28 Eylül 2026, Pazartesi · 01:05 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Türkiye'nin sahip olduğu altın potansiyeli yeniden hesaplanmalı

Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, 1990'lı yıllarda 6 bin 500 ton olarak hesaplanan altın potansiyelinin güncel koşullarda yeniden incelenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin mevcut sahalarla yılda 50…

YAYINLAMA 28 Eylül 2026 00:00

GÜNCELLEME 28 Eylül 2026 00:07

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

MEHMET KAYA / RİZE

Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, Türkiye’nin altın rezervine yönelik çalışmaların 1990’lı yılların başında yapıldığını hatırlatarak, yeni incelemelere ihtiyaç olduğunu söyledi. Mehmet Yılmaz, 4. Maden Arama Kurtarma Yarışması için bulunduğu Rize’de bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. 1990’lı yıllarda jeolojik verilere dayalı yapılan bir modellemeyle 6 bin 500 ton dolayında bir altın potansiyeli tahmin edildiğini hatırlatan Yılmaz, bu miktarın bir “rezerv” (jeolojik olarak varlığı ispatlanmış, çıkarılması teknolojik olarak mümkün ve karlı olabilecek miktar tahmini) olmadığını kaydetti. Türkiye Kanada İş Konseyi Başkanı da olan Yılmaz, Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkilerin çok iyi bir seviyeye geldiğini, özellikle küçük nükleer santrallere yönelik işbirliğinin öne çıktığını, teknoloji transferinin dahi masada olduğunu belirtti.

Dünyada altın fiyatlarının geldiği seviye, daha da yükselme ihtimaline işaret eden Mehmet Yılmaz, “O günkü koşullarda (1990’lı yıllar başında yapılan çalışma sırasında) 300 dolar (ons fiyatı) üzerinden belli bir alana cevher diyebiliyordunuz. Ancak altının onsu şu anda 4 bin dolara çıktıysa, eskiden ekonomik bulmayıp ‘çöp’ diye baktığınız şeyler de artık cevher niteliği kazandı ve bu potansiyel alan genişledi” yorumunu yaptı.

Nevada altın yataklarına benziyor

Geçen zaman içinde güncelleme yapılmama nedenine yönelik soruya Mehmet Yılmaz, “Aslında o güncelleme devlet tarafından yapılabileceği gibi özel sektör ya da üniversiteler tarafından da yapılabilecek bir çalışmadır. Bana göre çok iyi bir akademik tez veya doçentlik tezi konusu olabilir. Yapılması da son derece mümkündür. Tekrar aynı konuya döneceğim, o dönem 6.500 ton olarak ifade ettiğimiz potansiyelin biz yaklaşık 1.500 tonluk kısmını ürettik” dedi.

Önceki çalışmanın Türkiye’nin jeolojik yapısına benzeyen ABD Nevada’da altın yatakları bulunan Carlin Kuşağı (Carlin Trend) ile benzerliğinden de faydalanılarak yapıldığını anlatan Yılmaz, yeni çalışma ihtiyacına vurgu yaparak, “MTA gibi kurumlarımız var, MTA buna bakar, gerçekçi bir rakam ortaya koyar, sizi de beni de ikna eder ve spekülasyon ortadan kalkar. Size kesin ve net başka bir veri daha söyleyeyim. Bugün Türkiye'de, ruhsat sahiplerinin elinde bulunan, izin bekleyen ve açılmak üzere olan irili ufaklı altın yataklarını toplarsak, Türkiye yılda çok rahat 50 ton altın üretebilecek kapasitededir” dedi. Türkiye’de üretilen altının 2025’te 28 ton olarak gerçekleştiğini, bu yıl için de yakın bir miktar beklendiğini vurgulayan Mehmet Yılmaz, üretilen altının tamamının Merkez Bankası tarafından alındığını hatırlattı.

