6 Ekim 2026, Salı · 22:33 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

MB Başkanı Karahan'dan dezenflasyon vurgusu: Süreç ivme kaybetse de devam ediyor

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, dezenflasyon sürecinin ivme kaybetmekle birlikte devam ettiğini belirtti. Karahan, jeopolitik gelişmelerin arz yönlü baskıları artırdığını, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin…

YAYIN TARİHİ, 06 Ekim 2026 16:15 GÜNCELLEME, 06 Ekim 2026 16:42

  • Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, dezenflasyon sürecinin ivme kaybetmekle birlikte devam ettiğini belirtti. Karahan, jeopolitik gelişmelerin arz yönlü baskıları artırdığını, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümü üzerindeki riskleri canlı tuttuğunu söyledi.

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Toplantısı'nda konuştu.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekonomi, iş dünyası, piyasalar ile ilgili en güvenilir ve en detaylı haberlere en hızlı şekilde ulaşın. + Ekle

Karahan'ın açıklamalarından satır başları;

1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu gereği, uyguladığımız politikalar ve Bankamız faaliyetleri hakkında bilgi vermek için burada bulunuyoruz. Konuşmama enflasyon görünümüne ilişkin genel bir değerlendirme yaparak başlayacağım.

Yıl içinde öne çıkan jeopolitik gelişmelere bağlı belirsizlikler dezenflasyon sürecini etkiliyor. Bu durumun arz yönlü etkilerine rağmen dezenflasyon süreci ivme kaybetmekle birlikte devam ediyor.

Sıkı para politikasına bağlı olarak tüketim talebindeki yavaşlama ve Türk lirasındaki ılımlı seyir, arz yönlü baskılara rağmen temel mal enflasyonundaki artışı sınırladı.

Küresel arz zincirinde aksamalar ve navlun maliyetlerinde artış devam etmektedir. Küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar devam ediyor. Küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’na alternatif olan ticaret yollarındaki risklerin de son dönemde arttığını görüyoruz.

Bu durum, ticaret rotalarının uzaması ve sigorta maliyetlerindeki artışlara bağlı olarak navlun maliyetlerinin keskin bir şekilde yükselmesine neden oldu. Bu çerçevede, enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğünü değerlendiriyoruz. İthalat fiyatları emtia kaynaklı artmıştır.

Daha genel baktığımızda gerek enerji gerekse enerji dışı emtia fiyatları savaş öncesine kıyasla yüksek düzeylerini koruyor.

`Manşet enflasyonu küresel ölçekte arttı`

Manşet enflasyon küresel ölçekte artmıştır. Yüksek seyreden enerji fiyatları, küresel enflasyon ve enflasyon beklentileri üzerinde etkili olmayı sürdürüyor. Ülkeler arası farklılaşmalar olmakla birlikte manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını görüyoruz. Kısa dönem enflasyon beklentileri de ülkelerin büyük çoğunluğunda artış gösterdi.

Çekirdek enflasyon ise şimdilik görece yatay bir seyir izliyor. Bununla birlikte olası ikincil etkiler nedeniyle küresel enflasyon görünümünün daha da bozulması riski bulunuyor.

ABD ve Avrupa merkez bankalarına dair politika faizi beklentileri yukarı kaymıştır. Bu durum küresel olarak daha sıkı para politikası beklentilerini de güçlendirdi. Nitekim, ABD ve Avrupa Merkez Bankaları son toplantılarında politika faizlerini artırdılar. Söz konusu merkez bankaları için bir önceki Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısının yapıldığı mayıs ayına göre daha yüksek politika faizleri fiyatlanıyor.

"Merkez bankaları sıkı bir parasal duruş tercih ediyor"

Birçok merkez bankasının beklentilerdeki bozulmayı kontrol altında tutmak için savaş öncesine göre daha sıkı bir parasal duruş tercih ettiklerini görüyoruz. Gelişmiş ülkelerin tahvil faizlerinde yükseliş devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil faizleri de artış eğilimini sürdürüyor.

Kamu borç stoklarındaki artış, küresel belirsizlik ve enflasyon beklentilerindeki bozulma bunun önemli sebeplerinden. Gerek savaş gerekse ekonomi politikası belirsizliği nedeniyle tahvil getirilerinin birçok gelişmiş ülkede oldukça dalgalı ve yukarı yönlü bir seyir izlediği görülüyor.

