Kâr havuzu yer değiştirirken ayrışma, en çok modeli satın almakla değil; işini en hızlı ve en disiplinli biçimde yeniden icat edebilmekle ilgili olacak. “Ne kadar yapay zekâ modeli aktive ettik?” yanlış soru; sorulması gerekenlerse “Hangi kâr havuzu savunulamaz hale geliyor? Hangi iş, baştan tasarlanmadan ajanın içine gömülürse sadece yeni bir maliyet katmanı yaratmış olur?”
26 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Yönetim Danışmanı METİN TABALU
İnternet satmayı ve teslimatı ucuzlattı. Yapay zekâ ise servisin kendisini üretmeyi ucuzlatıyor. Haziranda McKinsey’nin yapay zekâ kolu QuantumBlack, “Simbiyotik İşletme” çalışmasında yapay zekânın bir firmadaki iş süreçlerini adeta nasıl yeniden kurduğunu anlattı. Eylül başında Bain & Company ise aynı dönüşümün ekonomik karşılığını ortaya koydu: 2035’e kadar 4,7 trilyon dolarlık kurumsal kâr havuzu el değiştirecek. İnternetin 20 yılda yarattığı kayma 1,4 trilyon dolardı. Yeni dalganın ölçeği üç katından fazla ve zaman dilimi ise yarısı.
Mesele yalnızca rakamın büyüklüğü değil. Bain’in ayrımı kritik: İnternet esas olarak bir dağıtım teknolojisiydi; müşteriye ulaşmayı ucuzlattı. Yapay zekâ ise bir üretim teknolojisi. Malın ve hizmetin kendisini üretme maliyetini aşağı çekiyor. Bu nedenle etkisi, internetin görece sınırlı dokunduğu alanlara da uzanıyor: İmalata, sağlığa, hatta ilaç araştırmasının çekirdeğine... Bain’e göre sektörlerin yüzde 71’i yapısal olarak dönüşecek. İnternet devriminde bu oran yüzde 41’de kalmıştı.
Peki yönetim kurulu masasında hâlâ hangi soru soruluyor? Çoğu zaman aynı soru: “Kaç kişilik işi otomasyona bağladık?” Bain’in 92 sektörlük analizi, bu sorunun nasıl biraz eksik kaldığını gösteriyor. 4,7 trilyon dolarlık kaymanın yalnızca 1,1 trilyonu, yani yaklaşık dörtte biri, verimlilik artışından geliyor. 2,2 trilyon doları yeni ürün ve hizmetlerden, 1,3 trilyon doları ise pazar payının el değiştirmesinden. Fırsatın da yıkımın da dörtte üçü, mevcut işi biraz daha ucuza yapmanın ötesinde oluşuyor.
Dört kümede sektörler
Sektörler dört kümeye ayrılıyor. İlk kümede teknolojinin temelini kuranlar var: Bulut, veri merkezleri, yarı iletkenler, temel modeller ve enerji. Bu alanlar 1,5 trilyon dolarlık talep patlamasını sırtlayacaklar.
İkinci küme ise yeniden, hatta baştan kurgulanacak sektörlerden oluşuyor; onun da büyüklüğü yaklaşık 1,5 trilyon dolar. İlaç ve sağlıkta hızlı hareket eden yerleşik oyuncular konumlarını güçlendirebilir. Buna karşılık yazılım, otomotiv, danışmanlık, hukuk ve lojistikte yeni düzenin kazananları henüz belli değil.
Üçüncü küme 1,3 trilyon dolarlık artırımlı güçlendirme alanı. Burada iş modeli tamamen değişmeyebilir ancak yavaş kalan şirketin marjı sıkışabilir.
Dördüncü ve “devrim” kümesi ise daha küçük: 0,3 trilyon dolar. Müşteri desteği ve bilişimde teslimat katmanı yapay zekâya kaydıkça, kâr da zekâ katmanını kontrol eden tarafa doğru hareket ediyor. İki yıl geride kalan bir şirketin, açığını yalnızca teknoloji satın alarak kapatamayacağı düşünülüyor.
