2 Ekim 2026, Cuma · 02:50 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Suyla konuşan fotoğraflar

Ruzy Gallery, Marta Syrko’nun “Immersion: Seeing Otherwise” sergisiyle sezona güçlü bir başlangıç yapıyor. Galerinin aynı zamanda ilk fotoğraf sergisi olan bu seçki, Syrko’nun değişip dönüşen an’lar üzerine kurduğu etkil…

Suyla konuşan fotoğraflar

Ruzy Gallery, Marta Syrko’nun “Immersion: Seeing Otherwise” sergisiyle sezona güçlü bir başlangıç yapıyor. Galerinin aynı zamanda ilk fotoğraf sergisi olan bu seçki, Syrko’nun değişip dönüşen an’lar üzerine kurduğu etkileyici bakışı yansıtıyor.

02 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

MELTEM KERRAR
meltemkerrar@gmail.com

Contemporary İstanbul Ruzy seçkisinde bir anda içine çekildiğim ve farklı bir gerçeklik duygusu taşıyan fo­toğraflarından çok etkilendiğim Marta Syrko’nun dünyasına da­vetlisiniz bu hafta. Resim sana­tının estetik, duygusal ve insani ögelerini taşıyan ve gerçeklik al­gımızı tetikleyen fotoğraflarla, izleyiciyi hem merak hem kişisel bir sorgulamaya götüren Syrko, ışığa, mekana, ‘an’a, konuma ve daha çok şeye göre değişip/dönü­şen obje ve tabii ki ‘bakış’ üzeri­ne düşündürüyor bizi. Dün açılan ve Ruzy Gallery’nin 212 Photog­raphy Istanbul’un paralel prog­ramında ilk fotoğraf sergisi olan “Immersion: Seeing Otherwise” 20 Kasım’a dek açık kalacak. Re­simden ayırt etmekte zorlana­cağınız su altında çekilen fotoğ­rafların ağırlıkta olduğu sergide, mapping teknolojisiyle hazır­lanmış interaktif bir video ens­talasyonunu da yer alıyor. Suyu bir konu ya da arka plan olarak görmüyor Syrko. Bedeni, mekâ­nı, ışığı ve zamanı algılama biçi­mimizi dönüştüren bir ‘şey’ ona göre su. Fotoğraflarının görsel di­lini de bir araç olarak kullandığı su oluşturmuş. Görüntünün arka planı olarak değil, görme biçimi­mizi değiştiren bir deneyim ala­nı yaratmak için seçmiş suyu sa­natçı. Sergi aklımda çokça şey bı­rakıyor. Işığın peşinde günlerce yağmur ya da güneş altında ka­larak manzaranın değişimini ya­kalamaya çalışan Empresyonist­ler bir yanda, fotoğrafa garip bir meydan okuma sergileyen 60’la­rın Fotorealistleri bir yanda, gör­düğümüzün ne kadar ‘gerçek’ ol­duğunu sorgulayan felsefeciler bir yanda… Tüm bunları konuş­tuk Marta Syrko’yla.

Yapıtlarınız, resimle fotoğ­raf arasındaki farklı bir ger­çeklik algısında yakalıyor izleyiciyi. Sanat tarihinin “Fotorealizm” akımını hatır­latan bu teknik, sizin için na­sıl bir anlam taşıyor?

Sanat tarihi geçmişim, bakış biçimimi şekillendirdi. Resim, görsel hafızamın bir parçası: Işı­ğın bir bedene nasıl ağırlık ka­zandırdığı, bir jestin nasıl duy­gu taşıdığı, bir kompozisyonun dikkatimizi nasıl onun üzerinde tuttuğu… Tüm bu etkiler fotoğ­raflarıma doğal bir şekilde yansı­yor. Fotogerçekçilikle kurduğum ilişki benim için ilginç bir soru, çünkü ben buna ters yönden yak­laşıyorum: Gerçek olan bir şey­le başlıyorum ve fotoğraf, onun tanıdık olmaktan çıkmasına, ki­mi zaman neredeyse resimsel bir niteliğe bürünmesine olanak ta­nıyor. Gördüğümüz şeyi hemen açıklayamadığımız anla ilgileni­yorum aslında. Teknik, bu belir­sizliği yaratmama ve izleyiciyi görüntüyle daha yakından, daha yavaş bir karşılaşmaya davet et­meme yardımcı oluyor.

