YAYINLAMA 07 Ekim 2026 00:00
GÜNCELLEME 07 Ekim 2026 00:25
Türkiye’nin çimento sektöründe Avrupa’nın en büyük üretim kapasitesine sahip olduğuna değinen Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir, dünyada ise altıncı sırada bulunduğunu belirtti. Özdemir, bundan sonraki yatırım kararlarında yeni kapasite yaratmaktan çok mevcut tesislerin değerlendirilmesinin ön plana çıkması gerektiğini söyledi.
Deprem nedeniyle çimento talebinin yüksek seyrettiği bir dönemden geçilmesine rağmen mevcut üretim kapasitesinin önemli bölümünün hâlâ kullanılmadığını belirten Özdemir, “Türkiye, deprem dönemi ve ihracat dahil en fazla 90 milyon ton civarında kullanabiliyor. Nereden bakarsak bakalım yüzde 40’a yakın kapasite fazlamız var. Türkiye’nin yeni bir çimento fabrikasına ihtiyacı yok” dedi.
“Yeni fabrika yerine mevcut kapasite değerlendirilmeli”
Yeni bir çimento fabrikası yatırımının 250 milyon doların altında gerçekleştirilemeyeceğine işaret eden Özdemir, böylesine yüksek yatırım maliyetinin bulunduğu bir sektörde kapasite fazlası dikkate alınmadan yeni tesis kurulmasının doğru olmayacağını ifade etti.
Sektöre yeni girmek isteyen yatırımcılara da sıfırdan fabrika kurmak yerine mevcut tesislere yönelmelerini tavsiye ettiğini anlatan Özdemir, “Biri bana ‘Çimento sektörüne girmek istiyorum’ dediğinde, yeni fabrika kurmak yerine mevcut fabrikalardan birini satın almasını söylüyorum. Biz de büyümek istiyorsak bunu yeni fabrika kurarak değil, mevcut kapasite üzerinden yapmak istiyoruz” diye konuştu.
Türk müteahhitlik sektörünün küresel pazarlardaki konumuna da değinen Özdemir, yurt dışında kazanılan başarının temelinde Türkiye’de gerçekleştirilen büyük ölçekli projelerden edinilen deneyimin bulunduğunu söyledi. Türkiye’de altyapıdan havalimanlarına, büyük ölçekli üstyapı yatırımlarından farklı mühendislik projelerine kadar geniş bir alanda elde edilen tecrübenin Türk şirketlerine uluslararası pazarlarda önemli bir rekabet gücü kazandırdığını dile getirdi.
Türk şirketlerinin bu birikimi dünyanın farklı coğrafyalarına taşıdığını belirten Özdemir, “Burada öğrendiğimiz işi ve kazandığımız tecrübeyi bütün dünyaya taşıdık. Bugün ‘Türkiye’ denildiğinde Türk müteahhitliği de bir marka olarak biliniyor” dedi.
Limak’ın Barcelona’nın Camp Nou Stadı’nın yenilenmesi ihalesinde altı firmayla yarıştığını belirten Özdemir, projeyi Türk müteahhitlik şirketlerinin uluslararası ölçekte ulaştığı rekabet gücünün örneklerinden biri olarak gösterdi. İhale sürecinde yalnızca fiyatın değil, projenin gerçekleştirileceği takvim ile şirketin makine ve ekipman kapasitesinin de belirleyici olduğunu anlatan Özdemir, Limak’ın işe hızlı başlayabilecek hazırlığa sahip olmasının önemli bir avantaj sağladığını ifade etti. İhaleyle ilgili bilgi veren Özdemir, “Tek Türk şirketi bizdik. İyi bir fiyat, iyi bir program ve elimizdeki makine-ekipmanın hazır olduğunu göstererek işi aldık. Çatının da tamamlanmasıyla kapasite 105 bin kişiye ulaşacak” diye konuştu.
Yeni kuşağın rotasında enerji var
Grubun gelecek dönem yatırım alanlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdemir, teknolojideki hızlı gelişmenin enerji sektöründe yeni fırsatlar ortaya çıkaracağını söyledi. Özellikle yapay zekâ uygulamalarının ve veri merkezlerinin yaygınlaşmasının önümüzdeki dönemde enerji tüketimini daha da artıracağına işaret eden Özdemir, bu dönüşümün enerji yatırımlarına duyulan ihtiyacı büyüteceğini kaydetti.
Veri merkezlerinin yalnızca yüksek miktarda enerjiye değil, soğutma başta olmak üzere önemli ölçüde su kaynağına da ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Özdemir, teknoloji yatırımlarındaki büyümenin enerji ve altyapı yatırımlarını da beraberinde getireceğini ifade etti.
Limak’ta yeni kuşağın gelecek dönem büyüme alanlarını bu perspektifle değerlendirdiğini belirten Özdemir, özellikle enerji sektöründeki büyüme potansiyeline odaklandıklarını söyledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.