YAYINLAMA 05 Ekim 2026 00:00
GÜNCELLEME 05 Ekim 2026 00:04
MARUF BUZCUGİL - HÜSEYİN GÖKÇE / ANKARA
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, Basra’dan Avrupa’ya tren yoluyla ulaşımı öngören Kalkınma Yolu projesinden, BAE ve Katar gibi ülkelerin çekildiğini, projenin petrol karşılığı altyapı hizmetiyle Türk müteahhitler tarafından yapılmasını öngören anlaşmada sona yaklaşıldığını söyledi. Sektörün Avrupa’dan daha fazla proje almak istediğinin altını çizen Eren, Avrupalı firmaların Türkiye’de ihaleye girmesinden çekinmediklerini, fiyat avantajı istemediklerini bildirdi. Eren Portekiz’in 60 milyar dolarlık altyapı yatırım hazırlığından pay almak istediklerini kaydetti. Erdal Eren, EKONOMİ’nin sorularını şöyle cevaplandırdı:
Türk müteahhitlerinin uluslararası alandaki başarılarını temel olarak neye bağlıyorsunuz?
Sektörümüz 2000’li yıllardan bu yana çok büyük atılım yaptı, bunun da en büyük sebeplerinden birisi özellikle Türk Cumhuriyetleri yanı sıra daha önce büyükelçiliğimizin olmadığı 35’e yakın ülkede büyükelçiliğin açılması diyebilirim. Arkamızda devletimizi, önümüzdeki büyükelçilerimizi gördükçe bu alanda ilerleme kaydettik. Eskiden büyükelçiler ticari konulara hiç girmezdi, bize randevu bile vermezlerdi, ticari ataşelerle görüşmemizi isterlerdi. Şimdi ise büyükelçiler bizimle birlikte hareket ediyorlar, hatta bir büyükelçimiz bir ihaleyle ilgili beni aradı ve “kazandık başkanım” ifadelerini kullandı. Bu gelişmeler bizi senede 2 milyar liralık cirodan, 30 milyar dolarlık ciro seviyesine çıkardı. Sektörümüzün üstlendiği toplam iş miktarı 570 milyar liraya yükseldi.
Önemli pazarlarınızda Rusya ve civarı ülkeler yer alıyor
Evet toplam iş hacmimizin yüzde 20’sini Rusya’da yapmışız. Bunu; Orta Asya, Türkmenistan, Kazakistan takip ediyor. Kuzey Afrika’da ise Tunus, Cezayir, Libya, Fas gibi ülkelerde süre çalıştık.
Avrupa pazarında niye çok fazla ilerleyemiyoruz?
Avrupa'ya daha sonraları girebildik. Ağırlıklı olarak Avrupa'da yapılan projeler Avrupa Birliği kredisiyle yapıldığı için bizim önümüze setler konuluyordu. AB üyesi ülkelerin büyük inşaat firmaları bizim oralara girmemizi istemiyorlardı, çünkü bizimle fiyat anlamında rekabet edemiyorlardı. Fakat biz öncelikle Doğu Avrupa ülkelerine girmeye başladık, aday ülkelerde iş yaptık, üye olduklarında da devam ettik. Bizim Avrupa'nın büyük dev firmalarından ne kadar daha ekonomik ve ne kadar kaliteli iş yaptığımızı gördüler. İhalede o firmalar bizimle rekabet edememeye başladı.
Rusya pazarında artık çok iş yok ama değil mi?
Rusya pazarında yatırımlar durdu, doğul olarak bizim işler de durdu. Amerika'nın koyduğu yasaklar, para dolaşımına getirilen engeller nedeniyle orada iş yapılamaz hale geldi. Yani yüzde 20’lik pazar payımız kapandı. Keza Ukrayna pazarında da 8 milyar dolarlık iş yapıyorduk bir anda hepsi durdu. Ancak savaşa rağmen Ukrayna’da 1.6 milyar dolar tutarında 109 tane irili ufaklı iş yapıldı. Hâlen çalışan meslektaşlarımız var, sirenler çalarken, bombalar düşerken bizim müteahhitler çalıştı. Bir tünel yıkılmış, oranın yakınında iş yapan bir müteahhidimiz hemen gidip tüneli yapmış, aynı yer tekrar yıkılmış, tekrar yapılmış. Ciromuz geçen seneye göre yüzde 50 civarında düşecek gibi.