Gelişmiş ülkelerin tahvil faizlerinde yükseliş devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil faizleri de artış eğilimini sürdürüyor. Kamu borç stoklarındaki artış, küresel belirsizlik ve enflasyon beklentilerindeki bozulma bunun önemli sebeplerinden. Gerek savaş gerekse ekonomi politikası belirsizliği nedeniyle tahvil getirilerinin birçok gelişmiş ülkede oldukça dalgalı ve yukarı yönlü bir seyir izlediği görülüyor.

Bu durum küresel finansal piyasalar açısından da risk oluşturuyor. Artan jeopolitik belirsizlik nedeniyle gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy hareketleri de dalgalı bir seyir izliyor.

Savaş döneminde gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından çıkışlar, tahvil piyasalarına ise girişler gözledik. Savaşın neden olduğu arz şoku büyüme ve enflasyon ödünleşmesine yol açarak küresel para politikasına dair belirsizliği artırdı. Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra, gelişmiş ülke merkez bankalarının atacağı adımlar da portföy hareketleri üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyor.

İkinci çeyrekte büyüme iç talep öncülüğünde yavaşlamıştır. Bu yılın ikinci çeyreğinde büyüme yıllık yüzde 2,3 oranında gerçekleşerek yavaşladı.

Diğer taraftan, sıkı para politikamızın hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonu dengeli bir görünüm sundu. Nitekim nihai yurt içi talep belirgin şekilde ivme kaybederken net ihracat yıllık büyümeye pozitif katkı verdi. Temmuz ayında hizmet üretimi artarken sanayi üretimi gerilemiştir.

Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamaların altında seyretmektedir. Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor. Nitekim, yılın ikinci çeyreğinde sınırlı olarak arttıktan sonra üçüncü çeyrekte geriledi.

İşgücü piyasası manşet işsizlik oranının ima ettiğine kıyasla daha az sıkıdır. Üçüncü çeyrekte manşet işsizlik oranının yataya yakın seyrettiğini görüyoruz. İşsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında olsa da geniş tanımlı göstergeler yüksek seviyesini koruyor. Bununla birlikte, ilan başına başvurulara dair derlediğimiz veriler de yüksek seyrediyor.

Göstergeler iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Talep koşullarına gelirsek, altın hariç bakıldığında temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışların büyümesinin yavaşladığını görüyoruz. Trendinden arındırıp baktığımızda ise perakende satışlardaki ivme kaybı daha belirgin. Kart harcamalarındaki çeyreklik artışın sınırlı kalması da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor.

Göstergeler iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Talep koşullarına gelirsek, altın hariç bakıldığında temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışların büyümesinin yavaşladığını görüyoruz.

Trendinden arındırıp baktığımızda ise perakende satışlardaki ivme kaybı daha belirgin. Kart harcamalarındaki çeyreklik artışın sınırlı kalması da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor. Jeopolitik gelişmelere rağmen dış ticaret açığı ılımlı seyretmektedir. İktisadi faaliyet kapsamında, dış ticaret gelişmelerinden de bahsetmek isterim.

Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen, artan lojistik maliyetleri ve tedarik sorunları kaynaklı olarak Türkiye’ye yönelen ilave talebin de etkisiyle ihracat ikinci çeyrekte arttı.

Aynı dönemde, ithalatta ise daha düşük oranlı bir artış oldu. Yükselen fiyatlar nedeniyle enerji ithalatı artarken, altın ithalatı geriledi. Altın ve enerji hariç ithalatta ise düşüş gerçekleşti.

Eylül ayı itibarıyla veriler, mevsimsellikten arındırılmış dış ticaret açığında ikinci çeyrekte görülen gerilemenin üçüncü çeyrekte de devam ettiğine işaret ediyor. Bu dönemde, ihracat ikinci çeyrekteki seviyesi korudu.

Enerji ithalatı önceki çeyreğe göre gerilese de yüksek seyretti. Altın ithalatı belirgin azalırken, altın ve enerji hariç ithalat da önceki çeyreğin altında gerçekleşti. Öte yandan, tüketim malı ithalatı yılın ilk yarısında geriledikten sonra üçüncü çeyrekte bir miktar arttı. Buna rağmen halen geçtiğimiz yıldaki seviyelerinin altında bir seyir söz konusu.

