ANA SAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SON DAKİKA YAZARLAR GÃNCEL DÃNYA EKONOMİ SPOR CANLI SKOR AÃIK GÃRÃÅ TEKNOLOJİ YAÅAM KOBİ DİÄER Bizi Takip Edin
MHP Genel BaÅkanı Devlet Bahçeli, 'Cumhur İttifakı olarak küresel rekabette yerimizi almaya çalıÅırken Türkiye, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldıÄı bir arınma sürecinden de geçmektedir. İstanbul BüyükÅehir Belediyesi ile baÅlayan yolsuzluk, rüÅvet ve ahlaksızlıklar skandalı halka halka ülkemizin birçok yerindeki belediyelere uzanmıÅtır. Son iki yıl içerisinde çok sayıda belediye hakkında rüÅvet, irtikâp, ihaleye fesat karıÅtırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruÅturmalar yürütülmektedir. Dava süreçleri devam etmekte olsa da soruÅturmalara konu olan iddialar, ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar, olayların boyutunun büyük olduÄunu ve ciddi biçimde ele alınmasını gerektirecek bir tabloyu ortaya koymaktadır' dedi.
HABER MERKEZİ3 Ekim 2026 Cumartesi 17:09 - Güncelleme: 3 Ekim 2026 Cumartesi 17:09
ABONE OL
MHP Genel BaÅkanı Devlet Bahçeli, yazılı açıklamada bulundu.
Bahçeli'nin açıklamasında Åu ifadeler yer aldı:
"Türkiye yıllara sari birikmiÅ sorunlarını çöze çöze, tecrübeyle, akılla daha iyiye, daha müreffeh bir yarına ulaÅma gayesiyle hareket etmektedir.
Yakın tarihimize bakıldıÄında terör, uygulanan ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz hain kalkıÅması, asrın felaketi 6 Åubat KahramanmaraÅ ve Hatay merkezli depremler, ABD-İsrail İran savaÅı, Ukrayna Rusya SavaÅı, Suriye de yaÅanan iç çatıÅmalar, diÄer jeopolitik riskler ve göç, ayrıca yaÅanan demokrasi dıÅı müdahaleler gibi Türkiye hasımlarıyla yapılan iÅbirlikleri sonucu ülkemizin sokulmak istendiÄi cendere nedeniyle ülkemiz; önemli ekonomik maliyetlerle karÅı karÅıya kalmıÅtır.
40 yılı aÅkın süredir mücadele edilen PKK terörünün Türkiye ekonomisine hesaplanabilir yaklaÅık asgari maliyeti, CumhurbaÅkanımızın ifadesiyle 2,3 trilyon dolardır. (TASAV çalıÅması 1984-2024, 2 trilyon170 milyar dolardır.)
Asrın felaketi 6 Åubat depremlerinin asgari maliyeti 110 milyar doları aÅmıÅtır.
ABD/İsrail-İran savaÅı; Hazine ve Maliye BakanlıÄı açıklamalarına göre piyasa müdahaleleri ve rezerv etkisi, enflasyon etkisi, enerji ve akaryakıt maliyetleri, dıŠticaret ve turizm riskleri ile finansal piyasalara olan etkileriyle Türkiye ekonomisine önemli bir maliyet yüklemiÅtir.
Küresel petrol arzında yaÅanan kesintiler geçmiÅ dönemlerdeki benzer Åoklardan daha büyük olmuÅtur. Petrol fiyatlarının piyasalarda yüksek seviyelerde fiyatlanmasının doÄrudan ve dolaylı etkileri nedeniyle enflasyon hedefleri sapma göstermiÅtir.
SavaÅ, yalnızca enerji piyasalarını deÄil, gübreden çip üretiminde kullanılan ham maddelere kadar birçok stratejik ürünü etkilemiÅ, küresel tedarik zincirlerinde yaÅanan aksaklıklar finansal koÅulları sıkılaÅtırmıÅ, dıŠticaret dengesini olumsuz etkilemiÅtir.
KuÅkusuz Türkiye jeopolitik açıdan zorlu bir bölgededir ve savaÅların yarattıÄı belirsizlikler önemli bir risk oluÅturmuÅtur. Yukarıda vurguladıÄım; ülkemizi kalkınması yolunda sekteye uÄratan bu geliÅmeler aynı zamanda da ekonomik istikrarı engellemiÅ, sürdürülebilir bir düzen oluÅmasına mani olmuÅtur.