Dolayısıyla geçen seneki yaptığımız iş hacmine göre 49 firma mızı sıralamada büyük ihtimalle eskiden aldığımız işleri bu sene devam ettiğimiz için gelecek sene de sıralamada yerimiz iyi olur. Ama bir sonraki senede bu sene az iş aldığımız için maalesef ciromuz düşük olacağı için korkarım ki sıralamamızda aşağılara inme tehlikesi olabilir.
Başka ülkelerde üçüncü ülkelerde işbirliği yapılması noktasında çalışmalarınız var mı?
Bu konuda Almanya ile işbirliğinin geliştirilmesi en önemli başlıklardan bir tanesi. Özellikle Ukrayna, Suriye ve Afrika başta olmak üzere Türk müteahhitlik oradaki deneyiminden yararlanarak Almanlarla birlikte çalışabiliriz. Bu konu Dışişleri Bakanlığı ile yaptığımız toplantıda da gündeme geldi. Aslında biz şu anda birçok Avrupa ülkesiyle yani mesela İngilizlerle çok yakın çalışıyoruz. Uluslararası İngiliz finansmanıyla iş yapıyoruz, ortaklaşa projelere giriyoruz.Yani Afrika, Irak, Suriye’ye mallarını göndermek isteyen ve müteahhitleri aktif olmayan ülkeler var. İhtiyaç duyulan krediyi verip kendi mallarının kullanılmasını istiyorlar. Yurt içinden finansman sağlayamayan firmalarımız da buna sıcak bakıyorlar.
Avrupa’nın küçük ülkelerinde ve Afrika’da en büyük rakibimiz Çin. Çünkü uluslar pazarlara gelen Çin firmalarının hepsinin asıl sahipleri devlet. Yani bizimki gibi özel şirketler değiller, Çin devleti ilgili ülkelerin önemli altyapı proje ihtiyaçlarını tespit ediyor ve o ülkeye diyor ki senin paran yok bunu yaptıramıyorsun o demiryolu projeni. Ben sana parayı vereceğim. Sen bu projeni yap ama inşaatı Çinli firmalar yapacak i diyor. Hiçbir Avrupalının hiçbir Amerikalı firmanın rekabet edebilme şansını bırakmıyor. Çünkü Çin krediyi veriyorsa Çinli firmalar arasında ihale edilmesi şartıyla veriyor.
"İhaleyi siz alın biz mal satalım diyorlar"
Siz benzer destekleri alamıyor musunuz?
Eximbank sermayesi kısıtlı olduğu için sermayesini mecburen küçük kredilerle kullanıyor. Öyle olunca biz maalesef uluslararası pazarlara elimizde biz size kredi de getiririz diye gidemiyoruz. Bazı ülkeleri yanımıza mecburen Avrupalı firmaları alarak kendi bulduğumuz işe işte projenin içine bir miktar Avrupa'dan ihracat vesaire koydurarak onları Joint Venture Ortak yapıyoruz. İşbirliği diye konuştuğumuz bu aslında. Yani bir Avusturya firması bizimle beraber Afrika'da gelip iş yapmak istemiyor. Bunun yerine mesela bir Türk firması Afrika'da bir baraj ihalesi alır ise barajın pompalarını, işte çelik kapaklarını vesairelerini Avusturyalı olarak biz verelim. Bize cazip gelen kısmı da o.
"Portekiz’in 60 milyar dolarlık projelerinde iş yapmak istiyoruz"
Peki Avrupa’da iş üstlenebilmek için ne yapılmalı?
Bizim tabii sonraki hedefimizde yaşlanmakta olan Avrupa'nın altyapısının yenilenmesi için de Türk firmaları olarak görev alabilmek. Asıl büyük hedefimiz de budur. Şu anda işte Doğu Avrupa'dan başladık. Gidiyoruz ileriye doğru. İşte Kuzey Avrupa'ya da Polonya'da vesaire de yine varız. İşte Slovakya, Slovenya, Sırbistan, Arnavutluk, Makedonya gibi bölgelerde varız.İspanya’da bir firmamız iş yapıyor, yanı sıra Portekiz ile de çok yakın temastayız. Yani Portekiz büyük bir yeniden altyapı hamlesine girişmek istiyor. Toplam büyüklüğü 60 milyar doları bulması bekleniyor. Onlardan yetkililer de geldi Türkiye’de görüşmeler yapıldı. Bu pazarda önemli projeler üstlenmek istiyoruz.
Konjonktür itibarıyla en büyük hedef ülkeniz hangisi?