Altın değerini koruyor, mutlaka faturalı olmasına dikkat edilmeli

Mehmet Yılmaz, altın fiyatlarındaki dalgalanmayı işaret ederek, ziynet eşyası olmayan altının hala güçlü bir yatırım alternatifi olup olmadığı sorusuna, altının değerini uzun vadede koruyan bir araç olduğunu belirterek, özellikle Türkiye ve TL söz konusu olduğunda avantaj yarattığını vurguladı. Dünyada altın ons fiyatı ile ABD dolarının ters yönlü hareket ettiğini, nadiren ikisinin aynı anda yükseldiğini hatırlatan Yılmaz, "Ancak Türkiye'de dolar kuruyla altının aynı anda yükseldiği durumlar çok sık yaşanmaya başladı. Bu da basketboldaki 'double double' tabiri gibi çifte etki yaratıyor. Dünyada dolar zayıflasa bile Türkiye'deki ekonomik dinamikler çok farklı işliyor. Bunun temel sebebi dış ticaret açığıdır, çünkü sürekli yurt dışına döviz akıtıyoruz ve maalesef madencilik ürünleri ithal ediyoruz. Konu buraya nasıl geldi diyeceksiniz, aslında çok basit. Yaklaşık 105-110 milyar dolar dış ticaret açığımız var. Bunun 45 milyar dolarlık kısmını oluşturan doğal gaz ve petrolü çıkardığınızda, geriye kalan açık büyük ölçüde madencilik kaynaklıdır. İthal edilen madencilik ürünlerinin de neredeyse yarısını altın oluşturuyor. Hal böyle olunca, döviz kuru ile altın fiyatları çok uzun zamandır birlikte hareket ediyor" yorumunu yaptı. Yılmaz, her türlü altın alımında da bireyleri mutlaka kayıtlı, faturalı olarak satın alma ve faturasını da saklama tavsiyesinde bulundu.

Kanada ile ilişkiler iyi seviyede, nükleer işbirliği çok önemli

TMD başkanlığı yanında, DEİK Türkiye Kanada İş Konseyi Başkanı da olan Mehmet Yılmaz, bu ülke ile ilişkilerin çok iyi bir seviyede olduğunu belirterek, özellikle nükleer enerji alanındaki işbirliğinin dikkat çekici olduğunu vurguladı. Kanada'nın Trump yönetiminin tutumu nedeniyle, ikili ekonomik ilişkilerini çeşitlendirme arayışı içinde olduğunu, yeni seçilen Kanada Başbakanı ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın farklı zamanlardaki görüşmelerinin de ilişkilere ivme kazandırdığını belirten Mehmet Yılmaz, özellikle nükleer enerji alanındaki işbirliğinin önemine dikkat çekerek şu yorumu yaptı:

"Açıkçası (iki ülke dış ticaret hacmi) utanç verici bir seviyede. Yaklaşık 2,5-3 milyar dolar civarında kalmış durumda. Fakat çok kritik bir aşamaya girdik. Eğer söz konusu iş birliği (nükleer enerji) gerçekleşirse, Kanada ile en az 100 yıl sürecek köklü bir ilişkimiz olacak, bu iş birliğinin temeli nükleer enerjiye dayanıyor. Nükleer enerji alanında Kanadalılarla bir ön anlaşma imzaladık. Bunun sebebi, Kanada'ya ait CANDU teknolojisinin dünyadaki en makul ve aynı zamanda teknoloji transferine olanak tanıyan bir sistem olmasıdır. Rusya ve Çin'in sunduğu teklifler maalesef bu imkanı sağlamıyor. Bizim Kanada'ya yönelmemizin asıl nedeni de tam olarak budur (teknoloji transferi). Rusya ve Çin 'Size nükleer teknolojiyi vermeyiz' diyor. Bu, santralin yakıtını da sürekli olarak onlardan almak zorunda kalacağımız anlamına geliyor. Ancak Kanada'nın CANDU teknolojisi böyle bağımlılıklar yaratmıyor. Ayrıca SMR (Küçük Modüler Reaktör) sistemleri var. Bunlar daha küçük boyutlu, mobil yapılabilen ve ham uranyumu doğrudan yakıt olarak kullanabilen reaktörlerdir."

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa Okyanusların yüzde 90'ı sıcak deniz dalgası riski altında Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Fon ödemelerinde öncelik, 1 milyon liranın altındaki hesaplara verilecek Ekonomim · 1 saat önce Borsa Altında 'tahvil stresi' derinleşiyor Ekonomim · 1 saat önce Borsa Bessent: Fed faizlerde "açık fikirli" olmalı Foreks · 4 saat önce Borsa Dışişleri Bakanlığı'ndan Mescid-i Aksa baskınına kınama Dünya Gazetesi · 4 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.