Seyahat gelirleri önceki yıl seviyesinin sınırlı üzerindedir. Hizmet gelirlerinin önemli bir bileşeni olan turizme geçersek, savaşın etkisinin beklenildiği kadar olumsuz olmadığını görüyoruz. Ocak-temmuz döneminde, ülkemize gelen toplam ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre sınırlı geriledi.

Söz konusu gerilemenin büyük ölçüde, savaşın etkilerinin daha yoğun olduğu ikinci çeyrekte olduğunu, temmuz ayında başlayan toparlanmanın güçlenerek devam ettiğini görüyoruz.Diğer taraftan, ortalama turizm harcamalarındaki güçlü seyir ile birlikte toplam ziyaretçi sayısındaki azalış seyahat gelirlerine yansımadı. Böylelikle, seyahat gelirleri, önceki yılın aynı döneminin bir miktar üzerinde gerçekleşti

Cari açık ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilemiştir. Enflasyon görünümüne geçmeden önce, cari işlemler dengesi gelişmelerine de kısaca değinmek istiyorum. İkinci çeyrekte cari açık millî gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında bir seyir izledi.

Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen, enerji hariç dış ticaret dengesindeki iyileşme, bu dönemde 12 aylık birikimli cari açığın sınırlı olarak gerilemesinde rol oynadı. 14 Olumsuz dış koşullara rağmen, üçüncü çeyrekte cari açıktaki artışın daha sınırlı düzeyde olacağını tahmin ediyoruz. Söz konusu görünümde, ılımlı seyrini sürdüren dış ticaret açığı ve turizm gelirlerindeki toparlanma etkili olacak.

Jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatları yüksek seyrini sürdürüyor. Bu ise hem artan enerji ithalatı hem de zayıflayan dış talep görünümü kanallarından dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk taşıyor. Diğer taraftan, iç talepteki yavaşlama ve altın dış ticaret dengesindeki iyileşme cari dengeyi destekliyor. Bu gelişmeler doğrultusunda, 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz.

Dezenflasyon süreci arz yönlü baskılarla yavaşlamıştır. Eylül ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,7 seviyesinde gerçekleşti. 15 Bu yıl şubat ayı sonunda başlayan jeopolitik gelişmeler, başta enerji olmak üzere arz yönlü baskılar yoluyla dezenflasyon sürecinde ciddi ivme kaybına neden oldu. Buna rağmen sizlerle bir önceki buluşmamıza kıyasla, tüketici enflasyonu nisan ayındaki yüzde 32,4 seviyesinden 2,6 puan geriledi. Nitekim, söz konusu arz yönlü baskıların etkilerini görece dışlayan B ve C gibi göstergelerde enflasyon manşet rakama kıyasla daha düşük seyretti. [Yansı 23] Enflasyonun ana eğilimi yavaşlamaktadır.

Bildiğiniz üzere, yıllık enflasyon son 12 aydaki fiyat değişimlerini içeriyor. Bu nedenle enflasyonun yakın dönemdeki seyrini anlayabilmek amacıyla ana eğilim göstergelerine bakıyoruz. Savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde, üç aylık ortalamalar ana eğilimde yükselişe işaret ediyordu. Temmuz ayından itibaren ise ana eğilimde yeniden gerileme gördük. Yıllıklandırılmış olarak baktığımızda, savaş döneminde yüzde 30’lar seviyesine yükselen ana eğilim, eylül itibarıyla yüzde 23,7 seviyesine işaret ediyor. Bu seviye, mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında. 16 Ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesi, arz yönlü baskılar sönümlenirse, dezenflasyonun önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Bu gelişmeyi, sıkı para politikası duruşumuzun talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerinin bir yansıması olarak değerlendiriyoruz.

2026 yılında enflasyonun seyrinde enerji fiyatları öne çıkmaktadır. Yıllık enflasyon birçok alt grupta da geriledi. Nitekim, eylül ayı itibarıyla alt gruplara baktığımızda, savaşın olumsuz etkilerinin belirgin olduğu enerji grubu dışındaki tüm gruplarda yıllık enflasyon geçen yıla kıyasla geriledi.

