Doğal gazdan üreye, navlundan küresel ticarete uzanan zincirde enerji maliyetleri ve jeopolitik gelişmeler gübre fiyatlarının yönünü yeniden şekillendiriyor.
Gübre fiyatlarını yalnızca tarımsal üretim ve sezonluk talep belirlemiyor. Doğal gaz, enerji maliyetleri, üretim kapasitesi, navlun, ticaret politikaları ve jeopolitik gelişmeler de fiyatların yönünde belirleyici oluyor. Özellikle azotlu gübrelerde bu ilişkinin merkezinde doğal gaz bulunuyor. Doğal gaz, amonyağın temel girdisi; amonyak ise üre üretiminin ana hammaddesi. Dünya Bankası, doğal gazın amonyak üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 80-90'ını oluşturabildiğine dikkat çekiyor.
Küresel gübre piyasasının görünümü
FAO'nun 2024 verilerine göre dünyada tarımsal amaçlı inorganik gübre kullanımı 197 milyon ton besin maddesine ulaştı. Bunun 115 milyon tonu azot (N), 44 milyon tonu fosfor (P₂O₅) ve 38 milyon tonu potasyum (K₂O) oluşturdu. Küresel üretim ise 216 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Gübre Fiyatları Nereye Gidiyor-
Buradaki küresel karşılaştırmalar, fiziksel ürün ağırlığı yerine içerdiği N + P₂O₅ + K₂O miktarını ifade eden saf besin maddesi (BBM) bazındadır. Bu ayrım önemlidir; çünkü fiziksel ürün miktarı ile içerdiği saf besin maddesi aynı değildir.
Enerji maliyetleri ve jeopolitik risk
Türkiye açısından fiziksel ürün bazındaki veriler de dış tedarikin önemini ortaya koyuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Gübre Takip Sistemi verilerine göre 2024 yılında Türkiye'nin kimyevi gübre tüketimi 6,98 milyon ton, üretimi ise 4,72 milyon ton oldu. Saf besin maddesi bazında tüketim 2,81 milyon ton, üretim ise 1,76 milyon ton olarak gerçekleşti. Gübre Fiyatları Nereye Gidiyor-
2026'da enerji piyasalarında petrol ve doğal gaz farklı yönlerde hareket etti. Brent petrol, Ocak 2026 seviyesine göre Eylül sonunda yaklaşık yüzde 55 yükselirken, Henry Hub doğal gaz fiyatı aynı dönemde yaklaşık yüzde 58 geriledi.
Bu ayrışma önemli. Gübre maliyetlerini yalnızca petrol fiyatları üzerinden değerlendirmek doğru değil; doğal gaz, amonyak ve üre zincirinin yanı sıra navlun ve ticaret politikaları da birlikte izlenmeli. Doğal gazın amonyak üretim maliyetindeki yüksek payı nedeniyle, gaz fiyatlarında yeniden yaşanabilecek bir yükseliş üre ve dolayısıyla gübre fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir.
Jeopolitik tarafta Orta Doğu'daki gelişmeler de önemini koruyor. Dünya Bankası'na göre Orta Doğu, küresel üre ihracatının yaklaşık dörtte birini gerçekleştiriyor. Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılığa ilişkin riskler bu nedenle enerji, navlun ve gübre tedarik maliyetleri açısından yakından izlenmeli.
Hindistan'ın talebi de piyasayı destekleyen unsurlardan biri. Hindistan, eylül ayında 1,7 milyon tonluk yeni üre ithalat ihalesi açarken, nisan-ağustos dönemindeki üre ithalatı yıllık bazda 2,04 milyon tondan 4,75 milyon tona yükseldi.
Teknik görünüm ne söylüyor?
Teknik tarafta Çin üre piyasasında fiyatların eylül ayında yükselerek 1.780 CNY/ton civarına geldiği görülüyor. Eylül başındaki yaklaşık 1.715 CNY/ton seviyesine göre artış yüzde 3,8 civarında. Bununla birlikte Çin piyasasında arzın halen yeterli olması ve talebin tam anlamıyla güçlenmemesi, yükselişin önündeki dengeleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.
Doğal gaz tarafında ise kısa vadeli düşüşe rağmen uzun vadeli görünüm yukarı yönlü işaretler taşıyor. Fiyatın 3,38 dolar/MMBtu üzerinde kalıcılık sağlaması halinde yükseliş sinyallerinin daha belirgin hale gelmesi beklenebilir. Bu nedenle mevcut fiyat gerilemesine rağmen doğal gazda yukarı yönlü risklerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Sonuç
Doğal gaz maliyetleri, arz kısıtları, navlun ve ticaret politikaları birlikte değerlendirildiğinde, gübre piyasasında önümüzdeki dönemde yukarı yönlü maliyet baskısının devam etme riski göz ardı edilmemeli. Türkiye açısından ise küresel üre fiyatı, doğal gaz, navlun ve döviz kurunun birlikte izlenmesi önemini koruyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.