İran, Hürmüz Boğazı’nın açılması için ABD’ye ilettiği şartlara arabulucular üzerinden gelecek yanıtı beklerken, Trump Tahran’ın 7 günlük ateşkes teklifini “kabul edilemez” diyerek reddetti. Krizin en yoğun döneminde küresel petrol ve doğal gaz arzının yüzde 14’ü kesintiden etkilendi. Alternatif hatlar, stratejik stoklar ve talepte düşüş etkiyi sınırladı.
28 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Hürmüz Boğazı’ndaki krizin çözümü için diplomatik temaslar sürerken, İran ile ABD arasında şartlar konusunda henüz uzlaşma sağlanamadı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda ABD’ye ilettikleri şartlara ilişkin arabuluculardan henüz kesin bir yanıt almadıklarını açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Erakçi, ABD’deki temasları kapsamında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından belirlenen şartların arabulucular aracılığıyla karşı tarafa iletildiğini söyledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın teklifine ilişkin açıklamalarını gördüklerini belirten Erakçi, “Henüz arabuluculardan cevap alınmadı. Elbette ABD Başkanı’ndan hem iyi hem de çelişkili açıklamalar duyuluyor. Biz arabulucular vasıtası ile kesin cevabı bekliyoruz, gelecek cevaba göre karar alacağız” dedi. Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın açılması için İran’ın öne sürdüğü şartların uygulanması gerektiğini ve bu konuda geri adım atmayacaklarını belirterek, diplomasi ve müzakere yolunu kapatmadıklarını ifade etti.
Trump İran’ın teklifini reddetti
İran heyeti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında ABD’de gerçekleştirdiği temaslarda, Katar’ın arabuluculuğunda Washington’a Hürmüz Boğazı’nın açılması için 7 şart sunmuştu. Ancak Trump, İran’ın teklifini kabul etmediklerini açıkladı. Trump, Tennessee’ye gitmeden önce Beyaz Saray bahçesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’ın 7 günlük ateşkes teklifini reddettiğini söyledi. İran’ın teklifinin “kabul edilemez” olduğunu belirten Trump, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla anlaşma yapmak istediğini savundu. Trump, İran’ın boğazı kapatarak küresel ticareti zora soktuğunu ve ABD’nin buna karşı askeri bir abluka uyguladığını söyledi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ABD ile 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptına bağlı olduklarını ve bunu uygulamaya istekli olduklarını açıkladı. CBS News’e konuşan Pezeşkiyan, müzakere sürecinde sorunların çıkabileceğini ancak anlaşmazlıkların sabır, hoşgörü ve toleransla çözülmesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan ayrıca İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğini belirterek, “Nükleer silah geliştirmek haramdır” ifadesini kullandı.
“Ticaret yapamazsak kimse yapamaz”
Diplomatik trafik sürerken İran tarafından Hürmüz Boğazı konusunda sert mesajlar da gelmeye devam ediyor. İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi, bölgedeki güvensizliğin tüm ülkeleri etkileyeceğini belirterek, “Eğer İran ticaret yapamaz ve yaşayamaz ise bölgede hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nın İran açısından “izzet ve şeref” olduğunu savunan Hatemi, “düşman ülkelerin” bu su yolundan yararlanmasına izin vermeyeceklerini söyledi. İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekreminiya da ABD ve İsrail’in olası saldırılarda daha fazla zarar göreceğini savunarak İran silahlı kuvvetlerinin muhtemel saldırılara karşı hazırlıklı olduğunu belirtti.
Krizin faturası küresel enerji arzına çıktı
Hürmüz’deki kesintinin enerji piyasalarındaki etkisi ise krizin yalnızca bölgesel bir ulaşım ve güvenlik sorunu olmadığını ortaya koydu. McKinsey Küresel Enstitüsünün “Artçı Etkiler: Hürmüz Boğazı Krizinin Ötesinde Enerji Güvenliği” raporuna göre, kesintinin en yoğun döneminde küresel petrol ve doğal gaz arzının yüzde 14’ü sekteye uğradı. Raporda bu etkinin 1970’lerdeki petrol şoklarının yaklaşık iki katına, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 2022’deki en yüksek etkisinin ise yaklaşık altı katına ulaştığı belirtildi. Etkilenen enerji arzının yüzde 91’ini petrol oluşturdu. Doğal gaz tarafında ise doğrudan etkilenen arzın payı yüzde 3’te kaldı. Hürmüz Boğazı’ndan savaş öncesinde küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si ve küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si geçiyordu. Ancak LNG’nin küresel gaz arzındaki payının yüzde 15’ten düşük olması, doğal gaz piyasasındaki doğrudan etkinin petrol piyasasına kıyasla daha sınırlı kalmasını sağladı.
