Yeni sektör sınıflamasının uygulandığı 2023-25 dönemine ilişkin bilanço ve gelir tablosu verileri, reel sektörde durumun hiç de iyi gitmediğine işaret ediyor. Sektör bilançoları verilerinin ortaya koyduğu görünüm ana hatlarıyla şöyle:
- İdari kayıtlara dayalı olarak yapılan bu araştırma 2025 yılı için 1 milyon 150 bin firmanın verilerinin toplamından oluşuyor. Bu firmaların yüzde 56’sı 2025 yılını kârla kapatırken yılı zararla kapatanların oranı yüzde 42’yi buldu. Yani kârlı her 3 işletmeye karşılık 2 işletme zarar etti.
- Reel sektör girişimlerinin aktif büyüklüğü 2025 yılında yüzde 27.12, 2023-25 arasındaki iki yılda ise toplam yüzde 83.18 arttı. Yani reel sektörün aktif büyüklüğü enflasyon artışı karşında yenik düştü. TÜİK’in gayrisafi yurtiçi hasıla hesaplarında kullandığı deflatör ile hesaplarsak reel sektörün aktifleri, 2025 yılında reel olarak yüzde 6.84, son iki yılda ise toplam yüzde 15.77 eridi. Aynı işlemi TÜİK’in yılsonu TÜFE değerleriyle yaptığımızda ise aktiflerdeki erime 2025 yılı için yüzde 2.88, 2023-25 arası iki yıl için yüzde 3.07 olarak hesaplanıyor.
- Öz kaynaklardaki reel kayıp daha yüksek... GSYH deflatörüne göre öz kaynaklar 2025 yılında reel olarak yüzde 15.75, son iki yılda ise toplam yüzde 25.75 küçüldü. Yani öz kaynakların dörtte biri iki yıl içinde eridi. TÜFE’ye göre özkaynaklardaki reel kayıp 2025 yılı için yüzde 12.17, 2023-25 dönemi için ise yüzde 14.54.
- Yıllar arasında firma sayısı da arttığı için konuya firma başına ortalama değerler açısından da bakmakta yarar var. Bu durumda aktif büyüklüğü ve özkaynak erimesi daha da artıyor. GSYH deflatörü ile firma başına iki yıllık reel kayıp, aktiflerde yüzde 27.70’e, öz kaynaklarda yüzde 33.61’e çıkıyor.
- Reel sektörde aktif ve özvarlık erimesinin yanı sıra bir olumsuz bilanço gelişmesi de borç-öz kaynak dengesinde görülüyor. Toplam kaynaklar içinde öz kaynakların payı, enflasyon değerlendirmesinin de etkisi ile 2023 yılında yüzde 51.91’e çıkmıştı. Bu oran iki yılda 6.14 puanlık bir düşüşle 2023 yılında yüzde 45.77’ye geriledi.
- Buna paralel olarak 2023 yılında öz kaynakların yüzde 92.94’ü kadar olan borçlar, 2025 yılında 25.85 puanlık bir artışla öz kaynakların yüzde 118.48’i düzeyine çıktı.
- Kısa ve uzun vadeli borçlar arasındaki denge yaklaşık olarak aynı kaldı. Ancak her ikisinin de toplam kaynaklar içindeki payı arttı. Kısa vadeli borçların toplam kaynaklar içindeki payı, iki yılda yüzde 35.30’dan yüzde 39.69’a, uzun vadeli borçların payı yüzde 12.79’dan yüzde 14.54’e yükseldi.
- Gelir tablosu cephesindeki manzara da bilanço cephesinden çok farklı değil. Reel sektörün net satış gelirleri yaklaşık olarak enflasyon artışına paralel bir artış gösteriyor. Ancak faaliyet kârında son iki yılda ciddi bir reel düşüş var. Reel sektörün toplam faaliyet kârı, GSYH deflatörüne göre son iki yılda reel olarak yüzde 31.30 oranında azaldı. 12 aylık TÜFE ortalamalarına göre ise faaliyet kârındaki reel düşüş yüzde 30.12 olarak hesaplanıyor.
- Reel sektörün net kâr erimesi çok daha yüksek boyutta. Net kârdaki iki yıllık reel düşüş GSYH deflatörüne göre yüzde 45.72’yi, 12 aylık ortalamalarla TÜFE’ye göre ise yüzde 44.79’u buluyor. Yani iki yılda net kârlar, enflasyon karşısında yarı yarıya erimiş durumda.
- Finansman giderleri de reel olarak bir gerileme göstermiş. Finansman giderlerindeki 2 yıllık reel düşüş GSYH deflatörüne göre yüzde 6.12, 12 aylık ortalama TÜFE’ye göre yüzde 4.51 düzeyinde.
- Buna rağmen kârlardaki düşüşte finansman giderleri önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Çünkü finansman giderlerinin faaliyet kârına oranında çok ciddi bir artış var. 2023 yılında finansman giderleri faaliyet kârının yüzde 56.77’si düzeyindeydi. 2025 yılında ise finansman giderleri faaliyet kârının yüzde 77.57’si düzeyine tırmandı. Yani faaliyetlerden elde edilen kârın her 10 lirasının yaklaşık 8 lirası faiz ödemesine gitti. 2009 yılına kadar uzanan veri setinde finansman giderinin faaliyet kârına oranının son iki yılda çıktığı düzeyin üzerinde bir oranı, sadece Rahip Brunson ve Trump tehdidi krizinin yaşandığı 2018 yılında görüyoruz.
- Burada kısa vadeli borçlar için yapılan faiz ödemesinin toplam finansman maliyeti içindeki payındaki artış da dikkat çekiyor. 2023 yılında toplam finansman giderleri içinde kısa vadeli borç faiz ödemelerinin payı yüzde 77.84 iken 2025 yılında yüzde 84.74’e çıktı.
Bu veriler reel sektör bilançosunun ve gelir-kâr performansının son iki yılda hatırı sayılır ölçüde aşındığını gösteriyor. Üstelik reel sektördeki aşınma, TÜİK verilerine göre ekonominin iki yılda toplam yüzde 7.34, yatırımların da yüzde 10.24 büyüdüğü bir dönemde yaşandı. Birbiriyle çelişen bu iki gelişme, sorunu daha karmaşık hale getiriyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.