Düşüncelerimiz, davranışlarımız, ilişkilerimiz ve kimliğimiz yalnızca bireysel özelliklerimizin sonucu mu?
Yoksa doğduğumuz aile, içinde büyüdüğümüz kültür, inançlarımız ve yaşadığımız toplum da bizi en az psikolojimiz kadar şekillendiriyor mu?
Beyza Kazan Sümbül'ün akademik çalışmalarının ve sosyal medya içeriklerinin kesiştiği yer tam da burası.
Sümbül'ün hikâyesine yalnızca "Harvard'da çalıştı, Minnesota'da yüksek lisans yaptı, sosyal medyada 1 milyondan fazla kişiye ulaştı" diye bakıldığında önemli bir ayrıntı gözden kaçıyor.
Asıl mesele, bu farklı alanların nasıl aynı hikâyenin parçaları haline geldiği.
Akademiden başlayan yolculuk
Sümbül, 2022 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldu. Ardından çift ana dal programıyla yine Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji bölümünü tam burslu olarak 2023 yılında tamamladı.
Eğitimi sırasında Harvard University Laboratory for Developmental Studies bünyesinde Dr. Elizabeth Spelke ve Dr. Ashley J. Thomas ile araştırma asistanı olarak çalıştı.
Daha sonra özel bir eğitim kurumunda okul psikolojik danışmanı olarak görev aldı.
2025 yılında University of Minnesota Institute of Child Development'dan yüksek lisans derecesini alan Sümbül, aynı kurumda doktora çalışmalarını sürdürüyor.
Ancak akademik yolculuğunun asıl dikkat çekici tarafı yalnızca nerelerde eğitim aldığı değil, neyi anlamaya çalıştığı.
İnsan gelişiminin dışında din var mı?
Sümbül'ün akademik çalışmalarında özellikle dinin insan gelişimindeki yeri öne çıkıyor.
Dini sembollerin, öğretilerin ve gündelik dini yaşayışın; kültür, aile ve toplum gibi diğer sosyal faktörlerle birlikte çocukların ve yetişkinlerin gelişimini nasıl etkilediğini anlamaya çalışıyor.
Burada aslında psikoloji açısından önemli bir soru ortaya çıkıyor:
İnsanı anlamaya çalışırken, insanın inandığı şeyleri ne kadar dışarıda bırakabiliriz?
Aynı soru kültür ve aile için de geçerli.
Bir çocuğun dünyayı algılayışını, değerlerini ve ilişkilerini yalnızca bireysel psikolojisi üzerinden okumak mümkün mü?
Yoksa o çocuğun içinde büyüdüğü aile, kültür ve inanç dünyası da hikâyenin bir parçası mı?
Sümbül'ün yaklaşımı, insan gelişimine daha geniş bir pencereden bakmaya çalışıyor.
Bu nedenle onun çalışmaları yalnızca "psikoloji" başlığı altında kalmıyor; psikolojinin sosyoloji, kültür ve dinle kesiştiği alanlara da uzanıyor.
Akademik bilgi neden akademinin içinde kalıyor?
Sümbül'ün üzerinde durduğu bir başka mesele ise bilginin kendisinden çok, bilginin insanlara nasıl ulaştığı.
Akademinin zaman zaman kendi içine kapanan, kendi kavramları ve dili içinde konuşan bir dünyaya dönüşebildiğini düşünüyor.
Oysa bir araştırmanın sonucu yalnızca başka araştırmacıların okuyacağı bir makalede kaldığında, o bilginin gündelik hayattaki karşılığı ne oluyor?
Sümbül'ün yaklaşımının temelinde bu mesafeyi azaltma isteği bulunuyor.
Bilimsel bilginin doğrudan ve olduğu gibi aktarılmasının yeterli olmadığını; bilginin eleştirel bir süzgeçten geçirilerek içinde yaşanılan toplumun kültürüne, değerlerine ve dini hassasiyetlerine de duyarlı bir dille anlatılması gerektiğini savunuyor.
Bu, bilimsel bilgiyi değiştirmekten çok, onu insanların hayatına değebilecek bir dile çevirmek meselesi.
Ve Sümbül'ün sosyal medya yolculuğu da büyük ölçüde buradan başlıyor.
1 milyon kişiye ulaşmak hikâyenin neresinde?
Son 2 yıldır psikoloji, çocuk ve yetişkin gelişimi, ilişkiler, aile, kimlik, inanç, kültür ve gündelik hayata ilişkin içerikler üreten Sümbül, özellikle gençler ve genç kadınlardan oluşan geniş bir kitleye ulaştı.
Instagram'da yaklaşık 600 bin, YouTube'da ise 200 bine yakın takipçisi bulunuyor.
Diğer platformlarla birlikte dijital kitlesi 1 milyonu aşıyor.
İçerikleri son aylarda yüz milyonlarca görüntülenmeye ulaştı.
Fakat burada yalnızca rakamlara bakmak yanıltıcı olabilir.
