Peki bu ortaklığın kökeni ne?
Husiler Şiiliğin bir kolu olan Zeydiliğe dayanıyor. Ancak Zeydilik İran'daki İsna Aşeriyye'den çok farklı. Fıkıhta Yemen'in Şafii Sünnilerine daha yakın ve Yemen'de iki topluluk yüzyıllarca aynı camide namaz kıldı. Bu yüzden meseleyi mezhep çatışmasına indirgemek yanıltıcı olur. Kuzey Yemen'i yaklaşık bin yıl boyunca Hz. Ali soyundan gelen Zeydi imamlar yönetti ve bu düzen 1962 devrimiyle sona erdi. Husi liderliği o dönemin ayrıcalıklı Haşimi seyyid sınıfından geliyor.
1980'lerden itibaren Suudi destekli Selefi hareketin Saada'ya yerleşmesi Zeydi çevrelerde bir kimlik tepkisi doğurdu. Hareketin kurucusu Hüseyin Bedreddin el Husi bu tepkiyi İran devriminden ve Hizbullah'tan aldığı devrimci bir dille birleştirdi. 2004 ile 2010 arasındaki altı Saada savaşı ise bu dini ve bölgesel hareketi silahlı bir örgüte dönüştürdü.
Dolayısıyla İran ile bağ mezhep birliğinden çok ideolojik ve stratejik bir yakınlığa dayanıyor.
fazla okuBu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Daha önemlisi, Husiler artık bir isyan hareketi olarak tanımlanamaz. Karşımızda tanınmamış ama fiilen işleyen bir devlet var. Hareket Eylül 2014'te Sana'yı ele geçirdi. Mart 2015'te Suudi liderliğindeki koalisyon müdahale etti ama başkenti geri alamadı. Husiler 2016'da Yüksek Siyasi Konsey'i kurdu ve bir bakanlar kurulu oluşturdu. Aralık 2017'de eski müttefikleri Ali Abdullah Salih'i ortadan kaldırarak kuzeydeki tek güç haline geldiler. Bugün Sana, Saada, Hudeyde, İbb ve Zemar dahil ülke nüfusunun büyük bölümünü yönetiyorlar. Kendi para ve gümrük rejimleri var. Aden'deki tanınan hükümet ise ülkenin çoğunu değil, parçalı bir güney koalisyonunu temsil ediyor.
Bu devletin bir de ordusu var. Sana'da bir savunma bakanlığı, bir genelkurmay başkanlığı ve askeri bölge komutanlıkları bulunuyor. Kara kuvvetleri, 2014'te el konulan eski Yemen ordusunun tugayları üzerine kurulu. Füze kuvvetleri, İHA kuvvetleri, deniz ve sahil savunma kuvvetleri ile hava savunma birlikleri ayrı komutalar olarak örgütlenmiş. Askeri sanayi birimleri füze ve İHA üretimini yürütüyor. Bu ordunun dünyaya dönük yüzü, "Yemen Silahlı Kuvvetleri" adına açıklama yapan sözcü Tuğgeneral Yahya Sari.
Resmi ordunun yanında Sana'ya yürüyüşü gerçekleştiren milis çekirdeği olan Halk Komiteleri ve aşiret seferberliğiyle toplanan birlikler de varlığını sürdürüyor. Dışarıdan bakıldığında karşımızda bakanlığı, karargâhı ve kuvvet komutanlıklarıyla sıradan bir devlet ordusu duruyor.
Ancak karar bu resmi zincirden geçmiyor. Abdulmelik el Husi'ye doğrudan bağlı denetçiler (müşrif) her birlikte ve her bakanlıkta bulunuyor ve komutanların üstünde fiilen onlar duruyor. Bu yapı bir devlet ordusundan çok, İran'daki ordu ile Devrim Muhafızları ikiliğinin daha iç içe geçmiş bir örneği. Eski ordu kabuk işlevi görüyor, içini hareketin kendi kadroları dolduruyor.
İnsan gücü bu yapının en hızlı büyüyen unsuru oldu. BM Uzmanlar Paneli'nin verilerine göre 2015'te yaklaşık 30 bin olan muharip güç 2022'de 220 bine, 2024'teki genel seferberlikten sonra 350 bin civarına çıktı. Bu rakam aşiret seferberliğini ve yedekleri de kapsıyor. İstihbarat, teknik kapasite ve stratejik karar güvenilir bir Zeydi çekirdeğin elinde. Dış katman ise büyük ölçüde İbb ve Reyme'den zorla toplanmış Şafii gençlerden oluşuyor.
