TÜRKONFED tarafından Elazığ’da düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi’nde konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, bugün iş ve geleceğe dair plan yapmanın her zamankinden daha zor olduğunu söyledi. Gazze konusunda Batı’nın yaklaşımını eleştiren Koç, “Avrupa’nın en ufak ahlaki inandırıcılığı kalmadı” dedi.
26 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Nurdoğan A. ERGÜN
TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi, “Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık” temasıyla Elazığ’da başladı. İki gün sürecek zirvenin açılışında konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, tarihi kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçildiğini vurgulayarak, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan, kurallara dayandırılan düzenin; büyük ölçüde ABD tarafından ciddi şekilde yıpratıldığını ifade etti.
“İş yapmaya alıştığımız küresel nizam değişiyor, rehber sayılan uluslararası kurumlar ve kurallar aşınıyor” diyen Koç, “Daha düne kadar küresel ekonomiye ilişkin kanıksadığımız kabullerimiz vardı. Lakin dünün kabulleri bugünün dünyasını anlamakta artık yetersiz kalıyor. Bugün devletlerin kural-kaide tanımadan, münferit çıkarları uğruna dünyayı kolayca ateşe atabildiğini görüyoruz. Bilgiye ve teknolojiye erişim artarken, beklentilerinin aksine insanlığın akıl ve uzlaşı yolundan uzaklaşmaya başladığına tanıklık ediyoruz” dedi.
“Avrupa’nın en ufak ahlaki inandırıcılığı kalmadı”
Konuşmasında Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sınırların yeniden cebren değişebildiği bir dönemi gösterdiğini anlatan Koç, Gazze’deki soykırımı ilişkin de kritik değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de yaşanan soykırımın insanlık trajedisine dönüştüğüne dikkat çeken Koç, “Uluslararası hukukun ve uluslararası kurumların düştüğü aczi gözler önüne serdi. Maalesef artık Avrupa’nın en ufak bir ahlaki inandırıcılığı kalmamıştır ve bunun da hepimizi etkileyen çok vahim neticeleri olacaktır” diye konuştu.
Ticaret koridorları, üretim üsleri ve lojistik ağının küresel rekabetin temel unsurları haline geldiğini dile getiren Koç, “Ülkemiz de bu denklemde merkezi bir konumdadır. Dolayısıyla coğrafi konumumuzun sunduğu fırsatlardan azami düzeyde istifade etmemiz gerekir. Türkiye sanayisi, pek çok bölgesel rakibinden daha güçlü ve çeşitli bir üretim altyapısına sahiptir. Hizmet sektöründe turizm gibi geleneksel alanlara ilave olarak teknoloji girişimciliği gibi yüksek katma değerli alanlarda da başarılı örnekler ortaya çıkarabilmektedir. Bankacılık ve finans sektörü de Türkiye ekonomisinin önemli dayanaklarından biridir” ifadelerini kullandı.
“Yeni hareket sahaları oluşturmamız şart”
“Potansiyelimizin en gerisinde olsak da geleceğe umutla bakmamızı sağlayan bu dinamik yapının gelişmesinde Avrupa ile kurduğumuz güçlü iktisadi bağların büyük payı vardır” diyen Koç, şöyle devam etti: “Bugün mal ticaretimizin yüzde 40’ı, hizmet ticaretimizin yüzde 30’undan fazlası Avrupa Birliği ile gerçekleşmektedir.
Avrupa’nın Amerika ve Çin karşısındaki gerilemesi, bizi de kaçınılmaz olarak olumsuz etkilemektedir. Avrupa Birliği’nin bazı politikaları, Türkiye’yi kendi ekonomik ve stratejik parçası olarak görmekten ziyade dış ortak olarak konumlandırma eğilimini güçlendiriyor. Bu durumun kalıcı hale gelme ihtimali Türkiye için çok büyük bir risk taşımaktadır.
Bu çerçevede Avrupa ile sıkı bağlarımızı korurken, değişen dünyada ekonomik ilişkilerimizi Avrupa dışında da çeşitlendirmemiz ve yeni hareket sahaları oluşturmamız şarttır. Yakın coğrafyamızda Avrupa’nın yerini kısa vadede doldurabilecek güçlü ve istikrarlı bir alternatif gözükmese de çok kutuplu dünya fazla sayıda fırsatlar sunuyor. Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika ile geliştireceğimiz iktisadi ilişkiler, farklı ekonomik merkezlerle iş birliğimiz imkânını yaratıyor. Bu ilişkilerin geliştirilmesine ve ilerlemesine yardımcı olarak atılan diplomatik adımları da memnuniyetle izliyoruz.”
“Kalıcı istikrarın ön koşulu koşulsuz demokrasi”
Konuşmasında ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin de görüşlerini bildiren Koç, “Ülkemizde terör belasının sona erdirilmesine yönelik gayretleri de büyük umutla takip ediyoruz. Bu süreçler, ülke içinde birliğin pekişmesine, bütün olarak Türkiye’nin ama özellikle Doğu ve Güneydoğumuzun iktisadi potansiyelini büyük ölçüde artıracaktır” dedi.
“Fiyat istikrarı kalıcı olmalı”
Yüksek enflasyon gündemine ilişkin de açıklamalarda bulunan Ömer Koç, şunları söyledi: “Türkiye son dönemde fiyat artışlarını dizginlemeye odaklanmış olsa da enflasyon maalesef halen çok yüksek seyrediyor. Finansman maliyetleri de reel sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Bu ortam sanayimiz açısından büyük bir dezavantaj yaratıyor. Nitekim üçüncü ülkelerde stratejik sektörler yalnız jeopolitik avantajlılıktan değil, ucuz kredi gibi desteklerle de önemli ölçüde destekleniyor. Dolayısıyla fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi, finansman maliyetlerinin yatırımı destekleyecek seviyelere inmesi rekabet gücümüz açısından hayati önem taşıyor.
“Makro ekonomik istikrar için yapısal reform şart”
İhracatta da rekabet şartlarının ağırlaştığının altını çizen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Koç, “Dünya, Çin’in ölçeği ve maliyet avantajı karşısında zorlanırken, Türk lirasının son dönemde reel olarak değer kazanması ihracatçımızın üzerindeki baskıyı artırmıştır. Uzun vadede bu baskıyı aşmanın yolu; derinliği ve katma değeri artıran rekabet gücümüzü daha sağlam bir zemine taşımaktan geçiyor. Fakat üretim yapısındaki böyle köklü bir dönüşüm uzun yıllar alacaktır. Dolayısıyla bu geçişi, mevcut sanayi altyapımızı ve istihdamımızı gözeten bir anlayışla yönetmek mecburiyetindeyiz. Bütün bu dönüşümleri destekleyecek yapısal reformları artırmak, makroekonomik dengelerde kademeli bir denge kurabilmek için şarttır” diye konuştu.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.