Tüm bu ‘gerçeklik’ algısını izleyiciye şeffaf bir bakış su­nan su temasıyla yaşatıyorsu­nuz. Nedir bu suyla yaşadığı­nız derin ilişki?

Suya tekrar tekrar dönüyo­rum, çünkü görme koşullarını değiştiriyor. Işığı büküyor, oran­ları değiştiriyor ve bedenin yer­çekimiyle kurduğu ilişkiyi dö­nüştürüyor. Şeffaf olmasına rağmen gördüklerimizi anlam­landırmayı zorlaştırabiliyor. Ça­lışmalarımın merkezinde bu çe­lişki yer alıyor. Su, aynı zamanda bir işbirlikçi. Kompozisyonu ve ışığı hazırlayabiliyorum ancak beden suya girdiğinde ortaya çı­kanlara karşılık vermem gereki­yor. Bu da güven, sabır ve kontro­lün bir kısmını bırakmaya istekli olmayı gerektiriyor. Beni en çok ilgilendiren şey, kişinin aynı ka­lırken görünümünün köklü bi­çimde değişmesi. Su, bir bedeni ne kadar hızlı yargıladığımızı ve bu yargının ne kadarının beden­le karşılaştığımız koşullara bağ­lı olduğunu sorgulamama neden oluyor.

İzleyiciyi duran konumdan çıkarıp yapıtın parçası hali­ne getiren mapping enstalas­yonundan söz eder misiniz? Diğer işlerinizle nasıl bir bağı var bu çalışmanın?

Mapping yerleştirmesiyle, iz­leyicinin fotoğraflarda başlayan deneyimini fiziksel olarak da de­vam ettirmesini istedim. Bir fo­toğrafta, kadrajın dışından bak­tığımız bir ‘an’a tanıklık ederiz. Burada ise görüntü, içinde bulun­duğumuz mekâna taşınıyor ve kendi varlığımız, o görüntüyü na­sıl deneyimlediğimizin bir par­çası hâline geliyor. Bu çalışma, beden, çevresi ve algı arasındaki ilişkiye duyduğum ilgiyi devam ettiriyor. Sualtı çalışmalarında su bedenin görünümünü dönüş­türürken, yerleştirmede ise ışık ve mekân, izleyicinin görüntüy­le kurduğu ilişkiyi değiştiriyor. Bu karşılaşmanın yalnızca gör­sel olarak değil, fiziksel olarak da hissedilmesini istiyorum. İzleyi­ciden belirsizliğin içinde zaman geçirmesini ve algısının değiş­mesine izin vermesini istemenin başka bir yolu aslında bu.

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Makroekonomi LGY'ye dev zam: Fiyatlar 40 TL'yi aştı Sözcü Ekonomi · 1 saat önce Makroekonomi 24 saat içinde ikinci zam! LPG 40 lirayı aştı Cumhuriyet Ekonomi · 2 saat önce Makroekonomi Anthropic ne zaman halka arz olacak? Hedef tarih belli oldu CNBC-e · 3 saat önce Makroekonomi İki dükkanı yıkıldı, pes etmedi: İşsiz kaldığı gün aldığı karar hayatını değiştirdi, şimdi 40 kadına istihdam sağlıyor Yeni Şafak Ekonomi · 5 saat önce Borsa Fed/Jefferson: Bir sonraki faiz artışı için daha fazla zamana ihtiyaç olabilir Foreks · 6 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.