Buna karşın enerji sistemindeki baskı tamamen ortadan kalkmış değil. Rapora göre ağustos sonu itibarıyla küresel çapta stoklardan yaklaşık 500 milyon varil petrol kullanıldı. Bu miktarın küresel ekonominin yaklaşık beş günlük petrol ihtiyacına denk geldiği hesaplanıyor. Körfez’deki rafinerilerde hem Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar hem de doğrudan hasarlar nedeniyle üretimin dörtte birinden fazlası düştü. Rusya’da da temmuz ortasında günlük yaklaşık 2 milyon varillik rafineri kapasitesi devre dışı kaldı. Diğer bölgelerdeki rafineriler yüksek kapasiteyle çalışsa da söz konusu kayıpların tamamının telafi edilememesi küresel fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdı. Alternatif güzergahların kendisinin de bölgesel gelişmelere karşı kırılgan olması enerji güvenliği açısından yeni bir sorun oluşturuyor. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı’nın saldırılar nedeniyle eylülde geçici olarak kapatılması da bu riskin örneklerinden biri oldu. Hürmüz krizinin ardından enerji güvenliğini güçlendirmek için yeni boru hatları ve alternatif güzergahlar yeniden gündeme geldi. McKinsey’nin analizine göre halihazırda devam eden veya tartışılan önlemlerin 2030’a kadar hayata geçirilmesi durumunda, yeni bir Hürmüz şokunda kriz öncesindeki petrol akışlarının yüzde 35 ila yüzde 70’i alternatif güzergahlarla karşılanabilir. Bu, günlük yaklaşık 7 milyon ila 15,5 milyon varillik petrol akışına karşılık geliyor. Hürmüz’ü es geçen boru hatlarında kriz öncesinde günlük yaklaşık 4,5 milyon varillik yedek kapasite bulunurken, planlanan yatırımlarla bu kapasitenin 2030’da yaklaşık 6,5 milyon varile ulaşması bekleniyordu. Kriz sonrasında gündeme gelen ilave projelerin de hayata geçirilmesi halinde, Hürmüz’e alternatif toplam yönlendirme kapasitesinin günlük 13 milyon varile kadar çıkabileceği hesaplanıyor.
Stoklar ve talep düşüşü devrede, kriz sınırlandı
Küresel petrol stokları da krizin etkisini sınırlayan önemli unsurlardan biri oldu. Rapora göre petrol stoklarının kullanılması, oluşan açığın yaklaşık yüzde 20’sini karşıladı. Küresel stoklardan günlük yaklaşık 3,5 milyon varil petrol kullanılırken bunun yaklaşık 2,5 milyon varili Uluslararası Enerji Ajansı üyelerinin koordineli stok kullanımından, yaklaşık 1 milyon varili ise Çin’den geldi. Açığın yaklaşık yüzde 45’i ise petrol tüketimindeki düşüşle dengelendi. Küresel petrol tüketimi günlük yaklaşık 6,8 milyon varil geriledi. Böylece Hürmüz’deki fiziksel arz kesintisinin küresel piyasalarda aynı ölçekte bir arz açığına dönüşmesinin önüne geçildi.
Günlük 15,5 milyon varillik açık oluştu
Hürmüz Boğazı’ndan 2025’in son çeyreğinde günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol geçerken, kriz döneminde bu akışın yaklaşık 3,3 milyon varillik bölümü devam etti. Bu tablo küresel petrol piyasasında günlük yaklaşık 15,5 milyon varillik bir arz-talep açığının oluşmasına yol açtı. Ancak enerji piyasası farklı kanallar üzerinden bu açığı kapatmaya çalıştı. Hürmüz’ü es geçen alternatif boru hatları, diğer üreticilerdeki üretim artışı, stratejik petrol stokları ve talepteki gerileme devreye girdi. Açığın yaklaşık yüzde 35’i alternatif boru hatları ve Hürmüz dışındaki üretim artışıyla karşılandı. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin Fucayra’ya uzanan hattının daha yoğun kullanılması sayesinde günlük yaklaşık 4,7 milyon varillik ilave petrol akışı Hürmüz dışından piyasaya yönlendirildi. Brezilya, Kazakistan, ABD ve Venezuela başta olmak üzere Hürmüz dışındaki üreticilerin ilave üretimi de günlük yaklaşık 500 bin varillik katkı sağladı.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.