Küresel ölçekte yaÅanan krizlerin faturası kırılganlıÄın yüksek olması nedeniyle ülkemiz üzerine daha fazla hissedilmiÅtir.
Türkiye pandemi sürecini Dünyada gıpta edilecek bir düzen içinde hiçbir vatandaÅımızı maÄdur etmeden yürütmüÅtür.
Uluslararası ekonomik yaptırımlar ticaretimizi, uygulanan ekonomik ve sosyal politikaları olumsuz etkilemiÅtir.
15 Temmuz'da ülkemiz iÅgal edilmek istenirken, ekonomimizin de çökeceÄi umulmuÅtur.
Türkiye tüm bu olumsuz tabloya raÄmen bugün milli gelirini 1,7 trilyan dolara, kiÅi baÅına düÅen milli gelirini 18 bin dolara çıkarmayı baÅaran, güçlü bir ekonomidir.
DüÅük iÅsizlik seviyesine, yüksek ihracat kapasitesine, sürdürülebilir cari açıÄa, borç yönetimi ve bütçe dengesine sahiptir.
Bankacılık ve sermaye piyasaları güvenli ve istikrarlıdır.
Tabi ki toplum kesimlerinin, emeklimizden çiftçimize, esnafımızdan çalıÅanımıza sorunlarımız vardır ve bunların süratle giderilmesi gerekmektedir.
Cumhur İttifakı olarak küresel rekabette yerimizi almaya çalıÅırken Türkiye, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldıÄı bir arınma sürecinden de geçmektedir.
İstanbul BüyükÅehir Belediyesi ile baÅlayan yolsuzluk, rüÅvet ve ahlaksızlıklar skandalı halka halka ülkemizin birçok yerindeki belediyelere uzanmıÅtır.
Son iki yıl içerisinde çok sayıda belediye hakkında rüÅvet, irtikâp, ihaleye fesat karıÅtırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruÅturmalar yürütülmektedir.
Dava süreçleri devam etmekte olsa da soruÅturmalara konu olan iddialar, ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar, olayların boyutunun büyük olduÄunu ve ciddi biçimde ele alınmasını gerektirecek bir tabloyu ortaya koymaktadır.
Esasen belediyeler, siyasi bir iktidar alanı olmaktan önce kamusal bir emanettir ve buraları yönetenlerin bu yasal ve ahlaki sorumluluÄu içselleÅtirerek görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir.
İhale, imar, ruhsat, taÅınmaz, iÅtirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluÅan her türlü çıkar iliÅkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında ahlak ve yönetiÅim problemidir.
Bununla birlikte bu tarihi yolsuzluk skandalının mali tablosunu da kamuoyumuz merak etmektedir.
Yargı kararlarıyla, SayıÅtay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleriyle birlikte kamu zararının açıkça ortaya konulması, yolsuzlukların faturasının kamuoyunda paylaÅılması, maÅeri vicdanın rahatlatılması bakımından kaçınılmazdır.
Yolsuzluklarla uÄranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaÅlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır.
DiÄer yandan son günlerde yaÅanan Fon soruÅturması kapsamındaki geliÅmeler dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlalle piyasayı maniple ettiÄi yönündedir. Devlet kurumları ve yetkili kiÅilerin açıklamalarından duruma vaziyet edildiÄi, suç iÅleyenlerin tespit, maÄdur olanların da maÄduriyetlerinin giderilmesi için yol haritasının belirlendiÄi, uygulamaya baÅlandıÄı anlaÅılmaktadır.
Türkiye ekonomisinin istikrarı finansal istikrardan geçmektedir. Finans sistemi güven üzerine kuruludur. VatandaÅlarımız, özellikle küçük yatırımcılar, parasını bankaya veya sermaye piyasası araçlarına yatırırken bir finansal ürüne yatırım yapmakla birlikte finansal sisteme, bu sistemi sevk ve idare eden ve denetleyen kurumsal yapıya da duyduÄu güveni ifade etmektedir.
Bu nedenle finansal piyasalarda yaÅanan bir manipülasyon iddiasının zararı yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı deÄildir. Güven kaybı, piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmektedir.
