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması ve lojistik altyapının güçlendirilmesinin de üretim maliyetleri ve rekabetçilik açısından önem taşıdığını söyledi. Yılmaz, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye açısından istikrar ve öngörülebilirliğin korunmasının temel öncelik olduğunu belirterek, kamu ve özel sektörün istişare içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.