McKinsey aynı dönüşümü işletmenin içinden okuyor. Şirketlerin yüzde 80’inden fazlası en az bir bölümünde yapay zekâ kullanıyor. Yazılım ajanlarıyla deney yapanların oranı yüzde 62. Ancak ajanları gerçekten ölçekleyenlerin payı yüzde 10’un altında. Sorun, yapay zekânın çoğu zaman mevcut işin içine bir eklenti olarak yerleştirilmesi. Sonuç bireysel verimlilikte 5-15 puanlık iyileşme olabilir ancak bu artış çoğu zaman kâr-zarar tablosunda belirginleşmiyor.
Asıl sıçrama “augmentation”, yani mevcut çalışanı güçlendirmekten çok, çalışma biçiminin kendisini yeniden icat etmekten gelecek.
Teknolojinin gelişim çizgisi bu değişimi açıklıyor. 2022’nin üretken modelleri metin yazabiliyordu ama hafızasızdı. 2024’ün ilk ajanları görev dizilerini yürütebildi; eksik olan kurumun karar kurallarıydı. 2025’ten itibaren akıl yürütme modelleri standart sınavlarda insan performansını aşmaya başladı.
Asıl farkı ise ajan becerisi yaratıyor. Bu beceri, yalnızca ne yapılacağını değil, belirli bir şirkette nasıl yapılacağını da kodluyor. Genel amaçlı bir ajan nazik bir hasar yanıtı yazar. Kurumsal beceriyle donatılmış olanı ise poliçe değerine ve yetki eşiğine bakarak iadeyi tetikler. McKinsey Global Institute’ye göre Avrupa ile ABD’deki çalışma saatlerinin kabaca yüzde 65’i bilişsel, yüzde 35’i fiziksel. Bilişsel saatlerin yaklaşık üçte ikisi, fiziksel saatlerin üçte biri bugünkü teknolojiyle teorik olarak otomasyona açık. Toplam potansiyel çalışma saatlerinin yüzde 60’ına yaklaşıyor.
Bu oran bir varsayımsal tahmini değil; teknik potansiyeli gösteriyor. Elektrikte olduğu gibi yayılım yıllara, hatta on yıllara da yayılabilir. İşler gerçekten yeniden tasarlandığında kazancın boyutu da değişiyor. “İki vardiyalı yazılım fabrikası” modelinde gündüz insan ekipleri yönü belirliyor ve çıktıyı kabul ediyor; gece ise ajanlar kodu ve testleri paralel yürütüyor. Bir Avrupa kamu hizmeti şirketinde ses ajanı çağrıların yüzde 40’ından fazlasını doğruluyor; çağrı maliyeti kabaca yarıya iniyor. Amazon’un bir milyonu aşkın robotu da insanı robota dönüştürmekten çok, operasyonel akışı algoritmanın etrafında yeniden kurma yaklaşımını gösteriyor.
McKinsey bu yapı ölçeklendiğinde “simbiyotik işletme”den söz ediyor: Rollerinin yüzde 75’i ciddi bir yeniden tasarım gerektiriyor. İnsan yargıya ve istisnalara kayarken maliyet hesabı da emekten hesaplama ve çıkarım hacmine doğru değişiyor. Üstüne “bilişsel vergi” ekleniyor: Temel modeller ve bulut birkaç sağlayıcıda yoğunlaştıkça performansın bir bölümü dışarıda belirlenen fiyatlara bağlanıyor.
Kalıcı üstünlük modele erişimde değil ve dönüşüm de bir teknoloji projesi olmayacak... Değerden geriye doğru tasarlanmış bir hedef model; yeniden icat ile taktik güçlendirmenin birlikte ilerlemesi; ajanın okuyup eyleyebildiği veri; tek sağlayıcıya bağlanmayan eşgüdüm ve en tepede tempoyu belirleyen bir sponsor gerekecek.
Doğru sorular “ne kadar yapay zekâ modeli aktive ettik?” değil de “Hangi kâr havuzu savunulamaz hale geliyor? Hangi iş, baştan tasarlanmadan ajanın içine gömülürse sadece yeni bir maliyet katmanı yaratmış olur?” şeklinde.
Kâr havuzu yer değiştirirken ayrışma, en çok modeli satın almakla değil; işini en hızlı ve en disiplinli biçimde yeniden icat edebilmekle ilgili olacak. Bu 10 yılın asıl rekabeti teknolojiye erişimde değil, işin nasıl yapılacağını yeniden tanımlamakta yaşanacak.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.