25 Eylül 2026, Cuma · 12:28 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Küresel tahvil piyasalarında son 15 yılın en sert satış dalgası: Dr. Gözde Sarak'tan kritik analiz

Dünya genelinde tahvil piyasalarında son 15 yılın en geniş kapsamlı satış dalgası yaşanırken, Nasıl Bir Ekonomi TV YouTube kanalında yayınlanan Anadolu Yatırım ile Piyasalarda Açılışa Doğru programında değerlendirmelerde…

YAYINLAMA 25 Eylül 2026 11:07

GÜNCELLEME 25 Eylül 2026 11:11

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

Tahvil piyasalarında son 15 yılın en yaygın satış dalgalarından biri gözlemleniyor. Yaşanan bu satış baskısı tek bir ülke ile sınırlı kalmayıp küresel bir boyut kazanmış durumda. ABD 30 yıllık tahvil faizinin 2004’ten bu yana en yüksek seviyeyi gördüğünü belirten Dr. Gözde Sarak, Almanya 10 yıllık faizlerinin 2011, İngiltere’nin 2008 ve Japonya 10 yıllık faizinin ise yaklaşık 30 yıl sonra ilk kez %3 seviyesini aştığını vurguladı.

Bu sert satış dalgasının arkasında petrol şokuyla yeniden yükselen enflasyon, devletlerin ve şirketlerin eş zamanlı yoğun borçlanması ile doların güvenli liman konumunun tartışılması yatıyor. Bu dönemin en dikkat çekici tarafının faiz ile dolar arasındaki klasik ilişkinin bozulması olduğunu ifade eden Dr. Sarak, normal şartlarda ABD faizleri yükseldiğinde doların değer kazanması gerekirken, bu yıl faiz artışına rağmen doların değer kaybettiği tablolarla karşılaşıldığını aktardı. Yabancı yatırımcıların ABD tahvilini yalnızca faiz getirisi için değil, likit piyasa güvencesi (güven primi) nedeniyle tuttuğuna işaret eden Dr. Sarak, bu primin aşınması halinde faizler yükselse dahi doların zayıflayabileceğini belirtti.

Teknoloji şirketlerinin borçlanması ve iki farklı kriz senaryosu

Piyasadaki satış baskısına yönelik ING analizlerine de değinen Dr. Sarak, teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımları sebebiyle ağustos sonu itibarıyla 356 milyar dolarlık yoğun bir borçlanmaya gittiğini ve bu rakamın 2025 projeksiyonlarının iki katına ulaştığını dile getirdi. Bu durumun arz kaynaklı teknik bir ihraç baskısı mı yoksa güven priminin erimesine dayalı yapısal bir problem mi olduğu sorusunun piyasada tartışıldığını belirtti.

Tahvil piyasasındaki tarihsel büyük satışları literatür ışığında iki gruba ayıran Dr. Sarak, 1994 iletişim hatası, 2020 nakit sıkışması veya 2022 İngiltere krizi gibi durumların sert fakat kısa süren 'kaza' niteliğinde hareketler olduğunu ifade etti. İkinci türün ise 1965-1970 yıllarında ABD’de yaşanan enflasyon ve kamu borcu kaynaklı, daha yavaş ilerleyen ancak daha uzun ve derin kayıplar yaşatan dönüşler olduğunu vurguladı. Mevcut konjonktürün; yükselen petrol fiyatları, devasa bütçe açıkları ve faiz artıran ABD Merkez Bankası (Fed) ile ikinci senaryoya çok daha yakın durduğunu kaydetti.

ABD bütçe açığı, Fed kararları ve dolara güven tartışması

ABD’deki makroekonomik dengelere dikkat çeken Dr. Sarak, yıllık bütçe açığının yaklaşık 2 trilyon dolara, kamu borcunun ise 40 trilyon doların üzerine çıktığını hatırlattı. Fed’in 16 Eylül’de 2023’ten bu yana ilk kez faiz artışı yaptığını ve şahin duruşunu sürdürdüğünü belirten Dr. Sarak, ABD Hazinesinin ise tahvil geri alımlarıyla uzun vadeli faizleri aşağı çekmeye çalıştığını, bu iki kurumun zıt yönlü adımlarının kamu borcu ile para politikası arasındaki gerilimi canlı tuttuğunu ifade etti.

‘Dolara güven çöküyor’ şeklindeki iddialı söylemleri verilerle değerlendiren Dr. Sarak, son 10 yılda Merkez Bankası rezervlerinde doların payının yalnızca 1,5 puan gerilediğini ve altının payındaki artışın büyük kısmının yeni alımlardan ziyade fiyat artışından kaynaklandığını bildirdi. Kripto varlıklar tarafında ise ABD Senatosu'nun 15 Eylül’de kripto yasasını reddetmesinin ardından Bitcoin’in düzenleme haberlerinden ziyade ‘paranın değer kaybı endişesiyle’ altın benzeri fiyatlandığını, ancak finansal stres anlarında Bitcoin’in altın gibi tam bir güvenli liman işlevi görmediğini ve olası bir likidite sıkışmasında riskli varlıklarla birlikte satılabileceğini vurguladı.

Piyasalarda çıkış yolu ve Türkiye için alınacak dersler

Piyasalarda teknik rahatlamanın öncelikli olarak petrol fiyatlarının gerilemesi ve şirket ihraçlarının yavaşlamasıyla mümkün olabileceğini aktaran Dr. Sarak, enflasyonun yapışkan kalması, bütçe açıklarının daralmaması ve faizlerin yüksek seyretmesi durumunda tahvil ile hisse senedi piyasalarının eş zamanlı baskı altında kalabileceği uyarısında bulundu.

Türkiye açısından bu tablodan çıkarılması gereken en kritik dersin 2013 yılındaki varlık alımlarını azaltma sürecine dayandığını belirten Dr. Sarak, küresel şokların ve dış finansman baskılarının yaşandığı bu tür dönemleri yalnızca makroekonomik temelleri sağlam ülkelerin en az hasarla atlatabildiğinin altını çizdi.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa İstanbul`daki konut tercihinde dikkat çeken değişim Uzmanpara · az önce Borsa İstanbul`da balıkçılık sezonunda tezgahlara bolluk geldi Uzmanpara · az önce Borsa Tarıma 750 milyon dolar destek Uzmanpara · az önce Borsa Emlak Katılım'dan Birevim ve Katılımevim açıklaması Uzmanpara · az önce Borsa EPDK`dan elektrikli araçlar için yeni düzenleme Uzmanpara · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.