Ticaret Bakanlığı tarafından her yıl hazırlanan ve 31 Aralık tarihli mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan Ürün Güvenliği ve Denetimi Tebliğleri ile pek çok ürün grubunun güvenli ve mevzuata uygun şekilde ülkemize ithal edilmesi sırasında gerçekleştirilecek ürün güvenliği denetimlerine ilişkin izlenecek yol ve yöntemler hükme bağlanmaktadır.
Öngörülen tüm ürün güvenliği denetimleri farklı ürün gruplarını kapsamakta ve denetimlerin Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS) üzerinden risk esaslı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Ancak tüm ithalatçıların aynı risk havuzunda alınarak denetlenmesi, sistemin en önemli handikabı olarak değerlendirilmektedir. Oysa ithalat yapan işletmeler arasında zaten devlet tarafından güvenilirliği tescilli bir grup bulunmaktadır: Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) sahipleri.
Bilindiği gibi, Gümrük Yönetmeliği'nin 21/A maddesi hükmü doğrultusunda YYS statüsü, Türkiye’de yerleşik firmaların; mali yeterlilik, emniyet ve güvenlik, kayıtların izlenebilirliği, gümrük mevzuatına uyum ve YYS emniyet ve güvenlik koşullarını sağladığını ilan eden uluslararası bir güvenilirlik beratı ile kanıtlanmaktadır. Bir firmanın YYS sahibi olabilmesi, yıllar süren ayrıntılı bir yerinde denetim sürecinden geçmesi ile mümkün olabilmektedir.
Hali hazırda Türkiye'de 800'ü aşkın YYS sahibi firma, dış ticaret hacmimizin %35'inden fazlasını gerçekleştirmektedir. Bu firmalar ISO 9001, 27001, 28000 gibi uluslararası standartlara da sahiptir.
Ticaret Bakanlığı, özellikle Kasım 2023 tarihinden itibaren YYS'ye yönelik TAREKS'te ayrıcalık sağlandığını teyit etmiştir. Bakanlık sunumlarında "YYS Sahibi Firmalara Ayrıcalık – Bakanlığımız tarafından ithalat denetimlerinde Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası bulunan firmalara bu sertifikaya sahip olmayan firmalara kıyasla TAREKS risk analizi aracılığıyla daha ayrıcalıklı uygulamalar sağlanmaktadır" ifadesi açıkça yer almaktadır.
Keza, iç talimatlarda "TAREKS sistemi üzerinden yapılan başvurularda, firmanın YYS sertifikasına haiz olması halinde, sertifika sahibi olmayan firmalara kıyasla risk analizinde ayrıcalıklı uygulamalar sağlanıyor" ibaresi de yer almaktadır.
Bununla birlikte, bu ayrıcalık bir Genel Müdürlük iç talimatı / TAREKS algoritma parametresi seviyesinde kalmakta, Resmi Gazete’de yayımlanan kamuya açık tebliğin kendisinde şeffaf, bağlayıcı ve öngörülebilir bir madde olarak yer almamaktadır. Bu durum hem hukuki öngörülebilirliği zedelemekte hem de uygulama takdiri memur inisiyatifini ön plana çıkarmaktadır.
Konuya ilişkin uluslararası uygulamalara baktığımızda:
a) Dünya Gümrük Örgütü (DGÖ) SAFE Çerçevesi: Madde 3.3'te "Gümrük idareleri AEO statüsü sahiplerine mümkün olan en düşük risk seviyesini uygulamalı ve denetimlerini azaltmalıdır" hükmü yer almaktadır. Bu arada, Türkiye’nin de DGÖ üyesi olduğu hususu unutulmamalıdır.
b) Avrupa Birliği Gümrük Kodu: AB Gümrük Kodu Madde 38/6'ya göre AEO-C ve AEO-S sahipleri fiziki ve belge kontrolüne daha az tabi tutulur. AB'nin “ICS2” ve “Market Surveillance” sistemlerinde AEO için risk katsayısı %70 daha düşük uygulanmaktadır.
c) ABD C-TPAT Programı: C-TPAT üyesi ithalatçılar için CBP'nin denetim oranı %3-4 iken, diğer firmalarda %20-25 seviyesindedir.
Bu bakımdan, Türkiye’de de WCO SAFE Framework ve AB-AEO uygulamaları ışığında, YYS için denetim sıklığının azaltılması, risk skorunun düşürülmesi ve güvenilir ithalatçı modeline geçişin gerekliliğini ortaya koyması gerektiği düşünülmektedir.
YYS'nin asıl vaadi hız ve öngörülebilirliktir. Ancak YYS'li firmalar da TAREKS'te aynı ürün için "Kapsam Dışı" kararı alırken bile aynı prosedürü tamamlamak zorunda kalmakta ve ciddi maddi kayıplar ve zaman kayıpları yaşamaktadır.
TAREKS'te risk analizi ürün ve ülke odaklıdır, firma geçmişi ve statüsü odaklı değildir. Oysa 10 yıldır tek bir cezai durumu olmayan, düzenli denetlenen YYS firması ile ilk kez ithalat yapan firma aynı risk skoruyla değerlendirmeye alınmaktadır. Bunun, yapay zekâ destekli yeni TAREKS'in ruhuna da aykırı olduğu düşünülmektedir.
Ayrıca denetim için gereken efor en güvenli firmalara harcandığında, asıl riskli, kayıt dışı ve merdiven altı ithalat yapan firmalar gözden kaçabilmektedir. Bu durum hem haksız rekabet yaratmakta hem de hedeflenen “tüketici güvenliği” için tehdit ortamı oluşturmaktadır.
Başta da belirttiğimiz gibi, Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, devletin özel sektöre verdiği bir "güvenilirlik beratıdır". Bu beratın Ürün Güvenliği Tebliğleri'nde bir karşılığının olmaması, sistemin kendi içindeki çelişkileri ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle, 2027 yılında uygulanacak tebliğlerin hazırlıkları sırasında, bu çelişkiyi gidermek gerektiği; yaklaşan tarihin önemli bir fırsat yarattığı ve Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü'nün, 2027 yılı tebliğlerinde YYS'yi açıkça tanımlayan ve bu firmaların ithal ürünlerini risk kriteri dışında değerlendiren bir düzenlemeyle, hem WCO SAFE Framework standartlarına tam uyumu tamamlamaya hem de güvenilir firmayı ödüllendiren, kötü niyetliyi ayıklayan bir sistem oluşturması olanağına sahip olduğu gerçeğini belirtmek isterim.
Tekraren vurgulamak gerekirse, her yıl 31 Aralık'ta Resmi Gazete'de Ürün Güvenliği ve Denetimi Tebliğleri yayımlanmaktadır. Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) sahibi firmalar için 2027 yılı tebliğlerinde açık, öngörülebilir ve ölçülebilir bir ayrıcalık tanımlanmasını önerilmektedir. Mevcut durumda YYS sahibi firmaların TAREKS risk analizinde kısmen avantajlı olduğu Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü'nce de teyit edilmiş olmasına rağmen, bu avantaj tebliğ metinlerinde normatif bir karşılığa sahip değildir.
Önerimiz ceza değil, ödül sistemidir. Güvenilir olana daha az denetim, riskliye daha çok denetim. Bu prensip, tüm dünyada kabul görmüş modern gümrük yönetiminin esasını oluşturmaktadır.
Sözün özü, 2027 yılı Ürün Güvenliği Tebliğleri hazırlanırken YYS sahibi firmalar için uygulamanın farklılaştırılması ve “referans numarası yönetimi” ile beyan esaslı yöntemin kabul edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.