Denizli yakınlarındaki Hierapolis de, 1988 yılından bu yana Pamukkale ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan çok önemli bir kültürel mirasımız. Hierapolis Antik Kentteki çalışmalarının tarihi 69 yıl öncesine dayanıyor. Kentteki ilk sistematik kazı çalışmaları 1957 yılında başlıyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği’nin himayesinde yürütülen Hierapolis kazılarında, başta Türkiye ve İtalya olmak üzere arkeolog, mimar, restoratör ve uzmanlardan oluşan yaklaşık 40 kişilik uluslararası ekip görev yapıyor. Çalışmalara 2005 yılından bu yana Tofaş aralıksız bir biçimde destek veriyor.
Geçen hafta Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu,TOFAŞ Kurumsal İletişim Müdürü Sezengül Canbaz Başaran, TOFAŞ Basınla İlişkiler ve Etkinlikler Yöneticisi Nihan Kızıltan ile bir basın grubu olarak birlikte bölgeye gittik. Kazı Başkanı Prof. Dr. Grazia Semeraro ve kazı ekibiyle tanışarak, antik kenti birlikte gezdik. En son bulgular hakkında bilgi aldık.
Uluslararası kazı heyetine Prof. Dr. Grazia Semeraro başkanlık yapıyor.
Hierapolis kentinde kazılar uluslararası bir heyet tarafından yürütülüyor. Bir önceki kazı başkanı Prof. Dr. Francesco D’Andria 40 yıl görev yaptı. 1978'de asistan olarak geldiği kentte 2000–2018 yılları arasında uzun süre kazı başkanlığı yapan Prof. Dr. Francesco D’Andria döneminde kentin en ünlü keşiflerinden Plutonium (Cehennem Kapısı) ve Aziz Philippus Mezarı/Martyrionu su yüzüne çıkarıldı. Günümüzde kazı çalışmalarının başkanlığını İtalya'daki Salento Üniversitesi'nden Prof. Dr. Grazia Semeraro üstlenmiş durumda.
Hierapolis’teki ziyaretimize Prof. Dr. Grazia Semeraro bizzat eşlik etti ve çalışmalar hakkında bilgi verdi. Daha sonra kazı evinde diğer arkeologlar ve öğrencilerle da tanışma fırsatı bulduk. 70 yıldır süren çalışmalar süresinde farklı nesillerin geldiğini ifade eden Prof. Semeraro, dördüncü hatta beşinci nesil gençlerle çalışmaktan memnun olduğunu ifade etti.
Hierapolis’te yeni dönem çalışmaları sürüyor
Hierapolis’te çalışmalar bugün de yeni kazı, koruma ve ziyaretçi deneyimini geliştirmeye yönelik projelerle devam ediyor. İtalyan Arkeoloji Heyeti, Denizli Müzesi ile iş birliği içinde; Salento Üniversitesi, Messina Üniversitesi, Pisa Üniversitesi, Torino Politeknik Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi ile Ankara ve İzmir’deki üniversitelerden araştırmacıların yer aldığı geniş bir bilimsel ekiple çalışmalarını yürütüyor. Ekipte arkeologlar, konservatörler ve mimarların yanı sıra deneyimli yerel çalışanlar da görev alıyor. Çalışmalar İtalyan kurumlarının yanı sıra Tofaş-Koç Vakfı tarafından da destekleniyor.
Depremlerin şekil verdiği bölge
Hierapolis’in MÖ 2. yüzyılın başlarında Bergama Kralı II. Eumenes tarafından kurulduğu düşünülüyordu. Yeni bulgular ışığında ise, kentin MÖ 3. yüzyılda kurulduğu kabul edildi. Bulgular Friglerin kent henüz kurulmadan önce bölgedeki mağarayı ziyaret ettiğini ve alanın MÖ 6. yüzyılda kutsal alan olarak kullanıldığını ortaya koydu.
