30 Eylül 2026, Çarşamba · 09:12 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Her fon aynı değil

Her fon aynı değil

Yatırım fonlarında zor bir dönemden geçiyoruz. Son yaşananların ardından ciddi zarar yaşayan yatırımcılar oldu, fonlara yönelik güven de doğal olarak zedelendi. Özellikle yıllardır daha düşük riskli olarak gördüğü fonlarda sorun yaşayan yatırımcıların tepkisini ve endişesini anlamak gerekiyor. Umarım bu süreçte zarar yaşayan yatırımcıların kayıpları zaman içinde telafi edilir ve güven yeniden oluşur.

Bugün için en kritik konu da bu güvenin yeniden sağlanması. Tasfiye ve ödeme süreçlerinin hızlı, şeffaf ve yatırımcıların birikimlerini azami ölçüde koruyacak şekilde yönetilmesi gerekiyor. Özellikle para piyasası fonlarındaki ödemelerin sağlıklı işlemesi önemli çünkü bu fonlar birçok yatırımcı için yalnızca bir yatırım aracı değil, günlük nakit yönetiminin de parçası.

Tasfiye kapsamında olmayan ancak alım-satıma kapalı bulunan fonlarla ilgili belirsizliğin de uzamaması gerekiyor. Gerekli kontroller tamamlandıktan sonra bu fonların mümkün olan en kısa sürede yeniden işleme açılması, piyasaya yönelik güven açısından önemli olacaktır.

Böyle bir dönemde yatırımcının TL varlıklarda yeniden mevduata yönelmesini anlaşılır buluyorum. İnsanlar doğal olarak kendilerini daha güvende hissettikleri ve daha iyi bildikleri ürüne dönüyor.

Ancak buradan para piyasası fonlarının artık hayatımızda olmayacağı sonucunu çıkarmamak gerekiyor. Bu fonlar kısa vadeli birikimlerin ve günlük nakdin değerlendirilmesinde önemli bir araç olmaya devam edecek. Burada asıl mesele, bütün para piyasası fonlarını aynı şekilde değerlendirmemek.

Çok uzun süredir sorunsuz şekilde işlem gören, daha sade portföy yapısıyla yönetilen ve ek getiri yaratmak için daha karmaşık işlemlere yönelmeyen fonlar da var. Son yaşananlar bize belki de para piyasası fonlarında yalnızca getiriye değil, bu getirinin nasıl üretildiğine de bakmamız gerektiğini gösterdi.

Getiri farkı nereden geliyor?

İlk bakılabilecek nokta, fonun getirisinin grup ortalamasından ne kadar ayrıştığı. Belirgin şekilde daha yüksek getiri iyi yönetimden kaynaklanabileceği gibi portföyde alınan ek risklerin sonucu da olabilir. Dolayısıyla soru yalnızca “Ne kadar kazandırıyor?” değil, “Bu getiriyi nasıl elde ediyor?” olmalı.

Özel sektör tahvilleri, finansman bonoları ve özel kira sertifikalarının portföydeki ağırlığı bunlardan biri. Burada yalnızca orana değil, bu kıymetleri ihraç eden kurumların niteliğine ve fonun birkaç ihraççıda yoğunlaşıp yoğunlaşmadığına da bakmak gerekiyor.

Son dönemde çok konuştuğumuz Borsa İstanbul Para Piyasası işlemleri de fonların getirisine katkı sağlayabiliyor. Ancak bu işlemlerin portföy içindeki ağırlığı yükseldikçe karşı taraf ve yoğunlaşma riskinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Yeni teminat yapısına geçişle birlikte korumanın güçlenmesi bekleniyor ancak yatırımcı açısından güncel portföy raporunu takip etmek önemini koruyor.

Ters repoda ise yalnızca oran yeterli değil. İşlemin karşılığında hangi kıymetin bulunduğu önemli… Devlet tahvili veya Hazine bonosu ile pay senedi ya da özel sektör kıymetinin taşıdığı risk aynı değil. Bu nedenle yüksek ters repo oranını tek başına olumlu ya da olumsuz değerlendirmek yerine teminatın niteliğine bakmak daha doğru.

Bir diğer başlık DİBS, yani devlet iç borçlanma senetleri. Yeni düzenlemelerle birlikte para piyasası serbest fonlarında devlet iç borçlanma senetlerini daha fazla göreceğiz. Burada da oran önemli. Yüzde 10 DİBS taşıyan bir fonla yüzde 30 taşıyan bir fonun faiz hareketlerine duyarlılığı aynı olmayacaktır. Faizlerin yükseldiği veya tahvil piyasasında satışların arttığı dönemlerde bu fark günlük getirilere de yansıyabilir.

Son tahlilde yaşananlardan çıkarılması gereken sonuç, para piyasası fonlarından vazgeçmek değil, onları biraz daha yakından tanımak. Aynı kategoride yer alsalar da her fonun portföyü ve getiriyi üretme şekli aynı değil.

Burada düzenleyici tarafta da yapılabilecekler var. Özellikle fonların risk değerlerinin yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Risk göstergesinin yalnızca geçmiş fiyat hareketlerine değil, fonun portföyündeki varlıkların niteliğine, yoğunlaşmasına, likiditesine ve karşı taraf riskine de daha fazla bakması önemli.

Böylece yatırımcı da yalnızca geçmiş getiriye veya risk değerine bakmak yerine, aldığı fonun içinde ne olduğunu daha iyi anlayabilir. Çünkü son dönemde yaşananların bize hatırlattığı en önemli şeylerden biri şu: Aynı kategoride olması, her fonun aynı olduğu anlamına gelmiyor.

İlgili Haberler
Makroekonomi Kendisinden pahalıya patlayan madeni paranın üretimi durduruluyor Sözcü Ekonomi · 14 dk önce Makroekonomi Süresiz nafakaya iptal kararı Independent Türkçe · 14 dk önce Makroekonomi TÜBİTAK'tan üniversite öğrencilerine iş fırsatı: Başvurular için son tarih belli oldu Sabah Ekonomi · 15 dk önce Makroekonomi Euro, dolar karşısında eriyor! 2,5 yılın dibini gördü Sözcü Ekonomi · 17 dk önce Makroekonomi Dünya nüfusunun yüzde 40'ı maruz kaldı! 'Soluduğumuz havanın kimyasını etkiliyor' CNBC-e · 17 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.