8 Ekim 2026, Perşembe · 15:43 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Hindistan Batı Asya'daki yeni denklemden endişeli

Batı Asya'da dengeler değişirken gelişmeleri yakından izleyen ülkelerden biri de Hindistan. Yeni Delhi'nin kaygısı, bölgedeki çatışmaların kendi topraklarına sıçraması değil. Asıl mesele, Hindistan'ın enerji güvenliğinin…

Yeni Delhi'nin kaygısı, bölgedeki çatışmaların kendi topraklarına sıçraması değil. Asıl mesele, Hindistan'ın enerji güvenliğinin, ticaret yollarının ve son yıllarda büyük emek harcayarak kurduğu bölgesel ortaklıkların yeni güvenlik ortamından etkilenme ihtimali.

Hindistan'ın önündeki tablo giderek karmaşıklaşıyor. Yeni Delhi, İran, İsrail, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile farklı düzeylerde ilişkiler yürütüyor. ABD ile de kapsamlı bir stratejik ortaklığı bulunuyor. Buna karşılık Pakistan ile yaşadığı rekabet ve Türkiye ile Pakistan arasındaki yakınlaşma, Hindistan'ın bölgedeki güvenlik hesaplarını daha da karmaşık hale getiriyor. Böylece Yeni Delhi, birbiriyle farklı düzeylerde rekabet ve iş birliği ilişkileri içinde bulunan çok sayıda aktörün yer aldığı bir denklemle karşı karşıya.

Valdai Club'da 6 Ekim'de yayımlanan bir analiz, Hindistan'daki bu kaygının giderek daha fazla güvenlik perspektifinden ele alındığını gösteriyor. Analize göre özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik, Hindistan'ın enerji güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor.

Peki Yeni Delhi neden bu kadar endişeli?


Enerji ve ticaret yolları

Hindistan dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden biri. Körfez bölgesindeki istikrarsızlık Hindistan açısından doğrudan ekonomik sonuçlar yaratıyor.

Hürmüz Boğazı'nın uzun süreli biçimde kapanması veya geçişlerin ciddi ölçüde kısıtlanması petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükseltebilir. Nakliye maliyetlerindeki artış da Hindistan ekonomisi üzerinde baskı oluşturabilir.

Burada mesele sadece enerji fiyatları da değil. Hindistan'ın Avrupa ve Batı Asya ile ticaret bağlantıları da deniz yollarındaki istikrara bağlı.

Bu nedenle Yeni Delhi açısından Hürmüz Boğazı bir bölgesel kriz alanından çok daha fazlası. Hindistan'ın ekonomik büyümesini ve stratejik bağlantılarını etkileyebilecek bir jeopolitik düğüm.

Hindistan'ın İran üzerinden geliştirdiği Chabahar Limanı ve Uluslararası Kuzey Güney Ulaştırma Koridoru da bu çerçevede önem kazanıyor. Yeni Delhi uzun süredir Pakistan üzerinden geçmeden İran ve Orta Asya'ya ulaşabileceği alternatif güzergâhlar oluşturmaya çalışıyor. Bu nedenle İran'daki istikrarsızlık Hindistan'ın stratejik hesaplarını doğrudan etkiliyor.


Mekke Paktı neden Hindistan'ı düşündürüyor?

Hindistan'ın ikinci önemli kaygısı yeni güvenlik mimarisi.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın 7 Ağustos 2026'da imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel güvenlik denklemine yeni bir unsur ekledi. Anlaşmaya göre üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı diğerlerine yönelik saldırı olarak kabul ediliyor.

Yeni Delhi açısından burada özellikle Pakistan faktörü öne çıkıyor.

Hindistan, son yıllarda Suudi Arabistan ile ilişkilerini ciddi biçimde geliştirdi. Enerji, yatırım ve savunma alanlarındaki ilişkiler Hindistan'ın Körfez politikasında önemli bir yer tutuyor.

Şimdi Suudi Arabistan'ın Pakistan ile güvenlik ilişkilerini kurumsallaştırması Hindistan'ın hesaplarını yeniden yapmasına neden oluyor.

Üstelik denklemde Türkiye de var.

Türkiye'nin Pakistan'la yakınlaşması Hindistan tarafından uzun süredir dikkatle izleniyor. Ankara'nın savunma sanayii kapasitesi ile Pakistan'ın askeri gücü ve nükleer kapasitesinin Suudi Arabistan'ın ekonomik gücüyle aynı çerçevede buluşması, Yeni Delhi'nin bölgesel güvenlik değerlendirmesinde göz ardı edebileceği bir gelişme değil.

Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Mekke Paktı'nı doğrudan Hindistan karşıtı bir ittifak olarak okumak doğru görünmüyor. Hindistan'daki bazı değerlendirmeler de anlaşmanın henüz NATO benzeri kurumsal bir ittifaka dönüşmediğine dikkat çekiyor. Daha çok bölgesel belirsizliğe karşı bir stratejik sigorta mekanizması olarak görülüyor.


Hindistan taraf seçmek istemiyor

Yeni Delhi'nin temel problemi burada ortaya çıkıyor.

Hindistan, Batı Asya'daki aktörlerin büyük bölümüyle aynı anda ilişki kurmuş durumda. İsrail önemli bir savunma ve teknoloji ortağı. İran enerji ve ulaştırma açısından stratejik öneme sahip. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ekonomik açıdan önemli. ABD küresel ölçekte temel stratejik ortaklardan biri.

Dolayısıyla Hindistan'ın bölgesel krizlerde açık biçimde taraf seçmesi, son yıllarda oluşturduğu çok yönlü diplomasiye zarar verebilir.

Yeni Delhi'nin geleneksel stratejik özerklik anlayışı da burada devreye giriyor.

Hindistan, Soğuk Savaş dönemindeki bağlantısızlık politikasını bugünün şartlarında stratejik özerklik anlayışıyla yeniden yorumluyor. Büyük güçler arasındaki rekabette kendi çıkarlarına göre pozisyon değiştirebilmek istiyor.

Batı Asya'daki gelişmeler ise bu esnekliği zorlayan bir ortam yaratıyor.


Yeni tehdit, yeni hesap

Hindistan'ın tehdit algısındaki değişimin önemli bir boyutu da Pakistan'ın yeniden bölgesel denklemde ağırlık kazanması.
Yeni Delhi açısından sorun, Pakistan'ın Suudi Arabistan ile yakınlaşması kadar Türkiye'nin de aynı güvenlik çerçevesinde yer alması.

Bu tablo Hindistan'ın Batı Asya politikasında yeni bir soruyu gündeme getiriyor:

Pakistan'ın etkisinin yeniden yükseldiği bir bölgede Hindistan kendi stratejik ortaklıklarını nasıl koruyacak?

Bence Hindistan'ın asıl kaygısı burada yatıyor.

Yeni Delhi için Batı Asya artık sadece enerji kaynaklarının bulunduğu bir bölge değil. Hint Okyanusu'ndan Akdeniz'e, Körfez'den Orta Asya'ya uzanan daha geniş bir jeopolitik alanın parçası.

Bu nedenle Hindistan gelişmeleri sadece İran, İsrail veya Körfez ülkeleri arasındaki bir çatışma olarak değerlendirmiyor. Yeni güvenlik mimarisinin kendi stratejik hareket alanını nasıl değiştireceğine bakıyor.

Batı Asya'da yeni ittifaklar şekillenirken Hindistan'ın verdiği mesaj açık:

Yeni Delhi herhangi bir bloğa girmek istemiyor. Kendi çıkarlarını koruyabilmek için bütün taraflarla konuşabileceği bir alanı muhafaza etmek istiyor.

Ancak bölgesel rekabet sertleştikçe bu alanın korunması da zorlaşıyor.

Hindistan'ın tehdit algısı tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. Mesele savaşın Hindistan'a ulaşması değil. Savaşın ardından ortaya çıkacak yeni güç dağılımının Hindistan'ın çevresindeki stratejik alanı değiştirmesi.

Batı Asya'da asıl mücadele belki de bundan sonra başlayacak.

Çünkü savaşın sonucu kadar, savaş sonrasında kimin hangi güvenlik düzeninin içinde yer alacağı da önem taşıyor.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: Hindistanbatı asyaDr. Osman Gazi Kandemir

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürbüz Evren Meğer Cemil Tugay da "Gizli AK Partiliymiş"

TÜRKİYE'DEN SESLER

Hasan Köse Gölge malvarlığından paralel sadakate (6)

TÜRKİYE'DEN SESLER

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz 17. yılında TDT: Orta Koridor'dan yeni bir ortaklık mimarisi mi?

TÜRKİYE'DEN SESLER

Dr. Ayça Ferda Kansu Ortak günahımız: Yobazız kardeşim!

İlgili Haberler
Makroekonomi SON DAKİKA | Merkez Bankası güncel rezerv verilerini açıkladı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Türkiye'nin Balkanlar'a ihracatı 18,9 milyar dolara ulaştı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi TÜİK açıkladı: Türkiye'nin GSMH'si 62,3 trilyon liraya ulaştı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi AKARYAKIT FİYATLARI SON DURUM! Benzine, motorine zam ya da indirim geldi mi? 8 Ekim İstanbul, Ankara, İzmir güncel akaryakıt fiyatı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Su ürünleri ihracatında 1,8 milyar dolarlık başarı CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.