Teçhizat tarafında The National'ın derlediği tahminlere göre Husilerin elinde birkaç yüz balistik füze var ve bunların 100 ile 200 kadarı uzun menzilli. İran'ın Kheibar Shekan füzesinden türetilen Hatem 1.450 kilometre menzile ve 500 kilogramlık harp başlığına sahip. Samad ve Kasıf serisi kamikaze İHA'lar 2.500 kilometreye ulaşıyor. Buna gemisavar füzeler, patlayıcı yüklü insansız botlar ve Çin parçalarıyla 1.500 dolara monte edilen FPV İHA'lar ekleniyor. Husiler 2023 ile 2025 arasında ABD'nin 16 MQ 9 Reaper İHA'sını düşürdü ve Temmuz 2025'te iki ticari gemiyi batırdı.
Asıl kritik boyut ise üretim. BM Paneli, yoğun hasara rağmen yerli üretim bilgisinin yerinde durduğunu tespit ediyor. Sana ve Saada'daki yeraltı tesislerinde montaj ve test yapılıyor. Tedarik İran'dan gelen dhow rotaları, Umman sınırındaki geçişler ve çevrim içi platformlardan alınan çift kullanımlı Çin parçaları üzerinden yürüyor. FDD'ye göre hareket yasa dışı petrol ticaretinden yılda yaklaşık 2 milyar dolar kazanıyor.
Bu gücün dayanıklılığı da sınandı. 2025'te ABD binin üzerinde hava saldırısı yaptı. İsrail, Ağustos 2025'te Sana'daki Husi hükümetinin başbakanı Ahmed er Rehavi'yi ve birkaç bakanı öldürdü. Genelkurmay Başkanı Muhammed el Gamari'nin ölümü Ekim'de açıklandı ve yerine Kızıldeniz bölgesinin komutanı Yusuf el Medani getirildi. Buna rağmen düğüm tipi komuta yapısı ve dağlardaki gizli tesisler sayesinde örgüt toparlandı.
Son aylardaki gelişmeler bu toparlanmanın boyutunu gösteriyor. Temmuz'da Suudi Arabistan Sana Havalimanı'nı vurunca Husiler ateşkesi bitirdi ve Suudi Arabistan'a deniz ablukası ilan etti. Ağustos'ta Suudi tankerleri ve Aramco tesisleri hedef alındı. 12 Ağustos'ta Babülmendep'te bir kargo gemisine yapılan saldırıda altı kişi öldü. 24 Ağustos'ta Yanbu açıklarında Suudi bir süper tanker vuruldu. 3 ile 11 Eylül arasındaki taarruzda Muha, Zübab, Hays, Haniş adaları ve Babülmendep'i ikiye bölen Perim adası düştü. Tanınan hükümet Kızıldeniz'deki son büyük limanını kaybetti ve cephe boğazın otuz kilometre kuzeyine çekildi. Taif, Yanbu, Hamis Muşeyt ve Riyad'a yönelik füze ve İHA saldırıları hâlâ sürüyor. Husiler ilk kez füze tehdidini toprak kontrolüne çevirdi ve boğazın doğu kıyısının sahibi oldu.
Boğazı tutmak ile kapatmak ise aynı şey değil. Lloyd's List verilerine göre ağustos ayında Babülmendep'ten haftada ortalama 273 gemi geçti. Bu, abluka öncesinin yüzde 15 kadar altında. Husiler seçici bir abluka uyguluyor ve Suudi bağlantılı gemileri hedef alıyor. Açık arazideki adalar, karşı kıyıdaki Cibuti üsleri ve tek eksenli ikmal hattı mutlak bir kapatmayı hem zor hem de pahalı kılıyor.
Bu tercihin tarihte bir benzeri var. 1973 savaşında Mısır donanması Babülmendep'te İsrail'e giden gemileri durdurdu ama boğazı kapatmadı. Seçici abluka uluslararası tepkiyi sınırlı tuttu, buna karşın İsrail'in Eilat üzerinden petrol akışını ciddi biçimde sekteye uğrattı. Husilerin bugün Suudi Arabistan'a uyguladığı model buna çok benziyor.
Türkiye açısından bu tablo artık uzak bir coğrafyanın meselesi değil. 25 Eylül'de Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye'nin genelkurmay başkanları Riyad'da savunma paktı çerçevesinde bir araya geldi. Bu toplantı Ankara'nın bu denkleme çekilme ihtimalini gündeme taşıdı. Kızıldeniz'deki ticari çıkarlarımız ve Somali'deki askeri varlığımız düşünüldüğünde, bu ihtimalin soğukkanlı bir hesapla ele alınması gerekiyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
DAHA FAZLA OKUHakkında daha ayrıntılı: HUSİLERYEMENİRANTürkiyeDr. Osman Gazi Kandemir
DAHA FAZLA HABER OKU
sanat
Cihad İslam Yılmaz Hakikat arayışı olarak istihbarat
PODCAST
Umut Berhan Şen Jeopolitik kavga uzaya taşındı: Birleşik Krallık'tan uzayda stratejik hamle!
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.