Destici, Hamas öncülüğündeki silahlı grupların 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırılarla başlayan ve Gazze Şeridi'nde on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açan savaşın üçüncü yılı nedeniyle yaptığı değerlendirmede, Gazze'de yaşanan soykırım nedeniyle İsrail'i kınadı. Destici, "100 bine yakın insanı soykırıma tabi tutarak katlettiler. Öncelikle bu katliamları ve soykırımı bir kez daha şahsım ve Büyük Birlik camiası adına şiddetle lanetliyorum ve kınıyorum. Bakın, İnsan Hakları Koruma Merkezi'nin verilerine göre, onların hazırladığı rapora göre bu süreçte toplam 21 bin 745 çocuk hayatını kaybederek savaşın en büyük kurbanı oldu. Bu korkunç bilançonun arkasında binden fazla 1 yaşını doldurmamış bebeklerden, 293'ü ise yenidoğanlardan, daha birkaç günlük bebeklerden bahsediyoruz. Onun için Netanyahu, soykırımcı katil olduğu kadar aynı zamanda da bebek katilidir" diye konuştu.
fazla okuBu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Müsamaha gösterirseniz sonuçları size bu tür okul saldırıları olarak döner"
Destici, İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bir okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 15 yaşındaki öğrenciye rahmet, ailesine başsağlığı dileyerek, şunları kaydetti:
Bir daha böyle saldırıların olmaması için de tüm okullarımızın artık gerekirse teyakkuz hâlinde olması gerekiyor. Tedbiri elden bırakmaması gerekiyor. 'Bizim burada bir şey olmaz' dememesi gerekiyor. Okullardaki rehber öğretmenlerin, idarecilerin sorumluluğu büyük. Dolayısıyla da inşallah tekrarı, benzeri yaşanmaz. Tabii burada bunları ifade ederken bir kez daha şu hatırlatmayı da yapmamız gerekiyor: Okullarda güvenlik ve öğretmenlerimizin çalışma şartları mutlaka ama mutlaka iyileştirilmelidir. Suça sürüklenen çocuklar, uyuşturucu ve çeteleşmeyle mücadele amansız, apansız bir şekilde devam etmelidir. Asla ve kata müsamaha gösterilmemelidir. İşte müsamaha gösterirseniz sonuçları size bu tür okul saldırıları olarak döner. Onun için kanunlarımız da çok sert olmalı. Uygulamalar da o kanunları birebir yerine getirmeli. Asla müsamaha gösterilmemeli.
"Türk milleti bu kadar kolay dolandırılamamalı, soyulamamalı"
Kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere değinen Destici, "Bu vurgunu kim gerçekleştirmişse eksiksiz ortaya çıkarılmalı ve en ağırından hak ettiği cezayı almalıdır. Türk milleti bu kadar kolay dolandırılamamalı, soyulamamalı. Sorumlu olanlar kimse, hangi kurum, hangi kurumun başkanı, yöneticileri ise onlar da en az vurgun yapanlar kadar mesuldür ve onlardan da hesap sorulur. Gerçek yatırımcıların zararı elbette temin edilmelidir. Yasal boşluklar varsa, bu yasal boşluklardan faydalanmışlarsa ki cuma günü AK Parti’nin 10 maddelik bir yasa teklifi vereceğine, hazırlık içinde olduğunu duyduk. Bu yasal boşluklar da mutlaka giderilmeli" ifadelerini kullandı.
"KKTC'NİN güvenliği Türkiye açısından milli güvenlik meselesi"
Destici Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmelere ilişkin de şunları söyledi:
Doğu Akdeniz'de giderek şekillenen yeni güvenlik ve işbirliği denklemi. 1 Ekim'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde düzenlenen askeri geçitte ABD, İngiltere, Fransa ve Mısır'ın askeri unsurlarının yer alması, Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki askeri işbirliğinin ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile geliştirdiği savunma ilişkilerinin geldiği noktayı göstermesi bakımından çok dikkati çekiyor. Elbette bütün bu gelişmeleri doğrudan Türkiye'ye karşı kurulmuş bir askeri ittifak olarak peşinden nitelendiremeyiz. Ancak Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin güvenlik, enerji ve deniz yetki alanlarını doğrudan ilgilendiren çok taraflı bir ağın giderek güçlendiğini de görmezden gelemeyiz.
Doğu Akdeniz artık yalnızca enerji kaynaklarının veya deniz yetki alanlarının tartışıldığı bir bölge değildir. Aynı zamanda askeri üslerin, enerji hatlarının, ticaret yollarının ve bölgesel güç dengelerinin şekillendiği stratejik bir saha ve alandır. Türkiye'nin elbette önemli üç unsurları vardır: Güçlü donanmamız, Mavi Vatan yaklaşımımız, sondaj ve araştırma kapasitemiz, Libya ile yaptığımız deniz yetki alanları mutabakatı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki vazgeçilmez askeri varlığımız bunların başlarıdır. Fakat bugünün jeopolitiğinde askeri güç kadar diplomatik ve ekonomik durum da gözümüzde önemli. Çevremiz de önemli. Bu nedenle Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yalnızca gelişmelere cevap veren değil, gelişmeleri önceden okuyup kendi denklemini kuran bir stratejiyi güçlendirmeye de ihtiyacı var. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği ve siyasi varlığı Türkiye açısından sıradan bir dış politika dosyası değil, doğrudan doğruya bir milli güvenlik meselesi.
ANKA
DAHA FAZLA OKUHakkında daha ayrıntılı: bbp
DAHA FAZLA HABER OKU
Erbakan'dan Cemil Tugay yorumu: Millet verdiği oya sahip çıkar
DEM Parti gazetecilerle buluştu: Öcalan'ın alacağı her pozisyon süreci hızlandırır
DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan: Herkes işi maşayla, elinin ucuyla tutuyor, elim yanmasın diye
Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: Fon vurgunu organize bir yapının eseridir
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.