VatandaÅlarımızın yüksek enflasyon ortamında, çalıÅarak elde ettikleri tasarruflarının satın alma gücünü korumak arzusundadır. Bunu güvence altına alabilecek etkin bir mekanizmanın bulunup bulunmadıÄını sorgulaması, meseleyi ekonomik olmaktan çıkarak bir sistem ve yönetim sorununa, aynı zamanda toplumsal güven meselesine taÅıyacaktır.
Finansal piyasalarda meÅru yollarla vatandaÅlarımızın tasarruflarını deÄerlendirmek istemesi doÄaldır. Bazı yatırımcıların risk alması da kendi takdirleridir.
Burada esas olan söz konusu fonların idaresi sırasında finansal sistemi ve ekonomiyi istikrarsızlaÅtırma aynı zamanda da bilgi sızdırmak suretiyle piyasa bozucu iÅlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi kanunsuzlukların olup olmadıÄıdır.
KuÅkusuz fon piyasası tasarruf sahiplerinin getiri aradıÄı bir alan olması yanında bütünüyle ekonomi piyasalarının güven ve istikrarını da yakından etkilemektedir.
Esasen Türkiye'de yaÅanan sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklanmakta olduÄu anlaÅılmakta, gözetim ve denetimdeki eksiklik, aksaklık ve yetersizlikler meselenin temelinde yer almaktadır.
Bu nedenle yatırımcının güven duyacaÄı bir finansal sistemi tesis edecek ve sürekli kılacak hukuki, idari ve yapısal tedbirler alınmalıdır.
Dikkatinizi çekmek isterim: kamuoyuna yansıyan itiraflar belediyelerde isteme ve çökme yoluyla, cebren açık bir yolsuzluk ve rüÅvet çarkının söz konusu olduÄunu göstermektedir.
Fon piyasasındaki olaylar ise yapılan maniplasyonlar saklı olmak üzere isteÄe baÄlı bir tasarruftur.
Burada yolsuzlukları yarıÅtırmaya, yahut birini masumlaÅtırmaya çalıÅmıyorum.
Bir gerçeÄe dikkat çekerek, adı yeni zihniyeti eski olan siyasilere, toplumu istismar etmeye, farklı bir yere yönlendirmeye bu yolla da belediyelerinizde yapılan hukuksuzlukların üstünü örtmeye çalıÅmayın, bu hikayeye kimseyi inandıramazsınız demek istiyorum.
Türkiye, Cumhur ittifakı birlikteliÄinde her sorunun üstesinden gelmeye, her fitneyi boÄmaya, her ihaneti bozmaya ve Türkiye hasımlarının oyunlarını boÅa çıkarmaya muktedirdir.
ÃaÄrımız, siyasetin önemli meselelere, iktidar gitsin de ülke de yanarsa yansın anlayıÅıyla yaklaÅmamasıdır.
Her siyasi partinin Türkiye partisi olması, herÅeyden önce Türkiye demesidir.
Türkiye, yaÅanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi geliÅmeler karÅısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartıÅmalarıyla karÅı karÅıya bırakılmamalıdır.
Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eÄilme fırsatı olarak deÄerlendirilmelidir.
Bu yönüyle yapısal sorun aÄlarının bütüncül biçimde irdelenmesi ve bunların kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılması iradesinin gösterilmesidir.
Adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak görüyoruz. Tarafsız ve baÄımsız yargı ilkesinin tam anlamıyla vücut bulacaÄı etkin bir hukuk sistemi ile güçlü bir kurumsal kapasitenin oluÅturulmasının hayati önem taÅıdıÄına inanıyoruz.
Bunu mümkün kılacak düzenlemeler kadar uygulamaların da tarafsızlık ve baÄımsızlık ilkeleriyle uyumlu ve güven verici olması saÄlanmalıdır.
Devlet idaresini milletimizin bir emaneti olarak gören Milliyetçi Hareket Partisi, yolsuzluklara, rüÅvete, yaÄmacılıÄa ve kayırmacılıÄa meydan vermemeyi; bu suçları iÅleyenlerin de hukuk kuralları çerçevesinde en aÄır Åekilde cezalandırılmasını millî bir vazife olarak görmektedir.
Cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taÅımak büyük bir sorumluluktur.
Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır.
Elbette insanın düÅtüÄü çukur, kendi iradesinin tezahürüdür.