Tahminlere göre, M.Ö 133’te kentte Roma dönemi başlıyor. . M.S. 60 yılında büyük bir depremde yıkılan kent sonra yeniden kuruluyor ve M.S. 2-3. Yüzyıllarda en parlak dönemini yaşıyor. 4. Yüzyılda Hristiyan Bizans’ın en önemli dini merkezlerinden biri haline geliyor. Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Philippus'un MS 80 yılında burada öldürülmesi kenti bir dini ziyaret merkezi haline getiriyor. 12. Yüzyılda Türklerin yönetimine geçen kent 14. Yüzyılda depremler sonrasında yıkılınca terk ediliyor.
20 yılı aşan destek
Tofaş’ın Hierapolis Antik Kenti’ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarına desteği 2005 yılına dayanıyor. İlk yıllarda Frontinus Kapısı kapsamındaki çalışmalara destek sağlayan şirket, ilerleyen dönemde Antik Tiyatro, Nekropol ve San Filippo Matriumu gibi önemli kalıntıların gün yüzüne çıkarılmasına katkı sundu.
Tofaş’ın desteği daha sonra Ploutonion’un, diğer adıyla “Cehennem Kapısı”nın kazı ve restorasyonu ile Hades Heykeli’nin korunmasına yönelik restorasyon çalışmalarını kapsayacak şekilde genişledi. Böylece Hierapolis ile Tofaş arasındaki iş birliği 20 yılı aşan uzun soluklu bir kültürel miras projesine dönüştü.
“Cehennem Kapısı” Hierapolis’in tarihini 300 yıl geriye götürdü
Hierapolis kazılarının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise antik kaynaklarda “Cehennem Kapısı” olarak anılan Ploutonion Kutsal Alanı oldu. 2013 yılında gerçekleştirilen kazılarla yeniden ortaya çıkmaya başlayan Ploutonion’da ilk kez Arkaik Dönem’e ait izlere ulaşıldı.
Kazılarda ortaya çıkarılan Arkaik Dönem parçaları ve Friglere ait Kibele kabartması, Hierapolis’in bilinen tarihini yaklaşık 300 yıl geriye taşıdı. Kentin MÖ 3. yüzyılda kurulduğu kabul edilirken, bulgular Friglerin kent henüz kurulmadan önce bölgedeki mağarayı ziyaret ettiğini ve alanın MÖ 6. yüzyılda kutsal alan olarak kullanıldığını ortaya koydu.
Böylece Ploutonion kazıları yalnızca önemli bir arkeolojik yapının gün ışığına çıkarılmasını değil, Hierapolis’in bilinen tarihinin yeniden yorumlanmasını sağlayan önemli bir bilimsel keşfi de beraberinde getirdi. Kentin orta bölümünde, yaklaşık 35 derece sıcaklığındaki termal suyun çıktığı doğal bir boşluğun bulunduğu alanda yer alan Ploutonion, antik dönemde yeraltı dünyasının tanrısı Hades ile ilişkilendiriliyordu.
Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan en önemli eserlerden biri olan ve tahtında oturan Hades’i tasvir eden yerel mermerden yapılmış Hades Heykeli bugün Denizli Arkeoloji Müzesi’nde korunuyor.
Ploutonion’un keşfinde antik tarihçi ve coğrafyacı Strabon’un bölgedeki ölümcül gazlara ilişkin anlatımları da araştırmalara ışık tuttu. Alanda ortaya çıkarılan kuş kemikleri ve diğer bulgular, antik kaynaklardaki anlatıların izlerini destekleyen unsurlar arasında yer aldı.
Son dönem kazıları yeni bulgular ortaya çıkarıyor
2022 yılından bu yana yürütülen çalışmaların önemli odaklarından birini Apollon Kutsal Alanı ve anıtsal Severuslar Nymphaeumu oluşturuyor. Nymphaeum’un korunması ve restorasyonunun yanı sıra alanın ziyaretçilere açılması, ziyaretçi güzergâhlarının geliştirilmesi ve yapının daha güçlü biçimde anlatılmasına yönelik düzenlemeler de program kapsamında yürütülüyor.