Hizmet grubunda yıllık enflasyon yüzde 44,7’den yüzde 37,7’ye gerilerken, kira gibi geçmiş dönemde ataleti yüksek seyreden kalemlerdeki yavaşlama bu görünümü destekliyor. Son iki aya kadar yüksek seyrederek dezenflasyon sürecindeki yavaşlamada etkili olan gıda ve alkolsüz içecekler grubunda da yıllık enflasyon geçen yılki yüzde 36,1 seviyesinden yüzde 27,6’ya geriledi. Geçen yıl olumsuz hava koşullarından 17 etkilenen tarımsal üretimdeki toparlanma bu görünümü desteklerken, küresel tarımsal emtia fiyatları ve iklim koşullarına ilişkin riskleri yakından takip ediyoruz. Temel mallarda ise yıllık enflasyon yüzde 19,9’dan yüzde 15,9’a geriledi.

Jeopolitik gelişmeler kaynaklı maliyet artışlarına rağmen temel mal enflasyonunun ılımlı seyri, zayıf talep koşullarının maliyet geçişkenliğini sınırladığına işaret ediyor. Enerji grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 46,1 ile geçen yılın yaklaşık 11 puan üzerinde gerçekleşti. Dolayısıyla, bu yıl dezenflasyon sürecindeki ivme kaybının esas olarak jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinden kaynaklandığını değerlendiriyoruz.

Enerji fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yüksek seyretmektedir. Bu çerçevede, enerji fiyatlarına daha detaylı değinmek istiyorum. Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, enerji arzına ilişkin riskleri artırarak yurt içi enerji fiyatlarını doğal gaz, akaryakıt ve tüp gaz kalemleri öncülüğünde yükseltti. 18 Doğal gazda, maliyet artışlarına bağlı tarife güncellemelerinin yanı sıra, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesi de fiyat artışında etkili oldu. Son aylarda ise başta motorin olmak üzere akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş belirginleşti. Bu gelişmede, ham petrol fiyatlarının yanı sıra küresel rafineri marjlarındaki yükseliş de önemli rol oynuyor.

Eşel Mobil Sistemi (EMS) küresel şokun akaryakıt fiyatlarına etkisini sınırlamıştır. Öte yandan, eşel mobil sistemi, küresel arz şokunun yurt içi fiyatlara etkilerini sınırlayarak dezenflasyon sürecine önemli katkı sağlıyor. Grafikte, akaryakıt fiyatlarındaki birikimli değişimi, eşel mobilin olmadığı bir durumla karşılaştırıyoruz. Buna göre sistem, küresel şokun yurt içi akaryakıt fiyatlarına yansımasını yaklaşık 16 puan sınırladı. Alt kalemlere baktığımızda bu etki motorin ve benzinde daha belirgin olurken, LPG'de sistemin sınırlayıcı etkisi daha düşük kaldı. 19 Bu hesaplama, sistemin enflasyona yalnızca doğrudan etkisini gösteriyor. Akaryakıtın ekonomi genelinde önemli bir maliyet unsuru olduğu düşünüldüğünde, özellikle sistemin devreye alındığı ilk aylarda sınırlanan sert artışlar, başta ulaştırma hizmetleri olmak üzere diğer kalemlere de hızla yansıyacaktı. Bunun yanı sıra akaryakıt fiyatları, hanehalkı ve firmaların en sık gözlemlediği fiyatlardan biri. Bu fiyatlardaki sert artışlar, beklentileri ve fiyatlama davranışlarına olumsuz yansıyarak enflasyon üzerindeki ikincil etkileri güçlendirebilirdi.

Hizmet sektöründe dezenflasyon devam etmektedir. Şimdi ana eğilimin önemli bir bileşeni olan hizmet enflasyonu üzerinde durmak istiyorum. Arz şoklarına rağmen hizmet enflasyonundaki yavaşlama devam ediyor. Talep koşullarındaki zayıflama da bu görünümü destekliyor. 20 Yansıdan izleyebileceğiniz üzere, son üç aylık yıllıklandırılmış eğilimin yüzde 33’ler ile yıllık hizmet enflasyonun altında seyretmesi, hizmet enflasyonundaki gerilemenin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini ima ediyor. [Yansı 28] Hizmet grubu alt kalemlerinde ayrışma gözlenmektedir. Bununla birlikte, hizmet alt kalemlerinde dezenflasyon görünümü farklılaşıyor. Eğitim hizmetleri, bir önceki yıla kıyasla yavaşlasa da eylül ayındaki artışlarla birlikte öngördüğümüzden yüksek seyretti. Haberleşme hizmetlerinde ise enflasyon geçen yıla kıyasla belirgin şekilde yükseldi. Geçen yıl bu dönemde yüzde 24 olan yıllık enflasyon, bu yıl yüzde 44 seviyesinde. Bu gelişmeyi özellikle mobil iletişim hizmetleri yani cep telefonu görüşme ücretlerinin sürüklediğini izliyoruz. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın etkileriyle, ulaştırma hizmetlerinde de yıllık enflasyon yüzde 44 ile bir önceki yılın üzerinde seyrediyor. Haberleşme ve ulaştırma kalemleri, hizmet enflasyonundaki iyileşmeyi sınırlıyor. 21 Diğer taraftan, kira ve diğer hizmetlerin yanı sıra, talep koşullarına duyarlılığı görece yüksek olan lokanta-oteller gibi alt kalemlerde dezenflasyon devam ediyor.

