YAYINLAMA 07 Ekim 2026 12:36
GÜNCELLEME 07 Ekim 2026 12:52
Eylül ayındaki faiz artışının ardından piyasa ekim ayına kesin gözüyle bakıyordu. Bu beklenti %70 seviyesine kadar çıkmıştı. Ancak tablo New York Fed Başkanı John Williams ve Başkan Yardımcısı Philip Jefferson'ın sahneye çıkmasıyla değişti.
İki isim de merkez bankasının ekim ayında yeniden faiz artırmak için acele etmediği sinyalini verdi. Bu mesaj sonrası ekim ihtimali %25 bandına kadar geriledi. Goldman Sachs ve RBC Capital Markets de ekim beklentisini geri çekerek takvimini aralığa kaydırdı.
Tahvil getirisi Fed'in yerine faiz artırdı
Bu dönüşün arkasında yeni bir istihdam ya da enflasyon verisi yok. Asıl tetikleyici tahvil piyasası.
Fed'in 16 Eylül'deki faiz artışından sonra 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi %5 seviyesinden %5,25'e yükseldi. Uzun vadeli faizlerdeki bu 25 baz puanlık artış, ekonomik etki olarak Fed'in bir faiz artışıyla aynı anlama geliyor. Yatırımları pahalılaştırıyor, borçlanmayı yavaşlatıyor ve talebi kısıyor.
Bu da Fed'in ekim ayında pas geçmesinin önünü açıyor. Piyasa zaten Fed'in yapacağı işi yapmış oluyor.
Warsh'ın stratejisi: Gözler Fed'de değil, ekonomide olsun
Fed Başkanı Kevin Warsh'ın başından beri kurmak istediği iletişim modeli bu. Yatırımcıların her toplantı öncesi Fed'in ne diyeceğine odaklanması yerine doğrudan ekonominin gidişatına bakmasını istiyor.
Williams'ın "Yılın ilerleyen döneminde bir artış uygun olabilir ama acil hareket gerekmiyor" sözü de bu stratejinin parçası. Warsh piyasayı yönlendirmeyi bırakmıyor, sadece yöntemini değiştiriyor.
Eski Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester'ın uyarısı da bu noktada anlam kazanıyor. Mester, piyasaların kararları kendi başına tahmin etmesine izin vermenin bir sınırı olduğunu ve komite adına konuşabilecek tek kişinin başkan olduğunu hatırlatıyor.
Neden ekim değil de aralık?
Takvimin aralığa kaymasının iki temel nedeni var.
Birincisi borç yükü. Bugün hem kamu hem de şirket borçları, önceki sıkılaştırma dönemlerine göre çok daha yüksek seviyede. Bu ortamda uzun vadeli faizlerin hızla %5,25'e çıkmasının ekonomiyi ne kadar yavaşlatacağını ölçmek zor. Fed, frene bir kez daha basmadan önce bu etkiyi görmek istiyor.
İkincisi ise siyasi takvim. Fed'in 27-28 Ekim'deki toplantısı, ara seçimlerden sadece 6 gün önce kararını açıklayacak. Seçime bu kadar yakın bir tarihte yapılacak bir faiz artışı, merkez bankasını doğrudan siyasi tartışmanın merkezine çekecek. Williams ve Jefferson'dan gelen "acelesi yok" mesajı, bu riski de yönetmeyi amaçlıyor.
Sonuç olarak Fed ekimde izlemeyi, aralıkta ise tahvil piyasasının nerede durduğuna bakarak karar vermeyi tercih edecek gibi görünüyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.