YAYINLAMA 27 Eylül 2026 13:12
GÜNCELLEME 27 Eylül 2026 13:13
Kırda yemek yemenin kendine özgü bir tadı vardır. Henüz sofraya bir şey gelmeden başlar üstelik. Açık havada iştahımıza karışan kokular, yaprakların arasından süzülen ışık, akşam serinliğini haber veren hafif bir esinti… Bir süre sonra çevremizde olup bitenlerle birlikte yemeye başlarız. Günün nasıl yavaşça çekildiğini fark eder, şehirde çoğu zaman gözümüzden kaçan küçük değişiklikleri izleriz. Sofranın saati, biraz da doğanın saatine uyar.
Çocukluğumuzun kır sofralarını düşünelim. Evde hazırlanıp özenle taşınan yiyecekleri, örtünün üzerine yerleştirilen tabakları, elden ele dolaşan ekmeği… Hafızamızda kalan, yediklerimizle birlikte orada geçirdiğimiz zamandır. Uzayan sohbet, bir türlü kalkılmayan sofra, dönüş yoluna kadar bizimle gelen açık hava duygusu. Yemeğin keyfini belirleyen şeyler arasında nerede ve kimlerle yediğimizin ne büyük payı olduğunu böyle anlarda daha iyi anlarız.
Bir bağın içinde kurulan sofra, bu yakınlığa başka bir anlam daha katıyor. Çevremizdeki asmalar, emek verilerek yetiştirilen, mevsim boyunca bakılan canlılar. Toprağın hazırlanmasından budamaya, meyvenin olgunlaşmasını beklemekten hasada kadar uzanan bir çalışma var orada. Biz birkaç saatliğine sofraya otururken, aylar boyunca süren bu emeğin içine konuk oluyoruz. Önümüzdeki yemeğe bakışımız da bulunduğumuz yerle birlikte değişiyor.
Bursa’yı toprağından okumak
Tola Restaurant’ın kurucu ortağı ve mutfak şefi Atakan Özen tarafından hayata geçirilen Tola Bağ Yemekleri’nde Bursa’nın ürünlerinden, üreticilerinden ve bağ kültüründen yola çıkan buluşmalar, mutfağın coğrafyayla ilişkisini sofraya taşıyor.
2026 yazı boyunca cumartesi akşamları bağların arasında düzenlenen yemekler, 12 Eylül’deki sezon finaliyle tamamlandı. Her buluşmanın menüsü, o dönemin ürünlerine göre yeniden hazırlandı. Bursa ve çevresinin sebzeleri, meyveleri, bağ ürünleri, mevsimin sunduğu çeşitlilik içinde değerlendirildi. Aynı yerde kurulan sofralar, yaz ilerledikçe değişen tatlara açıldı.
Tola Restaurant’ın kurucu ortağı ve mutfak şefi Atakan Özen
Menüyü mevsim yazınca
Mevsiminde yemek üzerine çok konuşuyoruz. Bunun mutfaktaki karşılığı dikkat ve sabır gerektiriyor. Ürünü izlemeyi, üreticiyi dinlemeyi, bazen tasarlanan bir yemekten vazgeçip o gün elde olanın peşinden gitmeyi… Toprakla çalışan bir mutfağın kendi planları kadar doğanın koşullarına da kulak vermesi gerekiyor.
Bağ yemeklerinde menülerin her buluşmada yeniden oluşturulması, mevsimin tabakta da izlenebilmesi demek. Bir önceki sofrada yer alan ürün, sonraki buluşmada yerini başka bir tada bırakabiliyor. Böylece yazın ilerleyişini, ışığın ve havanın değişimiyle birlikte yediklerimizden de anlayabiliyoruz.
2018’den bu yana Bursa gastronomisi üzerine çalışan Özen, yaklaşımını anlatırken toprağın, mevsimin, üreticinin ve kentin hafızasının bugün nasıl yorumlanabileceği üzerinde duruyor. Bursa mutfağını yaşayan üretim kültürüyle birlikte ele alıyor.