Bütün altyapısı tahrip olmuş, yıllarca iş yapılmamış durumda Irak. Şimdi Irak'ta çok büyük bir altyapı boşluğu var. Bunların en başında da işte Türkiye ile beraber yürütülmekte olan meşhur kalkınma yolu projesi var. Basra Limanı'ndan Türkiye sınırına kadar yapılacak bir demir yolu ve ona paralel özel bir otoyol projesi bulunuyor. Sonra da o otoyolun etrafında yeni şehirler, yeni yerleşim bölgeleri kurulacak ve Türkiye açısından ticari strateji açısından da çok önemi var. in ve Hindistan malları Afrika’nın güneyinden gitmek yerine Basra Limanı’na gelip buradan Türkiye üzerinden demiryolu ile Avrupa’ya gidebilecek. Hemen hemen nihai kararlara varılmış durumda. Ulaştırma Bakanlığımız da Irak makamları çok yoğun temaslar yaptı ve epey bir ilerleme kaydedildi. Bir İtalyan müşavirlik firması demiryolu projesinin projelendirmesini hemen hemen bitirmiş durumda. Irak’ta para olmadığı için Türkiye ile Irak arasında petrol karşılığı altyapı anlaşması gündemde. Anlaşmanın yakın zamanda son halini almasını öngörüyoruz.
“Kalkınma yolunda BAE, Katar çekildi, Türkiye ve Irak yapacak”
Şimdiye kadar bu projenin Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan'ın finansmanıyla yapılması konuşuluyordu. Savaş sebebiyle bir sürü yeni stratejiler değişti ve onlar geri çekilmeye başladılar. Şu anda Türkiye ile Irak beraber hayata geçirme konusunda prensip anlaşması yapmış durumdalar. Bu anlaşma, Irak petrolünün her yıl belli bir kısmını Türkiye'ye kalkınma yolu projesi için, bir kısmını da Irak'ın su projeleri için Türkiye'ye vermek şeklinde bir anlaşmanın detayları da hemen hemen belirlenmiş durumda. Bunlar imzalandığında Irak Türkiye'ye petrol verecek. Türkiye o petrolün bedeli karşılığında bu inşaat projelerini kendisi yaptıracak. Bizim sektörümüz açısından çok önemli bir imkan. Yani başka bir ülke gelip finansmanı ben veriyorum, benim mallarımı alın diyemeyecek. Bu konu 4-5 yıl önce ilk gündeme geldiğinde, Irak tarafı işlerin farklı ülkelere bölünmesini öngörüyordu, ben projenin tamamını bize verin biz 3 yılda teslim ederiz diye iddialı bir söz kullanmıştım. Yani finansman işi olursa bu rahatlıkla yapılabilir.
Petrol karşılığı iş nasıl olacak?
Anlaşma karşılığı gelen petrolün bedeli bir fonda toplanacak. Bu projelerin ödemeleri oradan yapılacak. Benzer şey Irak'ın su projeleri için de geçerli olacak. var. Irak'ta çok uzun yıllardır su altyapısı yapılmamış. İşte Irak'ı boydan boya bizim nehirlerimiz geçiyor ama sadece akıyor. Üzerinde bir baraj, sulama projesi yok. Bunların Türk firmaları tarafından yapılması gündemde ve çok hızlı ilerliyor. Dışişleri Bakanlığımız ilgilenen firmaların başvuruda bulunmasını istedi ve biz de duyuruyu yaptık. Gerekli listeyi bildirdik. Irak tarafı daha mühendislik kısmını oluşturamadı ama onunla ilgili çalışmalar da var.
Proje büyüklüğü ne kadara ulaşır?
Anlaşmalar henüz nihai hale gelmediği için bir rakam telaffuz etmek doğru olmayabilir ama kalkınma yolunun sadece demiryolu kısmı için 15-17 milyar dolar arası bir rakam konuşuluyordu. Demiryolu projesinin finansmanını karşılayacak miktarda petrolü Irak 3-4 yıl içinde verecek. Ayrıca şu anda birçok firmamız orada harıl harıl hastane yapıyor.
Suriye konusunda neler yapılıyor?
En fazla sınırımızın olduğu ülke olarak Suriye'nin işte savaş iç savaş sonrasındaki yeniden imarı hep gündeme geliyor. Ticaret Bakanlığı ve Suriye yetkilileri JETCO toplantısında bir araya geldiler Nisan ayında. Ben de katıldım, toplantının ardından Suriyeli bakan ile başbaşa bir görüşme yaptım. Bana, “Sizin dünyada ne kadar önemli işler yaptığınızı, Türk müteahhitliğinin ne kadar geliştiğini hep takip ediyoruz” dedi. Ben de Güney Amerika, Afrika, Asya’ya gittiğimizi, yanı başımızdaki Suriye’de akrabalığın olduğunu ve buraya çok kolay gidebileceğimizi söyledim. Ancak Suriye’de öncelikle bir planlama yapılması gerekiyor. Yani otoyol nereye yapılacak, ihale nasıl yapılacak, şartnameler nasıl hazırlanacak, işlerin kontrolü nasıl yapılacak bütün bunların belli olması gerekiyor.