Zeus, Hera, Apollon, Artemis ve Leto’yu betimleyen figürlü alınlıklarla zenginleştirilen anıtsal çeşme yapısı, Apollon Kutsal Alanı’nın ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Son dönem kazılarında Nymphaeum’un, kutsal alan boyunca uzanan büyük bir deprem fayının doğrudan üzerine inşa edildiği belirlendi. Termal suların fay hattı boyunca ilerleyerek ana kayadan yüzeye çıktığı, buna Hierapolis’te Antik Çağ’dan bu yana bilinen gazların eşlik ettiği tespit edildi.
Bulgular, antik dönem mimarlarının bölgenin uzun süredir devam eden sismik hareketliliğine rağmen yapının sağlamlığını koruyabilmek için özel mühendislik çözümleri geliştirdiğini de ortaya koydu. Fay hattını aşarak devasa yapıyı taşıyan kemerlerin inşa edildiği Nymphaeum’un günümüze ulaşan bölümleri halen 12 metrenin üzerinde yüksekliğe sahip.
Nymphaeum Açık Hava Müzesi oluşturulacak
2026 yılı kazı sezonunda çalışmalar, ziyaretçi güzergâhlarının oluşturulmasının planlandığı Nymphaeum’un önündeki alana doğru genişletildi. Kazılar sonucunda kalın bir traverten tabakasının altında yeni mermer yapılar ortaya çıkarıldı. Teknik açıdan zorlu koşullarda sürdürülen çalışmalara paralel olarak Nymphaeum’daki koruma uygulamaları da devam ediyor.
2025 yılında yapının kuzey köşesinde özgün mimari elemanların yeniden bir araya getirilmesine yönelik “anastylosis” uygulaması gerçekleştirilirken, 2026 yılında üç sütunun daha özgün elemanlarıyla yeniden ayağa kaldırılması planlanıyor. Projede ayrıca cephede yeniden kullanılmaları mümkün olmayan özgün mimari elemanların Nymphaeum’un önünde özel olarak tasarlanan çelik taşıyıcılar üzerinde sergilenmesi hedefleniyor.
Bilgilendirme panoları ve multimedya içerikleriyle ziyaretçi güzergâhlarına entegre edilecek bu düzenlemeyle bir Nymphaeum Açık Hava Müzesi oluşturulması öngörülüyor. Hierapolis Müzesi’nde korunan figürlü mimari frizlerin de bu alanda sergilenmesi planlanıyor.
Açık hava müzesinin, arkeolojik kalıntıların yanı sıra antik yapılar ile Hierapolis’i dünya ölçeğinde benzersiz kılan jeotermal ve sismik doğal olgular arasındaki ilişkiyi de ziyaretçilere aktarması amaçlanıyor. Antik kentin farklı bölümlerinde ziyaretçi erişimini iyileştirmeye yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Apollon Kutsal Alanı ile Tiyatro arasındaki alanda traverten ve mermer bloklar bütünlüklü bir sergileme düzeni doğrultusunda yeniden konumlandırılırken; Aziz Philippos Kutsal Alanı’ndan kentin anıtsal merkezine, Tiyatro’dan konut bölgesi ve Ploutonion’a kadar uzanan geniş bir alanda açığa çıkarılan yapıların korunmasına ve ziyaretçi güzergâhlarının bakımına yönelik uygulamalar gerçekleştiriliyor.
Yeni teknolojilerle bilimsel araştırmalar sürdürülüyor
Helenistik-Roma Dönemi Nekropolü’nde ise mermer lahitler ve mezar alanlarının mekânsal düzeni üzerine bilimsel araştırmalar devam ediyor. Kazı ekibi ayrıca yeni teknolojilerden yararlanarak bilimsel araştırmalarını sürdürüyor. Sismik kırıklardan etkilenen bölgelerdeki sıcaklık değişimlerini belgelemek amacıyla drone tabanlı termal görüntüleme çalışmaları yürütülürken, Nymphaeum’a ait mimari blokların sistematik kataloglanması ve kazılarda elde edilen buluntuların belgelenmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.