Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, 4. Maden Kurtarma Yarışması’nın ardından altın fiyatları, Türkiye’nin altın potansiyeli ve üretim kapasitesine ilişkin açıklamalarda bulundu.
ABD ekonomisi ve jeopolitik gelişmelerin altın fiyatları üzerinde etkili olduğunu belirten Yılmaz, altının “güvenli liman” özelliğini koruduğunu ifade etti.
Yılmaz, “Altının onsu yıl sonuna kadar 4 bin 500 ile 5 bin dolar aralığını görebilir. 4 bin 500 dolar kritik bir direnç noktası. Eğer bu seviye aşılırsa daha yüksek seviyeleri test edecektir. 2027'de de altının önü açık görünüyor” diye konuştu.
Dünya genelinde altının ortalama üretim maliyetinin ons başına 2 bin 400 dolar seviyesinde olduğunu belirten Yılmaz, “En kötü senaryoda bile fiyatın 3 bin dolar seviyesinin çok altına inmesi pek mümkün görünmüyor. Bu seviyelere gerilese de dolar kurundaki olası artışı hesaba katmak gerekiyor. En kötü ihtimalle belirli bir seviyede dengelenir ve yatırımcısına büyük kayıp yaşatmaz.” değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, mevcut savaş ortamında kritik ticaret güzergahlarında yaşanan aksaklıkların nakit akışını olumsuz etkilediğini ve bazı aktörleri ellerindeki altını satmaya yönlendirdiğini söyledi. Bu durumun altın fiyatlarında beklenen yükselişi sınırladığını ifade etti.
Küresel ticaret koşullarının normalleşmesi halinde altın üzerindeki baskının azalabileceğini belirten Yılmaz, “Analistlerin bir kısmı, dünyada yeniden huzur ve sakinlik sağlandığında altının üzerindeki baskının kalkacağını ve ons fiyatının 500-1000 dolar arasında ek prim yapacağını öngörüyor.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin altın potansiyeli en az 10 bin ton
Türkiye’nin altın potansiyeline yönelik kapsamlı modellemenin güncellenmesi gerektiğini belirten Yılmaz, 1990’lı yılların başında yapılan jeolojik modellemede ülkenin altın potansiyelinin 6 bin 500 ton olarak hesaplandığını söyledi.
Geçmişte ekonomik olarak işletilebilir kabul edilmeyen bazı kaynakların da cevher niteliği kazandığını belirten Yılmaz, “Altının ons fiyatını o dönemdeki 300 dolardan bugünkü seviyelere taşıdığınızda, Türkiye'nin altın potansiyelinin en az 10 bin ton olarak ifade edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun bir rezerv değil, potansiyel olduğunun özellikle altını çiziyorum.” dedi.
Üretime geçmeye hazırlanan ve izin süreci devam eden projelere de değinen Yılmaz, “Ruhsat sahiplerinin elinde bulunan, izin bekleyen ve açılmaya hazırlanan irili ufaklı altın yataklarını topladığımızda Türkiye'nin yılda 50 ton altın üretebilecek kapasitesi bulunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
DEİK Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanlığını da yürüten Yılmaz, Türkiye ile Kanada arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde son dönemde önemli bir ivme yakalandığını belirtti.
Nükleer enerji alanında atılan adımların iki ülke arasındaki uzun vadeli işbirliğine katkı sağlayabileceğini ifade eden Yılmaz, Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile Kanada merkezli AtkinsRealis arasında Türkiye’de nükleer enerji santrallerinin geliştirilmesine yönelik işbirliğini öngören mutabakat zaptı imzalandığını hatırlattı.
Yılmaz, anlaşma kapsamında Kanada’nın CANDU reaktör teknolojisinin Türkiye’de uygulanabilirliğinin değerlendirildiğini, DEİK Türkiye-Kanada İş Konseyi olarak ekimde Toronto Global Forum’a katılacaklarını ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.