"Artık kimse Türk işçi götürmek istemiyor"
Erdal Eren "Yurt dışında Türk işçi istihdamında ne durumdasınız?" sorusuna şu yanıtı verdi: Bu konuda yapabileceğiniz bir şey yok, çünkü ihalelere yabancı firmalar da giriyor. Zaten sadece Türk firmaları girse bile anlaşma yapmak diye bir şey mümkün olamaz. Ama maalesef biz şunu da gördük ki bir Türk firmasının kazandığı ihalenin iptali için başka bir Türk firması başvuruda bulunabiliyor. Adalet Bakanımızla DEİK toplantısında bir araya geldik. Sayın Bakan toplantı sonrası açıklamasında iş dünyasının şikayetlerini aldıklarını, yeni reformlarda bunların da dikkate alınacağını söyledi. Şimdi iş davalarında ağırlıklı olarak işçiler lehine kararlar çıkar. Ayrıca davalar da çok uzun sürüyor.
Örneğin Suudi Arabistan'da iş yapan bir firma bunu bitirip tüm yükümlülüklerini yerine getiriyor, şantiyeyi kapatıp dönüyor. Bazı avukatlar var bu İşçileri buluyorlar, ücretsiz vekaletname alarak bir taşra ilçesinde dava açıyorlar, Cumartesi, Pazar çalıştılar diye... Genç hakimler Arabistan'ın çalışma koşullarını bilmiyor, Türk hukuk sistemini uyguluyor, oysa orada tatil Cuma günü. Çok yüksek tazminatla karşı karşıya kalan firmalarımız oldu.
Hatta bu yüzden firmalarımızın bir kısmı Türk işçi götürmemeye başladılar. Bir dönem 86 bine kadar çıkan işçi sayısı bugün 15 bine kadar geriledi. Şimdi mavi yakalıları Bengladeş, Vietnam, Filipinler'den almak zorunda kalıyoruz.
Bu gelişmelerden sonra sendikamız İNTES ile birlikte, ağırlıklı olarak iş yaptığımız ülkelerin ticaret hukuklarıyla ilgili kanunlarını tercüme ettirdik ve Adalet Bakanlığına verdik.
Aslında bu konuda ihtisaslaşmış hakimlerin görev yapması gerekiyor. Biz eskiden yurt dışına Türk insanı götürüp istihdam ediyoruz diye gurur duyuyorduk. Bizim yaptığımız iş tamamen ihracat. Oysa şimdi şantiyelerimizde Filipinli işçilere istihdam sağlamak zorunda kalıyoruz. Savaşlar nedeniyle bazı pazarlarımızın kapanması üzerine Avrupa pazarında iş yapmaya yöneldik. AB ülkelerinde büyük işler yapmaya başladık. Artık Avrupa'nın daha içlerine girmek istiyoruz.
"Başka ülkeler Suriye pazarına giremez"
"Batılıların böyle riskli yerlere, yani bizim gitmeye can attığımız yerlere gelme alışkanlıkları yok açıkçası. Bunun en yakın örneği Ukrayna'dır, hiçbir batılı ülkenin orada şantiyesi yokken bizim şirketlerimiz savaş boyunca çalıştılar.
Suriye'nin bu projelerini yapmak için kendi finansman imkanları yok, kaynağı yok. Türkiye'nin de onu sağlama şansı yok. Bence Suriye'nin öncelikle kredibilitesini sağlaması lazım.
Avrupa Yatırım Bankası, Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarının Suriye'ye kredi verilmesi lazım ki o zaman şirket kredileri de özel banka kredileri de devreye girebilir. Bana göre eğer Körfez ülkeleri finansman sağlarsa biz de oraya gidip projeleri üstlenebiliriz. Havaalanını Katarlı bir yatırımcının parasıyla Türk şirketi yapıyor."
Konut projeleri olmaz mı?