Öncü göstergeler kira enflasyonundaki yavaşlamanın süreceğine işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yavaşlamaya önemli katkı veren kira kalemine daha yakından bakacak olursak; Sol panelde, hizmet ve kira grubundaki aylık eğilimi görüyorsunuz. Uzun süredir hizmet enflasyonunun belirgin olarak üzerinde seyreden aylık kira artışları, son aylarda kayda değer şekilde yavaşlayarak hizmet grubu genelinin altına indi. Bu gelişme, hizmet enflasyonunda kira kaleminden gelen ataletin gücünü yitirdiğini gösteriyor. Sağ panelde yer alan yeni kiracı kira endeksi ise, ağustos itibarıyla yeni kiralamalarda yıllık artışın yüzde 26,4’e gerilediğini gösteriyor. Bu oran, TÜİK kira endeksindeki yıllık artışın belirgin şekilde altında. 22 Grafikten de izleneceği üzere, yeni kiralamalardaki fiyat gelişmelerinin belli bir gecikme ile TÜİK kira enflasyonuna yansıdığını görüyoruz. Bu çerçevede mevcut görünüm, kira enflasyonundaki gerilemenin süreceğine işaret ediyor.

Talep koşullarındaki yavaşlama temel mallarda dezenflasyonu desteklemektedir. Bildiğiniz gibi, jeopolitik şokun enflasyondaki ilk yansımaları ağırlıklı olarak enerji ve petrokimya ile bağlantısı güçlü alt gruplar üzerinden gerçekleşti. Temel mal grubunda fiyat artışları nisan ayı ile birlikte belirgin şekilde güçlendi. Petrokimya ürünleriyle yakından bağlantılı olan kişisel bakım ve ev temizlik ürünleri bu dönemde öne çıktı. Takip eden aylarda ise bu etkilerin azaldığını gördük. Nitekim, temel mal grubunda yıllıklandırılmış yakın dönem eğilim, yıllık enflasyonun altına gerilemiş durumda. Sıkı para politikasına bağlı olarak tüketim talebindeki yavaşlama ve Türk lirasındaki ılımlı seyir, arz yönlü baskılara rağmen temel mal enflasyonundaki artışı sınırladı. 23 Dolayısıyla, son dönemdeki arz şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin sınırlı kalmasında sıkı para politikasının önemini bir kez daha gördük.

Enflasyon beklentileri ihtiyatlı duruşun sürdürülmesini gerektiriyor. Arz şoklarının ikincil etkileri açısından yakından takip ettiğimiz bir diğer unsur da enflasyon beklentileri. Sizlerle bir önceki buluşmamızda, savaşın orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımasının iki kanal üzerinden olacağını ifade etmiştim. Bunlardan biri enflasyon beklentilerindeki olası bozulma, diğeri de ekonomik faaliyetteki soğumaydı. Bu iki kanalın hangisinin baskın çıkacağının ve neticesinde enflasyon görünümünün ne yöne evrileceğinin para politikası duruşumuza bağlı olduğunu ifade etmiştim. Geldiğimiz noktada, para politikasındaki sıkı duruşumuzun etkisiyle, enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını, talepteki zayıflama neticesinde enflasyonun ana eğiliminin düşme eğiliminde olduğunu görüyoruz. 24 Bununla birlikte, enflasyon beklentilerinde sene başında öngördüğümüz iyileşmenin sağlanmamış olması dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ediyor ve ihtiyatlı duruşumuzu sürdürmeyi gerekli kılıyor.

