29 Eylül 2026, Salı · 09:41 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Dopamin siteleri ile nefsini köreltmek

Dopamin siteleri ile nefsini köreltmek

İki Hintli genç Hindistan’da bir yemek sitesi açmışlar. Sitede 22 ülkenin mutfağından 319 çeşit yemek var. Bu ülkeler arasında Türkiye de var. Türk mutfağına girdim. Bakın neler var: Adana kebap, İskender kebap, mantı, karnıyarık, testi kebabı, menemen, lahmacun, içli köfte, pide. Adana kebabını promosyon olarak koymuşlar, bedava. Diğer yemekler de, bizim Meclis Lokantası kadar olmasa da, ucuz. Örneğin, karnıyarık 250 lira, İskender 350 lira.

Yemekleri seçtim. İki lahmacun ve iki içli köfte istedim. 788 lira tuttu. Site, siparişim hakkında bilgi de verdi. İlk mesaj: Siparişiniz gerçekleşti. İkinci mesaj: Mutfak siparişinizi hazırlıyor. Üçüncü mesaj: Kurye siparişinizi aldı. Son mesaj: Nerdeyse kapınızda. Son mesajdan hemen sonra bilgisayardan telefon sesi geldi. Ekrandaki telefon düğmesine dokununca kuryenin sesini duydum: “Ben, kuryeniz. Siparişiniz bende. Binanızın dışındayım. Fakat kapınızı bulamıyorum; ne caddenizi, ne de şehrinizi. Çünkü hiç bir yiyecek de yoktu. Özür dilerim. Hiç bir şey de ödemediniz. Gerçekte siz kazandınız“

Gerçekten de gelen yiyecek falan yoktu. Bu sitede her şey sahte idi. Ama Hintli çocuklar baştan söylemişti. Sitenin adı bile manidardı: “Yiyecek Asla Gelmez“ (Food never comes). Şöyle bir sloganları da vardı: “Yiyecek siparişini ver, hesabı ödeme“ (Order the food. Skip the bill). Ben BBC haberindeki bu siteye(https://foodnevercomes.com/#menu) girdim. “Siz merak etmiş girmişsiniz, başka kim girecek ki“ demeyin. Siteyi 2,7 milyon kişi ziyaret etmiş.

Söz konusu haber, BBC sitesinde “Hintliler ödeme yapmadan alışveriş yapmanın heyecanını keşfediyorlar“ diye yayımlandı. (https://www.bbc.com/news/articles/cwn741v5rdpxo)

Kovalamak yakalamaktan zevkli mi?

Hintli gençler böyle bir siteyi kurarken ilhamı birinin annesinden almışlar. Genç şöyle demiş: “Annem alışveriş sitelerine girer. Sepetini doldurur. Ama sonra alırım deyip bırakır“. Görünen o ki, annesi sepeti doldurduktan sonra alışveriş dürtüsünü kaybedermiş. Öte yandan, kendi yaşamlarından da esinlenmişler. Çalışırken yemek siparişi verirlermiş, ama gerçekten karınları acıktığı için değil, can sıkıntısından. Asıl hoşlarına giden, yemeği ısmarlama ritüeli imiş.

Bütün bunların bir bilimsel açıklaması da var. Örneğin, University Michigan’dan sinir bilimci(Neuroscience) Profesör Kent Berridge “İsteme“ (wanting) ve “Hoşlanma“ (liking) üstüne bir teori geliştirmiş. Dopamin (Dopamine) denen beyin hormonu bir şeyi istememizi sağlıyor. Hoşlanma da o peşinde olduğumuz şeyi elde ettiğimizde aldığımız zevk. Ve denilen o ki, bir şeyi kovalarken alacağımız zevk, onu elde ettiğiniz zaman alacağınız zevkten daha fazla olabiliyor.

Sinir bilimdeki bulguların ışığı altında sistemin çalışması şöyle anlatılabilir:Bu sahte sitelerden sipariş vermek dopamin salgısını yaratıyor, bu da çok yoğun yiyecek istemeyi tetikliyor. Sonunda yiyecek gelmiyor ama bir şekilde hevesinizi almış oluyorsunuz. Ve yemek ısmarlamaktan vazgeçip işinizin başına dönüyorsunuz.

Hintli gençlerin kurduğu bu tip sitelere “Dopamin sitesi“(Dopamine site) deniyor. Bunun ilk yaratıcıları, Güney Koreli imiş. Yalnız yiyecek değil, her tür eşyadan seyahat sitelerine kadar dopamin siteleri kurulmaya devam ediyormuş Sinir bilim çalışmalarına göre bunlar “plasebo etkisi“ yaratıyormuş.

Sanki Yedim Camii

Yukarda aktardığım BBC haberini okuyunca aklıma “Sanki Yedim Camii” geldi. Onu da anlatayım.