Konut alanında özellikle bizim Güneydoğu'daki küçük ve orta boy konut müteahhitlerimiz Suriye'ye gidebilirler. Yani bireysel konut projelerine de gidilebilir. Çünkü ilginç bir şekilde orada konut ürettiğinde, bunu satın alabilecek insanların sayısı az değil. Gerekirse Suriye'ye bizim kurumlarımız bürokrasi konusunda da eğitim verebilirler. Örneğin Karayolları Genel Müdürlüğümüz onların ilgili kurumu kurulurken destek sağlayabilir. Bunu Suriyeli bakana da söyledim. Ayrıca uluslararası müşavirlik, mühendislik firmalarımızın da görevlendirilmeleri halinde destek verebileceklerini anlattım. Bu arada Türkiye, ülkenin turizmine yönelik bir master plan hazırlayarak ücretsiz olarak Suriye'ye verebilir. Bazı ülkelerde bizden başka müteahhit yok. Örnek Romanya gibi. Çok büyük işler yapmaya başladık. Artık Avrupa'nın içlerine doğru da gidelim diye hedefliyoruz. Yani Almanlarla işbirliği yapalım ama Almanya'nın da altyapısına gidelim istiyoruz.
Fakat şimdilerde AB'nin kamu alımları anlaşması bizi çok etkileyecek, genel ihracatı da çok etkileyecek. GB'nin yenilenmesi müzakerelerinde bunun da gündeme gelmesi gerekiyor. Önce AB firmalarının tercih edilmesi bizim açımızdan çok büyük tehlike. Avrupalı meslektaşlarımız bizimle rekabet edemedikleri için bize yasaklama getirtmeye çalışıyorlar. Avrupa ihalelerinde bizim firmalarımız birinci gelse bile ihaleyi Avrupalı firmaya verme dönemi başladı. Bu sorunun çözümü için gerek Dışişleri Bakanlığımız gerekse Ticaret Bakanlığımız çok çalışıyor.
Burada mütekabiliyet durumu da var. Biz ilgili bakanlıklarımıza diyoruz ki buradaki ihalelerde bize yüzde 15 fiyat avantajı sağlamayın, Avrupalı firmalar da gelsin yarışalım, bizim hiçbir çekincemiz yok. Bu konuda ihale kanununda bir değişiklik yapılarak sayın Cumhurbaşkanına bir yetki verilmişti. Bu yetkinin kullanılması sorunu çözer gibi duruyor.
"Tasfiye kararnamesi çıkmalı"
Yurt içi projelerdeki durum nedir?
Tasarruf tedbirleri kapsamında en önemli kısıtlama kamu yatırımlarında oldu. Yani devam etmekte olan projelerin ödenekleri kısıtlandı. Bazen bir işi alıp 3 yılda bitirmek üzere teşkilatınızı kuruyorsunuz, fakat proje 6 yıla çıkıyor, maliyet katlanıyor am alınacak para aynı kalıyor. Mevcut yasadaki fiyat farkı formülü de kayıpları karşılamaya yetmiyor. Bu süreçte Anadolu'daki küçük ve orta boy firmalar dahil bana ulaşarak bir tasfiye kararnamesi çıkmasını istiyorlar. Biz de Türkiye Müteahhitler Birliği olarak bitmesine az kalmış stratejik projelerin belirlenerek kaynakların o projelere aktarılıp bir an önce tamamlanmaları sağlanmasını istiyoruz. Diğerleri de tasfiye edilsin gerekiyorsa. Açık şantiyenin maliyeti çok fazla ve meslektaşlarımız bu yükü taşıyamıyorlar.
“ENR yanlış hesap yapmış, bir firmamız daha listeye eklendi”
Türk müteahhitleri yıllardır dünya sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor, bunu neye bağlıyorsunuz?
Öncelikle yeni bir bilgi vermek istiyorum, liste açıklandıktan sonra farklı bir gelişme daha oldu. Sizin aracılığınızla kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. ENR bu çalışmayı yaparken Doğuş İnşaat’ın evraklarını inceleyememiş, bu inceleme tamamlandı ve fi rmamız 165’inci sıradan listeye girdi. Böylece listedeki fi rma sayısı 48’den 49’a çıktı. O listenin içinde Türk fi rma sayısı 49 aşağı çıktı. Aslında listedeki yerimiz doğrudan siyasete bağımlı, yani savaşlar dahil uluslararası gelişmeler bizi çok etkiliyor. Hinterlantımızdaki ülkelerde siyasi gelişmeler, yatırımların seviyesi ekonomilerindeki gelişmeler bizim işimizi doğrudan etkiliyor. Aynı şey bizim ülkemizde de geçerli, yani ekonominin rahat olduğu dönemlerde çok büyük yatırımlar yapıldı, ancak şimdi ekonomide bir daralma sözkonusu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.