Mutfak hafızasının devamlılığı da bu ilişkiye bağlı biraz. Tariflerin yazılı olduğu sayfalar kadar onları uygulayan ellerde, malzemeyi seçerken gösterilen dikkatte, pişirme sırasında verilen küçük kararlarda yaşıyor o hafıza. Bir ürünün ne zaman olgunlaştığını bilen üreticiyle onun tadını korumaya çalışan şef arasında kurulan bağ, geleceğin mutfağına da yön veriyor.
Sofranın porselene uzanan hikâyesi
Bu sofralarda yemekler Bonna tabaklarında sunuldu. Serinin porselen sponsoru olan markanın varlığı, sofraya ilişkin başka bir soruyu da akla getiriyor: Yediğimiz ürünlerin nereden geldiğini merak ederken, onları sunan tabakların nasıl üretildiğine ne kadar bakıyoruz?
Porselenin biçimi, dokusu, yemekle kurduğu renk ilişkisi elbette önemli. Bir tabağı elimize aldığımızda onun üretiminde kullanılan kaynakları, harcanan enerjiyi, kullanım ömrünü de düşünmek mümkün. Doğaya duyulan saygı, sofranın bütününe yayıldığında daha anlamlı hâle geliyor.
Bonna, kendi sürdürülebilirlik açıklamalarında yerel kaynak kullanımını, atık yönetimini, geri dönüştürülebilir malzemeleri ve uzun ömürlü ürünleri öne çıkarıyor. Markanın geri dönüştürülmüş malzemelerle üretilen porselen koleksiyonları da bulunuyor. Dayanıklılığı ve uzun süre kullanılabilmeyi tasarımın bir parçası olarak ele alan bu yaklaşım, sofradaki eşyanın ömrünü de düşünmeye çağırıyor.
Bonna’nın üretim ve ürün geliştirme çalışmalarında dile getirdiği bu hassasiyet, bağ sofrasının doğayla kurduğu ilişkiyi daha geniş düşünmek için bir vesile.
Sofrada kalan mevsim
Kırda yemek yerken sohbetin de çevreye açıldığını düşünürüm. Masanın biraz ötesindeki ağaç, uzaktan gelen bir ses, gökyüzündeki mehtap ve yıldızlar, ışığın değişmesi konuşmaya karışır. Dikkatimiz yemeğe yönelir, sonra yeniden çevremize döner. Yemekle bulunduğumuz yer arasında gidip gelen bu bakış, sofrada geçirilen zamanı zenginleştirir.
Tola’nın 12 Eylül’de kurduğu son sofra, 2026 sezonunu kapattı. Özen ise önlerinde öğrenilecek daha çok şey olduğunu söylüyor:
“Bursa’nın toprağından, bağlarından ve üreticisinden öğrenecek daha çok şeyimiz var.” Yeni yaz sezonunda, değişen mevsimlerden ve üretim döngüsünden beslenen sofralarla devam etmeyi planlıyorlar.
Bir şefin coğrafyasına bu merakla yaklaşması kıymetli. Bursa’yı anlatacak yeni yemeklerin, önce Bursa’yı dikkatle dinlemekten doğacağını düşünüyorum. Üreticinin söylediklerini, toprağın o yıl verdiklerini, mevsimin nasıl geçtiğini bilmekten…
Kırda güzel bir sofradan kalkarken insanın aklında bazen tek bir tat kalır, bazen bütün bir akşam. Eve döndükten sonra da hatırlanan o duygunun içinde ışık vardır, serinlik vardır, sohbet vardır. Bir de yediğimiz şeyin yetiştiği yere duyduğumuz yakınlık… Bursa’nın bağlarında kurulan sofralar, o yakınlığın ne kadar besleyici olabileceğini hatırlatıyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.