Bu iradeyi, bir deÄere, inanca, fikre ve zümreye baÄlamak, sorunun tespitini güçleÅtireceÄi gibi yanlıŠteÅhis üzerinden tedaviyi de iÅlevsiz kılabilecektir.
İnsan ve toplum zihniyetini belirleyen unsurların, iktisadî düÅünce ve yaÅayıÅı belirlediÄini dolayısıyla zihniyet ile iktisadî düzen ve yaÅayıŠarasında güçlü bir baÄ olduÄunu söyleyen merhum Prof. Dr. Sabri Ãlgener; nerede ve hangi yüzyılda olursa olsun, iktisadî yaÅayıÅın, yalnız dıŠverilerin bir araya geliÅinden ibaret madde dünyası olmadıÄını, bütün o yıÄınların altında ve gerisinde kendine has tavır ve davranıÅları ile insan gerçeÄinin yattıÄını söyler.
Ãlgener, zihniyet ile iktisadî düzen ve yaÅayıŠarasındaki iliÅkiyi, insanı nesneleÅtiren ve edilgen hale getiren maddeci dünya görüÅünden sıyırarak ahlak merkezli olarak tanımlar.
Adalet ve ahlak halkasını birbirine baÄlayan ve birbiriyle açıklayan örgü zihniyet dünyasının, kültür ve medeniyet birikiminin izdüÅümünü teÅkil etmektedir.
Ahlak, hayır olanla istikamet üzere olmak; Åer getirecek her türlü fikir ve fiilden kaçınmaktır.
Ancak hayırda birbirleriyle yarıÅan insanlar kadar; toplumda kötülüÄü ve karanlıÄı yarıÅtıranlar da vardır ve bundan sonra da olacaktır.
Bizim gayemiz, güçlü bir ahlak zemininde birey, toplum ve siyaset sacayaÄı oluÅturmak; devletin sütunlarını bu zeminden inÅa etmek, adalet çatısını bu sütunlar üzerine yerleÅtirmektir.
Ahlaki temelleri çürük olan devletin adalet çatısı da çökmüŠolacaktır.
Nitekim Kınalızade Ali Efendi'nin "Daire-yi Adliyesinde" vurguladıÄı üzere; "Adalet, dünyada huzurun ve kurtuluÅun temelidir. Dünya bir baÄ ise, duvarı devlettir."
Devletin ahlakını oluÅturan adalet ise her bir insanın hakkının teminat altına alınması ve gözetilmesidir.
Zira Devletin düzen ve iÅleyiÅi hukuka baÄlıdır.
Türkiye'nin millî yükseliÅ iradesiyle büyük bir siyasi kararlılıÄın ortaya konulduÄu; ekonomik, siyasi ve diplomatik baÅarılarla öne çıktıÄı, savunma sanayisi gibi birçok alanda dünyada önemli ilerlemeler kaydettiÄi, aynı zamanda "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedefleri doÄrultusunda atılan adımların sonuç verdiÄi bir dönemde, oluÅan huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik giriÅimler kabul edilemezdir.
YaÅananlar bir yönüyle ahlak, adalet ve güven zaafına yol açarken; diÄer yandan gayrihukuki ve gayriahlaki olayların toplumun bütününe, devlet organlarının tamamına ve kurumların iÅleyiÅindeki genel duruma teÅmil edilerek yönetilemeyen bir ülke imajı yaratılmasının hedeflendiÄi ve bu doÄrultuda sosyal hareketlenmenin umulduÄu dikkat çekmektedir.
Bütün bu geliÅmeler birbirinden baÄımsız adli ve siyasi olaylar olarak deÄerlendirilebilse de daha köklü ve yapısal sorunlarla birlikte ele alınmalıdır.
O sebeple her nerede ve kiminle ilgili olursa olsun; yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı, kuralların ihlali ve benzeri bir suç varsa, hukuk çerçevesinde suçun niteliÄine, suç isnadının yöneltildiÄi kiÅinin kimliÄine ve kiÅiliÄine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir.
Bu anlayıŠçerçevesinde; ahlak, adalet, liyakat, hakkaniyet ve hesap verebilirlik çerçevesinde "temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum" hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüÅtürülmesi saÄlanmalıdır."
- fon krizi
- bahçeli
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.