Gönül bu, ferman dinlemez. Osmanlı zamanında da orta halli bir esnafın, Keçeci Hayreddin’in gönlü de ferman dinlememiş. Sultanların yaptırdığı Selatin Camileri gibi bir cami yaptırmak istemiş.Ama sultanlara açık olan devletin hazineleri ona açık değilmiş. Hazırda parası da yokmuş. Bunun için para biriktirir, camiyi yaptırırım demiş. Nasıl biriktirmiş? Ne zaman canı bir şey yemek istese, almayıp, “sanki yedim“ diyerek parasını bir yere koymuş. Örneğin, yemek yemek için lokantaya gider, bir şey yemeden çıkarmış. Yemeğe vereceği parayı bir cebinden cami vakfının veznesi haline gelen öbür cebine aktarırmış. Ve 20 yılsonunda biriktirdiği para ile İstanbul’da Fatih ilçesi, Zeyrek mahallesinde bir cami yaptırmış. Dedik ya, bu esnaf orta halli bir esnafmış. Bu yüzden cami de öyle sultanların yaptırdığı camiler gibi 4 ya da 6 minareli olmamış. Tek minareli, 100 metrekarelik bir cami olmuş. Buna halk da “Sanki Yedim Camii“ adını vermiş. Cami, Birinci Dünya Savaşı sırasında Unkapanı yangınında hasar görmüş. Metruk olarak kalmış, sonra yine mahalledeki esnafların katkısı ile onarılarak yeniden hizmete girmiş.

Keçeci Hayreddin sanki 17. yüzyılda bugün sinir bilimcilerin söylediklerini uygulamış. O zaman böyle siteler yokmuş. Onun yerine lokantanın kendisini kullanarak nefsini köreltirmiş. Rahmetli babam “Sanki Yedim Camii“ konusunu zamanının, 50’li yılların siyasilerini eleştirirken çok kullanırdı. Ve “Keçeci Hayreddin Efendi yememiş, biriktirmiş ve camiyi yapmış, Bunlar Keçeci Hayreddin’i oynuyorlar ama biriktirmiyorlar, yiyorlar. Camiyi de bizim paralardan yapıyorlar” derdi.

Bir yorum

Bilim insanları, dopamin sitelerinin etkisinin kişilere bağlı olarak değişiklik gösterebileceğini ifade ediyorlar. Örneğin, bazıları için plasebo etkisi yaratan, nefsi köreltmeye yarayan araç olarak çalışabilir. Öte yandan bazıları için de etkisi “Eşeğin gönlüne karpuz kabuğu düşürmek“ gibi olabilir. Örneğin karnı acıkınca sandviç ısmarlayacak biri, dopamin sitesine girince gördüğü suşinin peşine düşebilir.

Dopamin siteleri başka amaçlara da hizmet edebilir mi? Örneğin, bu dopamin siteleri, sizin linkinizi elde etmek isteyen alışveriş siteleri için bir yem olarak kullanılabilir mi?

Acaba iktidarlar, muhalefet partileri heveslerini alsın diye dopamin siteleri oluşturabilir mi? Örneğin, şöyle bir animasyon düşünün. Açılışta bir seçim yapıyorsunuz: Muhalefet mi iktidar mı? İktidarı seçtiyseniz, oyun kesintisiz devam ediyor. Muhalefeti seçiyorsunuz. Oyun ilerliyor, seçim vaadlerinizi sıralıyorsunuz. Derken seçim yapılıyor, kazanıyorsunuz. Koltuğa oturuyorsunuz, popüleritiniz artıyor; koltuğa oturmanın zevkini yaşıyorsunuz. Derken ekran kararıyor, bir bakıyorsunuz koltukta başka birisi var. Bir yazı çıkıyor: “Oturacağınızı mı sandınız?” Sitenin adına bakıyorsunuz: Kazansanız da size bırakmayacağız.

İşin şaka tarafı bir yana. Dünya öyle bir yöne gidiyor ki, bu gelir dağılımı adaletsizliği ile toplumların büyük kesimleri dopamin siteleri ile doyuma ermeye çalışacak gibi…

İlgili Haberler
Makroekonomi Bakanlık açıkladı: Tapu işlemlerinde yeni dönem ne zaman başlıyor? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Bedelsiz sermaye artırımı yapan bir hissenin fiyatında düzeltme var Ekonomist · 11 dk önce Makroekonomi Çin'den ekonomiye yeni müdahale: Piyasaları canlandıracak adımlar yolda Cumhuriyet Ekonomi · 14 dk önce Makroekonomi ATM'de kurallar değişti: Kartı unutan da parayı alan da Yargıtay radarında Sözcü Ekonomi · 15 dk önce Makroekonomi Dolar ve euro güne nasıl başladı? 29 Eylül 2026 güncel döviz kurları Ekonomist · 16 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.