Danimarka’nın İstanbul Başkonsolosu Jakob Andersen, Türkiye’de rüzgar enerjisi, su ve atık su yönetimi ile enerji verimliliği alanlarında önemli işbirliği fırsatları bulunduğunu söyledi. Andersen, Türkiye’de yüzde 40’a ulaşan “gelir getirmeyen su” konusunu da geliştirilebilecek alanlar olarak açıkladı.
30 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Andersen, Danimarkalı şirketlerin Türkiye’ye olan ilgisini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğüne işaret ederek, “Türkiye’nin enerji piyasasının büyüklüğü ve yenilenebilir enerji alanındaki gelişimi Danimarkalı şirketler açısından önemli işbirliği fırsatları içeriyor” dedi. Su ve atık su yönetiminin iki ülke arasında işbirliğinde önemli alanlardan olduğunu anlatan Andersen, Danimarka’da “gelir getirmeyen su” oranının yaklaşık yüzde 7 seviyesinde olduğunu, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 40’a kadar çıktığını dile getirdi.
Andersen, su kayıplarının azaltılmasının Türkiye açısından önemli bir verimlilik alanı olduğuna dikkati çekerek, “Atık su tesisleri Danimarka’da yalnızca arıtma altyapısı olarak görülmüyor. Bu tesisler aynı zamanda kaynak ve enerji üretim noktaları olarak değerlendiriliyor. Atık su tesislerinde kullanılan enerjiden daha fazlasını üretebilen modeller, Türkiye’de de geliştirilebilecek bir alan olabilir” diye konuştu.
Gıda alanında da fırsatlar var
Diğer işbirliği alanının gıda üretiminde enerji verimliliği konusu olduğunu belirten Andersen, özellikle süt üretimindeki enerji tüketiminin iki ülke arasında ciddi farklılık gösterdiğini söyledi. Andersen, Türkiye’de 1 litre süt üretimi için Danimarka’ya kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla enerji harcandığını ifade ederek, şöyle konuştu: “Bunun temel nedenlerinden biri enerji verimliliğine yönelik yatırımlar. Danimarka’da enerji maliyetlerinin yüksek olması şirketleri üretim süreçlerini daha verimli hale getirmeye zorluyor. Bunun sonucunda ekonomik büyüme ile enerji tüketimi birbirinden ayrıştırılabildi. Danimarka’da enerji tüketimi azalırken gayrisafi yurt içi hasıla artıyor. Şirketler enerji üretimini ve tüketimini optimize etmek zorunda kaldı. Bizim için bu aynı zamanda önemli bir verimlilik deneyimi oluşturdu.”
Afrika için stratejik işbirliği çağrısı
Andersen, Danimarka’nın Türkiye’deki çalışmalarında büyük enerji müteahhitleri ve mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) şirketleriyle işbirliğine de stratejik önem verdiğini söyledi. Danimarkalı şirketlerin Afrika’da yeni iş fırsatlarına erişmekte zorlandığını, Türk müteahhitlerinin ise bölgede daha güçlü bir proje ve iş ağı bulunduğunu dile getiren Andersen, iki ülkenin bu farklılıklarını birbirini tamamlayacak şekilde değerlendirmeyi amaçladıklarını anlattı. Andersen, Türk EPC’lerin enerji projelerinin yanı sıra yol ve diğer sürdürülebilir altyapı yatırımlarında güçlü deneyime sahip olduğuna işaret etti.
“Uzun vadeli iş birliği için COP31 önemli”
COP31’in enerji dönüşümü, enerji verimliliği, sürdürülebilir altyapı ve yeşil finansman alanlarında iki ülke şirketleri arasında yeni bağlantılar kurulması açısından da önemli bir platform olabileceğine değinen Andersen, “Danimarka’nın Türkiye’ye yaklaşımı yalnızca belirli bir teknoloji ya da tek bir proje üzerinden şekillenmiyor. Rüzgar enerjisinden su yönetimine, enerji verimliliğinden sürdürülebilir altyapıya kadar farklı sektörlerde uzun vadeli işbirliği imkanları bulunuyor” dedi.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.