Kimisi dindar insanda inançsızlık olarak belirirken kimi de sekülerim diyenin yobazlığında görünür olur.
Açıkçası hangisi daha fena ben bilemedim.
fazla okuBu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
İoanna Hoca'yı geçen günlerde kaybettik. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
Böyle deyince kıyamet koparanlar oldu; vay efendim Müslüman mıydı da mekânı cennet olacaktı, Rum değil miydi kendisi, acaba biz dalga mı geçiyorduk, bir de tutmuş öyle "nûrlarda yatsın" falan diyerek…
"En hakiki öz Müslüman benim, bu böyle biline!" diye bağırmak isteyenler köpürdü; öyle ya, cennet de onların babalarının tapulu malıydı, nurlu yol da analarının ak sütü gibi, bir tek onlara helaldi…
Çoğumuz aldırmadık bu laflara ama aldırmayınca da bitmiyor tabii; bu sefer karşı tayfadan da ses yükseldi:
Hayır, asla nûrlarda yatamaz hoca; ışıklarda yürüyecek…
Tövbe estağfurullah!
Ölenin ardından sırf kendi siyasal pozisyonunu tekrar tekrar (nedense!) tahkim etmek için, zehirli salkım saçak ağzından fenalık pıskıranları bir kenara bırakırsak, herkes ülkemizin bir değerini kaybettiğimizin farkındalığıyla oldukça üzgündü. Üzüleceğine siyaset yapan bu iki zihniyetse, aynı bıçağın iki yüzüdür ve vatansever falan da değildir kanımca.
Türkiye'nin dünya çapında büyük değerleri olan hocaları üzerinden, -ölmüşlerin bile mezarda kemiklerini sızlatacak türden- siyasal karşılaştırmalı yorumlara girip dedikodu yapıldı. Burada ben de aynı dedikodu tuzağına düşmek istemiyorum. Diyeceğim şey başka; şu bazı sözcüklerin tekelinden bahsetmek istiyorum.
Sormak gerekmez mi, ben neden "rahmet", "bereket", "nûr" gibi kadim sözcükleri rahatça kullanamıyorum?
Yahut neden "insan hakları", "eşitlik", "otorite", "demokrasi" diye söze başlayamıyorum?
Birinden birini kullandığım an, cümlelerim daha ağzımdan tastamam çıkamadan, neden daha ilk iki kelimemde hemen bir partiye yamanıyor veya bir siyasi görüşle etiketleniyorum?
Sorgusuzca yuhalanmak ya da alkışlanmak nasıl bu kadar kolay?
Elbette nedenini biliyorum, psikolojide bilişsel araştırmalar gösteriyor ki "zihinsel kısayollar" deniyor bunlara (heuristics) ve pratik yaşam için hayati derecede elzem de üstelik bu kısayol becerilerimiz…
Bu kestirmeler olmasa her sabah yatağın sağından mı kalkacağım, solundan mı, çorabı şöyle mi tutup ayağıma geçirsem, böyle mi diye diye en basit kararlarda bile düşünmekten helak olur, karmaşık kararlarınsa içinden asla çıkamazdık. Elbette zihni ekonomik kullanmak adına bunlar bize lazım.
Üstelik elbette söylem analizi diye bir gerçek var ve seçtiğimiz sözcükler dünya görüşümüze, yaşama felsefemize* ve inançlarımıza dair genel bir zihinsel çerçeve fikri verebilir ve fakat nasıl oluyor da bunun siyasal görüşten ayrı bir şey olacağını akledemiyoruz?
Sözcüklerin ve değerlerin siyasal aidiyetlerden bağımsız olabileceğini akledememek, en hafif tabirle zihinsel tembelliktir, yobazlıktır.
Açıkça söylemek gerekir: Her "ışıklarda yürüsün" diyen otomatik olarak solcu, demokrat, aydın, entelektüel olamayacağı gibi; her rahmet dileyen de sağcı, muhafazakâr, dindar, eğitimsiz olamaz, olabilemez…
Bazen sadece basit bir dil alışkanlığıdır, genelde gelenektir, insanların bu derece "gık" demeye bile korkması da hiç normal değildir.
Sekülerlik özü itibarıyla aklı, eleştirel düşünceyi ve kapsayıcılığı temsil etme iddiasındadır. Ancak kendi dil kalıplarını, jargonunu birer dinî dogmaya dönüştüren, en insani taziye ifadelerini bile kendi siyasal ajandasına uymadığı için aforoz eden her zihniyet gibi; karşı çıktığı şeye dönüşmekte ve muhafazakâr yobazlıkla tamamen aynı düzlemde buluşmaktadır.
Her defasında aynı şeyi yaşamaktan utanmalıyız. Hepimiz yobazız kardeşim!
Biz Türkiye'nin yetiştirdiği dünya çapındaki hocalarımızın yasını tutacağımıza gidip gidip toplumsal cinnetimizin sınırlarına çarpıp durmaktayız. Yobazız kardeşim!
Ve ülkemizin değerleri ardından yürütülen bu anlamsız kimlik kavgası bir kez daha kanıtlamıştır ki; yobazlık bir inanç meselesi değil, bir zihniyet meselesidir. Ve ben inanıyorum ki değerli hocamın mekânı cennettir.
Güle güle hocam, gülümseyişinle güle güle!
*weltanschauung: dünya görüşü, hayat felsefesi
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
DAHA FAZLA OKUHakkında daha ayrıntılı: İoanna KuçuradifelsefeDr. Ayça Ferda Kansu
DAHA FAZLA HABER OKU
Gürsel Tokmakoğlu Amerika Birleşik Devletleri'nin uzay kapasitesi
Dr. Osman Gazi Kandemir Mekke Paktı'nın asıl gücü savaşmak değil, caydırmak
Celalettin Can Diyarbakır Cezaevi'nde gerçeğin peşinde
Umut Berhan Şen Fransa'da lise isyanı: Sokakta barikat, Mecliste kriz, 2027 yolu kaos!
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.