YAYINLAMA 30 Eylül 2026 00:00
GÜNCELLEME 30 Eylül 2026 00:26
MERVE YİĞİTCAN
Türk turizm sektörü bir yandan büyüme hedeflerine odaklanırken, diğer yandan yükselen maliyetler, küresel jeopolitik dalgalanmalar ve insan kaynağı krizini yönetmeye çalışıyor. Sektörün mevcut durumunu, lüks konaklama segmentindeki büyüme potansiyelini ve İzmir’in yeni dönem turizm vizyonunu değerlendiren Grand Hyatt İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, turizm ekonomisindeki ana sorunun gelirlerin niteliği ile giderlerin yönetimi arasındaki dengesizlik olduğuna dikkat çekti. Ciro ve turist sayısındaki artışların işletme kârlılıklarına doğrudan yansımadığını belirten Canbaz, döviz kuru ile yükselen maliyetler arasındaki makasın sektörü zorladığını vurgularken, "Dövizin sabit seyretmesine karşın yeme-içme maliyetlerindeki enflasyon ve yükselen personel giderleri kârlılıkları ciddi oranda eritiyor. Kontrol edilemeyen bu artışlar, sürdürülebilirliği her geçen gün zorlaştırıyor. Maliyetlerle mücadele ederken sektöre yetenek kazandırmakta da zorlanıyoruz. İnsan kaynağını ve finansal yapıyı koruyacak politikalara her zamankinden fazla ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
Turizm gelirlerini artırmada ana odağın ziyaretçi sayısından ziyade kişi başına yaratılan katma değer olması gerektiğini kaydeden Canbaz, geleneksel pazarlama yöntemlerinin de değişmesi gerektiğini ifade etti. Fuar stantlarında lokum ikram edilen pazarlama dönemlerinin geride kaldığını belirten Canbaz, hedef pazarlardaki Kongre ve Ziyaretçi Büroları (CVB) ile dijital tanıtım ajanslarıyla stratejik iş birliklerine odaklanılması gerektiğini kaydetti.
Yeni neslin sektöre ilgisi düştü
Sektörün geleceğini tehdit eden en büyük krizin insan kaynağı olduğunu belirten Canbaz, pandemi sonrası maaş skalalarının geride kalması ve enflasyonist ortamın yeni neslin sektöre ilgisini düşürdüğünü söyledi. Vardiyalı çalışma sistemine sıcak bakmayan ve uzun vadeli kariyer planı yapmaktan uzaklaşan yeni bir profil ile karşı karşıya olunduğuna işaret eden Canbaz, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapılması gerektiğinin altını çizdi. Canbaz, "Önümüzdeki 30 yıl boyunca lüks konaklama sektörünün en büyük sorunu nitelikli iş gücü bulmak olacak. Eğitim sistemimizi güncellemeli, sahaya hitap eden 'Turizm İngilizcesi' gibi mesleki odaklı dil eğitimlerini müfredatın merkezine koymalıyız. Gençlere uluslararası kariyer fırsatlarını doğru anlatmalıyız" diye konuştu.
Güvenli destinasyon algısını korumalıyız
Bölgesel krizlerin ve küresel ekonomik dalgalanmaların turizm sektörü üzerindeki doğrudan etkilerine değinen Canbaz, yakın zamanda yaşanan İran krizinin ve Nevruz dönemindeki durgunluğun Orta Doğu pazarını olumsuz etkilediğini hatırlattı. Turizmin jeopolitik dengelere en hassas sektör olduğunu vurgulayan Canbaz, kriz yönetimi ve pazar çeşitliliğinin önemine ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı: "Her olası krizde ilk ve en derin etkilenen alan maalesef biz oluyoruz. Tüketiciler artık seyahat kararlarında daha seçici. Türkiye'nin güvenli destinasyon algısını korumalı, pazar ve ürün çeşitliliğimizi artırarak krizlere karşı dayanıklılığımızı güçlendirmeliyiz."
Önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye turizminin daha deneyim odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya geçeceğini öngören Canbaz, kültür, gastronomi, sağlık, MICE ve şehir turizminin gelişmesiyle sezonun 12 aya yayılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Sürdürülebilir turizmi sosyal sorumluluk olarak görüyoruz
Grand Hyatt İzmir İstinyePark'ın konumlandırmasını ve sürdürülebilirlik vizyonunu da değerlendiren Zafer Canbaz, "Oteli, İzmir'in şehir hayatı ile Ege kültürünü buluşturan bir deneyim alanı olarak konumlandırıyoruz. 160 odamız, Körfez manzaramız ve İstinyePark bağlantımızla misafirlerimize konaklamanın ötesinde sosyal bir buluşma noktası sunuyoruz. Sürdürülebilir lüksü çevresel ve sosyal bir sorumluluk olarak görüyoruz. GSTC 3. Aşama Sertifikası'na sahibiz. Akıllı otomasyonlar, güneş panelleri ve yerel tedarik zinciriyle karbon ayak izimizi azaltırken, kadının iş gücüne katılımını destekliyoruz" dedi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.