Sıkı parasal duruş korunmaktadır. Mart ayı başında yaşanan jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan belirsizliklerin enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici tedbirler almıştık. Bu kapsamda, 2 Mart tarihinde bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vermiştik. Böylece ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin TCMB gecelik vadede borç verme faiz oranı seviyesinde oluşmasını sağladık. Mart ayında ara verdiğimiz bir hafta vadeli repo ihalelerine ağustos ayı sonunda tekrar başladık. 25 Böylece mevcut durumda para piyasalarında gerçekleşen faiz oranlarının politika faizimiz olan yüzde 37’ye yakın seviyelerde oluşmasını sağlıyoruz.

Sıkı parasal duruş makroihtiyati tedbirler ve likidite yönetimi ile desteklenmektedir. Ayrıca, sıkı parasal duruşumuzu, makroihtiyati tedbirler ve likidite yönetimi ile desteklemeye devam ediyoruz. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyor ve finansal istikrarı destekliyoruz. Finansal piyasalarda yaşanan son dönem gelişmeleri dikkate alarak likidite yönetimi kapsamında bazı tedbirler aldık. 26 Bu çerçevede; haftalık repo ihaleleriyle sağladığımız fonlama miktarını artırdık. TCMB Bankalararası Para Piyasasında bankaların borç alabilme limitlerini güncelledik. Teminat iskonto oranlarını azalttık. Ayrıca, son olarak, Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarını düşürerek bankalara likidite yönetiminde esneklik sağladık.

Fonlama maliyetindeki azalış mevduat ve kredi faizlerine yansımaktadır. Şimdi politika adımlarımızın finansal koşullara yansımalarından bahsetmek istiyorum. Ağustos ayında yeniden bir hafta vadeli repo fonlamasına geçilmesiyle ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinde 3 puanlık azalış olmuştu. Bu azalışın mevduat ve kredi faizlerine büyük ölçüde yansıdığını görüyoruz. [Yansı 36] Yurt içi yerleşiklerin TL tercihi güçlü kalmaya devam etmektedir. 27 Kıymetli maden fiyat gelişmeleri ve artan jeopolitik riskler sonucunda TL payında dalgalanmalar gördük. Ancak sıkı para politikası duruşumuz ve destekleyici makro ihtiyati araç setimiz yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili oldu. Özellikle ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlanması ile birlikte TL mevduatın payı yüzde 61’in üzerine yükseldi. Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar oldu. Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi. Mevduata yönelime para birimi kompozisyonunda baktığımızda TL tercihinin mevcut TL payı ile uyumlu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla TL payı yatırım fonları dahil ve hariç olarak yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ediyor.

Bireysel yatırımcıların döviz ve kıymetli maden satışı devam etmektedir. Sıkı para politikası ile birlikte bireysel yatırımcının TL ye olan ilgisi devam ediyor. 28 Bu kapsamda, bireysel yatırımcıların döviz ve kıymetli maden satışlarının sürdüğünü gözlemliyoruz. [Yansı 38] Kredi büyümesi yüzde 25 civarına gerilemiştir. 2025 yılı son çeyreğinde bilanço dönemi başta olmak üzere takvimsel etkilerle kredi büyümesi hızlanmıştı. 2026 yılının ilk yarısında alınan tedbirlerle kredi büyümesi yılın ikinci yarısında yavaşlamıştır. Para politikasındaki sıkı duruşa ilave olarak büyüme sınırlarının düşürülmesi ve istisnaların daraltılması gibi adımlar bu yavaşlamada etkili oldu. Sonuç olarak şubat sonunda yüzde 35 olan toplam kredi büyümesi yüzde 25 civarına geriledi.