Çünkü Sümbül'ün kitlesi yalnızca tek bir konunun etrafında oluşmuş görünmüyor.
Psikolojiden aile ilişkilerine, inançtan kimliğe, çocuk gelişiminden gündelik hayatın küçük ama herkesin karşısına çıkan meselelerine geçtiğinde de insanlar onu takip etmeye devam ediyor.
Bu da başka bir soruyu gündeme getiriyor:
İnsanlar yalnızca anlatılan konuyu mu takip ediyor, yoksa konunun nasıl ele alındığına da güveniyor mu?
Sümbül'ün dijital dünyadaki karşılığını yalnızca "takipçi" üzerinden değil, zaman içinde oluşan bu güven ilişkisi üzerinden okumak daha anlamlı olabilir.
Çünkü burada takip edilen yalnızca içerik değil, bir bakış açısı.
Çocuklara psikolojiyi anlatmak yetmiyor
Sümbül'ün insan gelişimini anlama ve anlatma çabası sosyal medyayla da sınırlı değil.
Timaş Yayınları tarafından yayımlanan ve 4 yaş ve üzeri grubuna yönelik üç kitaptan oluşan "Bu Sen'sin" serisinde çocukların kendilerini, duygularını ve bireysel özelliklerini keşfetmelerine eşlik etmeyi amaçlıyor.
Üzerinde çalıştığı ortaokul yaş grubuna yönelik kurmaca seride ise Kur'an ayetlerinden hareketle ahlak, birlik, aidiyet ve insan ilişkileri gibi meseleleri hikâyeler üzerinden ele alıyor.
Burada da aynı yaklaşım karşımıza çıkıyor.
Akademik bir konuyu akademik diliyle anlatmak yerine, çocukların dünyasına girebilecek bir hikâyeye dönüştürmek.
Çünkü çocuklara bir şeyi anlatmanın yolu, her zaman yetişkinlere anlattığımız dilden geçmiyor.
Sümbül'ün çalışmaları da psikoloji bilgisini çocukların dünyasına taşırken bu farkı gözetmeye çalışıyor.
Sırada yetişkinlere anlatılacak hayat var
Sümbül'ün üzerinde çalıştığı alan bununla da bitmiyor.
Erken yetişkinlik döneminden itibaren daha geniş bir okuyucu kitlesine hitap edecek yetişkin kitapları üzerinde de çalışıyor.
Bu kitaplarda hayatın içinden psikolojik ve sosyal meselelerin İslam dini ve Türk kültürü ekseninde ele alınması planlanıyor.
Yani akademide insan gelişimini araştıran, sosyal medyada bu meseleleri yüz binlerce kişiyle konuşan ve çocuk kitaplarında aynı dünyayı hikâyeler üzerinden anlatan bir çizgi ortaya çıkıyor.
Farklı mecralar, farklı yaş grupları ve farklı anlatım biçimleri var.
Ama temel soru aynı.
Psikoloji hayatın kendisinden bağımsız olabilir mi?
Beyza Kazan Sümbül'ün hikâyesini yalnızca Harvard, Minnesota, sosyal medya ve kitaplar üzerinden okumak bu nedenle yeterli değil.
Bunların hepsi hikâyenin parçaları.
Daha önemli olan ise bu parçaları bir araya getiren yaklaşım.
İnsan gelişimini yalnızca bireyin iç dünyasında aramamak.
Din, kültür, aile ve toplumu psikolojinin dışında bırakmamak.
Akademik bilgiyi yalnızca akademisyenlerin birbirine anlattığı bir dilde bırakmamak.
Ve belki de en önemlisi, bilim ile gündelik hayat arasında sandığımız kadar büyük bir duvar olmadığını hatırlamak.
Çünkü psikoloji yalnızca laboratuvarda, makalelerde ya da ders kitaplarında yaşanmıyor.
Evde, aile içinde, ilişkilerde, çocukların sorularında, yetişkinlerin kaygılarında, inançlarda, kimlik arayışında ve gündelik hayatın içinde de yaşanıyor.
Beyza Kazan Sümbül'ün akademiden sosyal medyaya, çocuk kitaplarından yetişkinlere yönelik çalışmalarına uzanan yolculuğu da tam olarak bu alanı işaret ediyor:
Bilim insanı anlamaya çalışıyor; toplum ise anlaşılmayı bekliyor.
Mesele, bu ikisi arasında nasıl bir dil kurulacağı.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: Beyza Kazan Sümbülpsikoloji
DAHA FAZLA HABER OKU
Erdoğan'dan "fon krizi" açıklaması: Kamuya yük getirmeden ödeme süreci işleyecek
Dervişoğlu'ndan "fon krizi" açıklaması: İktidar gözetiminde hırsızlık
Rusya'daki veba enstitüsü çalışanının ölümü hakkında neler biliniyor?
dosya Haber
Polonya'da dünyanın ilk "kürtaj otomatı" açıldı: Ülke siyasetini nasıl karıştırdı?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.