Ocak 2023’te başlatılan desteğin amacı, şirketlerin yurt dışından kazandıkları dövizi Türk lirasına çevirmelerini teşvik ederek Merkez Bankası rezervlerini güçlendirmekti. Başlangıçta yüzde 2 olan oran, Mayıs 2025’te geçici olarak yüzde 3’e çıkarıldı. Bu uygulamanın süresi, 1 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/11 sayılı Tebliğ ile 31 Ocak 2027’ye kadar uzatıldı.
Süre uzatımı ağustosta yürürlüğe girdi. Desteğe erişimi değiştiren hükümler ve Merkez Bankasının uygulama talimatı ise 1 Ekim’de uygulanmaya başladı. Düzenleme, desteği üretim ve istihdamla daha fazla katma değer oluşturan şirketlere yönlendirmeyi, rezervlere katkıyı da daha kalıcı hâle getirmeyi amaçlıyor.
Bu tercihin işletmeler açısından somut bir sonucu var: Aynı tutarda ihracat yapan iki şirket, artık aynı miktarda destek alamayabilir.
Her döviz girişi destek kapsamında değil
Mal ihracatı, döviz kazandırıcı hizmetler ve serbest bölge firmalarının yurt dışına yaptıkları satışlardan elde edilen uygun döviz gelirleri destek kapsamında. Yabancılara Türkiye’de sunulan hizmetlerden kazanılan dövizler de gerekli koşullarla destekten yararlanabiliyor.
Kıymetli maden ihracatından kaynaklanan dövizler ile serbest bölgeden yurt içine yapılan satışlar ise kapsam dışında. Kredi veya sermaye olarak gelen döviz de ihracat geliri yerine kullanılamıyor. Bankaya döviz gelmesi yeterli değil; paranın destek kapsamındaki faaliyetten doğduğunun belgelenmesi gerekiyor.
Destek hesabında uygun döviz satışının, Merkez Bankasının işlem günü saat 11.00’de ilan ettiği alış kuruyla bulunan TL karşılığı kullanılıyor. Örneğin 100 bin dolarlık satışta kurun 50 TL olduğunu varsayalım. Satışın TL karşılığı 5 milyon, yüzde 3 destek tutarı 150 bin TL olur. Ancak şirketin bu tutarı alabilmesi için döviz pozisyonu ve satış limiti şartlarını da sağlaması gerekiyor.
Döviz borcu yüksek olan da sınırı aşabilir
Önceki uygulamada destek isteyen şirketler bir ay boyunca döviz almamayı taahhüt ediyordu. İthal girdiye ihtiyaç duyan işletmeler için bu şart, destek ile ticari ihtiyaç arasında seçim yapmayı gerektirebiliyordu. Yeni başvurularda taahhüt kaldırıldı; yerine döviz pozisyonu oranının yüzde 10’u aşmaması koşulu getirildi. Eski taahhütlere aykırılıkta ise önceki hükümler geçerli.
Buradaki döviz pozisyonu, varlıklardan borçların düşülmesiyle bulunan net pozisyon değil. Hesapta, formda tanımlanan hazır döviz varlıkları, yıllık net satış hasılatı ile bilanço aktif toplamından büyük olanına bölünüyor.
Kasa, alınan çekler, banka mevduatı, diğer hazır değerler, menkul kıymetler ve ortak, iştirak veya bağlı ortaklıklardan döviz alacakları hesaba giriyor. Verilen çekler ve ödeme emirleri toplamdan düşülüyor. Ticari alacaklar, diğer alacaklar ve gelir tahakkukları oranın payına dahil edilmiyor. Döviz kredileri ve ticari borçlar da hazır döviz varlıklarından indirilmiyor.
Net satışları 200 milyon TL, aktif toplamı 150 milyon TL olan şirketin hesaplamaya giren hazır döviz varlıkları 18 milyon TL ise oran yüzde 9. Bu tutar 22 milyon TL’ye çıktığında oran yüzde 11 oluyor ve şirket destek şartını kaybediyor. Ayrıca 30 milyon TL döviz borcu bulunması bu sonucu değiştirmiyor.
Hesabın bir başka ayrıntısı değerleme tarihi. Form tarihindeki döviz bakiyeleri, yılın ilk iş günü ilan edilen TCMB alış kurlarıyla TL’ye çevriliyor. Altında aynı tarihteki Borsa İstanbul fiyatları kullanılıyor. Net satış ve aktif toplamı için ise yıllık beyannamelerdeki en güncel yıl sonu verileri esas alınıyor. Bu nedenle güncel banka bakiyelerini güncel kurla çevirerek yapılan hesap, başvuru hesabıyla aynı sonucu vermeyebilir.
Ciro kadar değil, katma değer kadar
İkinci sınır, destek kapsamında satılabilecek döviz tutarı. Bu satışın TL karşılığı, şirketin faaliyet kârı ile 12 aylık işgücü maliyetinin toplamıyla sınırlandırılıyor. Faaliyet kârı Gelir İdaresine beyan edilen verilerden, işgücü maliyeti SGK kayıtlarındaki ücret ve primlerden hesaplanıyor.
Şirket zarar etmişse zarar, işgücü maliyetinden düşülmüyor; yalnızca işgücü maliyeti esas alınıyor. Zarar eden fakat istihdam sağlayan işletmenin de satış limiti oluşabiliyor.
Faaliyet kârı 20 milyon TL, yıllık işgücü maliyeti 40 milyon TL olan şirketin yıllık satış limiti 60 milyon TL. Bu rakam, alınacak desteği değil, destek kapsamında satılabilecek dövizin TL karşılığını gösteriyor.
2026’nın son üç ayında yıllık limitin yüzde 25’i uygulanıyor. Örnekteki şirketin ekim-aralık döneminde kullanabileceği limit bu nedenle 15 milyon TL. Diğer koşulları sağlayarak tamamını kullanırsa yüzde 3 üzerinden 450 bin TL destek alabilir. Yıllık limit üzerinden 1,8 milyon TL beklemek, son çeyrek nakit bütçesinde 1,35 milyon TL’lik fark yaratır.
Yıllık destek üst sınırı da 100 milyon TL; son üç aylık dönem için 25 milyon TL. 1 Ekim’den önceki satış ve destekler, bu dönemin limit hesabına dahil edilmiyor.
Nakit bütçesi yeniden hesaplanmalı
Döviz pozisyonu formu SMMM veya YMM tarafından hazırlanıp şirketle birlikte onaylanıyor ve 15 gün geçerli oluyor. Şirketlerin bankaları ve mali müşavirleriyle başvuru öncesinde hesaplamaya giren bakiyeleri ve kullanılabilir limiti netleştirmesi gerekiyor.
Yeni düzenleme, ihracat cirosu yüksek olanla yurt içinde daha fazla katma değer oluşturan şirket arasında ayrım yapıyor. Düşük kâr marjıyla yüksek hacimde çalışan işletmelerde destek beklentisi azalabilir; faaliyet kârı ve işgücü maliyeti yüksek şirketlerde daha geniş bir limit oluşabilir.
Bu nedenle geçmişte alınan desteği yeni dönemin bütçesine aynen taşımak doğru olmaz. Kasaya girecek tutarı artık ihracat tahsilatının büyüklüğü kadar, şirketin döviz varlıkları ve ürettiği katma değer belirliyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.