Kredi büyümesi yüzde 25 civarına gerilemiştir. 2025 yılı son çeyreğinde bilanço dönemi başta olmak üzere takvimsel etkilerle kredi büyümesi hızlanmıştı. 2026 yılının ilk yarısında alınan tedbirlerle kredi büyümesi yılın ikinci yarısında yavaşlamıştır. Para politikasındaki sıkı duruşa ilave olarak büyüme sınırlarının düşürülmesi ve istisnaların daraltılması gibi adımlar bu yavaşlamada etkili oldu. Sonuç olarak şubat sonunda yüzde 35 olan toplam kredi büyümesi yüzde 25 civarına geriledi. [Yansı 39] Kredi büyüme kompozisyonu iyileşmeye devam ediyor. Alınan önlemlerin etkisiyle ticari ve bireysel kredi büyümelerinin belirgin yavaşladığını görüyoruz. Bu gelişme kredi kompozisyonunu iyileştirirken, iç talepteki dengelenmeye katkı vermektedir. 29 Diğer yandan, son dönem gelişmeleri dikkate alarak geçen hafta TL KOBİ kredi büyüme sınırını yükselttik. [Yansı 40] Ticari kredilerde TGA oranı tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam etmektedir. Tahsili gecikmiş alacaklarda kademeli yükseliş devam ediyor. Ancak, toplam içinde önemli bir paya sahip ticari kredilerin TGA oranları halen tarihsel ortalamalarının altında seyrediyor. Bireysel tarafta ihtiyaç kredisi ve bireysel kredi kartı TGA oranları tarihsel ortalamalarının üzerine çıkarken bu kredilere yönelik son 2 yılda devreye alınan tedbirler ile bu borçların yapılandırılmasına imkân sağlandı. TGA gelişmelerini yakından takip ediyoruz. [Yansı 41] Tahvil faizleri kısa vadelerde gerilerken orta ve uzun vadelerde yükseliş görülmüştür. Önceki komisyon sunumundan bu yana geçen dönemde, kısa vadeli tahvillere yönelik artan ilgiyle birlikte getiri eğrisinin kısa ucu geriledi. 30 Orta ve uzun vadelerde ise hafif yükseliş olduğunu görüyoruz.

Risk ve oynaklık göstergeleri son dönemde bir miktar artmıştır. Son dönemde yurt içi ve yurt dışı finansal piyasalarda yaşanan gelişmelerin etkisiyle, ülke kredi risk primi ve döviz kuru oynaklığında sınırlı bir artış yaşandı. [Yansı 43] Rezervlerde savaş sonrası gerilemenin bir kısmı telafi edilmiştir. 27 Şubat’ta 210 milyar dolar olan brüt rezervler savaşın etkisiyle 26 Haziran’da 149 milyar dolara gerilese de 25 Eylül itibarıyla 171 milyar dolar seviyesine yükseldi. 27 Şubat sonrası rezervlerdeki gerilemenin 23 milyar dolarlık kısmı altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandı. Swap hariç net rezervler ise 25 Eylül itibarıyla 40 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Fiyat istikrarına ulaşma yönündeki kararlılığımızın devam ettiğini bu vesile ile bir kez daha vurgulamak isterim. Son dönem verileri sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon görünümün iyileştiğini ima ediyor. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler yukarı yönlü riskleri canlı tutuyor. Bu nedenle, dezenflasyon konusundaki kazanımlarımızın devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceğiz. Bu doğrultuda, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceğimizi vurgulamak isterim. Zira, bir kez daha altını çizmek isterim ki, kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur.

POPÜLER HABERLER

Togg’dan ekim ayına özel 0 faiz kampanyası! 48 aya varan vade

Eylül enflasyonu belli oldu, geriye 3 veri kaldı: İşte maaşlarda son durum

Ankara-Şanlıurfa uçağında bomba ihbarı: Yolcular tahliye edildi, arama yapılıyor

Gedik Yatırım'dan fon tasfiyesi analizi: 334 milyar TL'lik likidite riskine dikkat

14 borsa şirketinden yeni iş açıklaması: Milyarlarca liralık anlaşmalar dikkat çekti

Kaynak: CNBC-e
İlgili Haberler
Makroekonomi FED yetkilisi Daly’den faiz artışı mesajı: Şartlara bağlı Paratic · 51 dk önce Borsa Ev sahibi ve kiracıları yakından ilgilendiriyor! TCMB Başkanı Karahan yeni kiralamalardaki oranı açıkladı Uzmanpara · 2 saat önce Makroekonomi TCMB Başkanı Karahan’dan fon piyasası mesajı: 800 milyar TL mevduata yöneldi CNBC-e · 2 saat önce Makroekonomi Karahan'dan tasfiye süreci açıklaması Habertürk Ekonomi · 2 saat önce Borsa TCMB Eylül Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu: Enerji fiyatları öne çıktı Finans Gündem (ing) · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.