9 Ekim 2026, Cuma · 01:13 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

WWF’in 2026 Yaşayan Gezegen Raporu açıklandı

WWF’in (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) 2026 Yaşayan Gezegen Raporu, son 52 yılda izlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğünde yüzde 73’lük ciddi bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, enerji,…

WWF’in 2026 Yaşayan Gezegen Raporu açıklandı

WWF'in (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) 2026 Yaşayan Gezegen Raporu, son 52 yılda izlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğünde yüzde 73'lük ciddi bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, enerji, gıda ve finans sistemlerinde olumlu eşik noktalarını tetikleyecek adımlar atılması halinde doğanın toparlanabileceğini gösteriyor

Giriş: 08 Ekim 2026 - 13:54 Güncelleme: 08 Ekim 2026 - 13:54

Google’da haber kaynağınızı Habertürk olarak seçmek için tıklayın

Düşüşün boyutu iki yıl önce yayınlanan bir önceki raporda ortaya konan sonuçlarla benzerlik gösterse de güncel değerlendirme, daha fazla popülasyona ilişkin verileri ve daha uzun bir zaman serisini kapsıyor. Böylece biyolojik çeşitlilik kaybının devam eden boyutunu daha net biçimde ortaya koyuyor. Bulgular, daha önceki tahminlerle de örtüşerek doğada yaşanan kaybın büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Londra Zooloji Derneği iş birliği ile hazırlanan Yaşayan Gezegen Endeksi, 1970-2022 döneminde dünya genelinde 5.790 omurgalı türüne ait yaklaşık 35.803 popülasyondaki değişimi ortaya koyuyor. Rapora göre en büyük düşüş yüzde 85 ile tatlı su ekosistemlerinde görülürken, bunu yüzde 69 ile kara ve yüzde 59 ile deniz ekosistemleri izliyor.

REKLAM

İzlenen yaban hayatı popülasyonlarına yönelik tehditlerin başında habitat kaybı ve bozulması geliyor. Bunu doğal kaynakların aşırı kullanımı, iklim değişikliği, kirlilik, istilacı türler ve hastalıklar izliyor. Bu tehditler, gıda, enerji ve finans sistemlerindeki daha geniş çaplı sorunlar nedeniyle daha da ağırlaşıyor.

Azalan popülasyonlardaki kayıpların büyüklüğü nedeniyle genel eğilim olumsuz olsa da Yaşayan Gezegen Endeksi kapsamındaki popülasyonların yarısı sabit kalmaya devam ediyor veya artış gösteriyor. Rapor; yeşil deniz kaplumbağası, mavi yüzgeçli orkinos, kaplan ve Afrika fili popülasyonlarındaki toparlanmaya dikkat çekerek belirli hedeflere yönelik koruma çalışmalarının etkili sonuçlar verebildiğini gösteriyor. Bununla birlikte, Yaşayan Gezegen Endeksi ve diğer biyolojik çeşitlilik göstergelerinin ortaya koyduğu düşüş eğilimlerini tersine çevirmek için koruma çalışmaları tek başına yeterli değil.

REKLAM

Türkiye'de ise WWF-Türkiye'nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Adana Akyatan'da 21 yıldır sürdürdüğü yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) izleme ve koruma çalışmaları, uzun soluklu ve bilim temelli koruma çabalarının sahadaki somut karşılıklarından birini oluşturuyor. Doğa Koruma Milli Parklar 7. Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında bugüne kadar yaklaşık 8.200 yuva belirlenirken, yaklaşık 283 bin yavrunun denize ulaşmasına katkı sağlandı. Akyatan'daki bu çalışmalar, kritik yaşam alanlarının korunması ve türlerin izlenmesine yönelik yerel çabaların, küresel ölçekteki koruma kazanımlarına nasıl katkı sunabileceğini gösteriyor. Bu yerel çabaların da parçası olduğu, 80 ülkede 50 yılı aşkın süredir sürdürülen küresel koruma çalışmaları sonucu yeşil deniz kaplumbağası 2025 yılında Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Kırmızı Listesi'nde “Tehlikede” kategorisinden “Düşük Riskli” kategorisine taşındı.

REKLAM

WWF Genel Müdürü Dr. Kirsten Schuijt şunları söyledi: “Biyolojik çeşitlilik endişe verici bir hızla bozulmaya devam ediyor. Ancak yaşanan büyük kayıplara rağmen umut veren bulgular da var. 2026 Raporu, birçok türe ait popülasyonun sabit kaldığını veya toparlandığını gösteren verilerin yanı sıra, doğanın kendini toparlayabileceğini ve değişimin mümkün olduğunu ortaya koyan ilham verici örneklere de yer veriyor. Kaplan, mavi yüzgeçli orkinos ve yeşil deniz kaplumbağası gibi türlerin popülasyonlarında görülen iyileşme, uzun soluklu ve eşgüdümlü çabalarla zaman içinde neler başarılabileceğini gösteriyor.

REKLAM

Koruma çalışmalarında elde edilen bu başarıların kalıcı hâle gelmesi ve yaygınlaşması için doğa kaybına yol açan sektörlerin ve sistemlerin dönüştürülmesi şart. Bu yönde ilerleme kaydediliyor. Henüz her yerde ve gereken ölçekte gerçekleşmese de bu ilerleme, değişimin mümkün olduğunu göstermeye yetiyor. Artık başlamış olan bu sistemik dönüşümü hızlandırmanın ve yaygınlaştırmanın; doğayla uyum içinde hareket ederek daha sürdürülebilir, adil ve dayanıklı bir dünya inşa etmenin zamanı. Birlikte, yaşayan gezegenimizi yeniden canlandırabiliriz.”

Biyolojik çeşitlilik; gıda, su, temiz hava, ilaç ve daha birçok ürün ve hizmet sağlayarak ekonomileri ve toplumları destekliyor. Bununla birlikte, doğa kaybının arkasında üç büyük sistem öne çıkıyor: habitat kaybının başlıca nedeni olan gıda sistemi, iklim değişikliğini körükleyen enerji sistemi ve doğaya zarar veren faaliyetlere kaynak sağlayan finans sistemi. Bu denli büyük ve karmaşık sistemler değişime dirençli olsa da olumlu eşik noktalarını tetikleyecek koşullar oluştuğunda bu sistemlerin olumlu yönde dönüşmesi mümkün.

REKLAM

Eşik noktaları genellikle mercan resiflerinin çökmesi veya Amazon yağmur ormanlarının karbon yutağı işlevini geri döndürülemez biçimde kaybetmesi gibi olumsuz gelişmelerle ilişkilendirilse de aynı dinamikler olumlu yönde de işleyebilir. Yaşayan Gezegen Raporu, Exeter Üniversitesi'nin bu alandaki araştırmalarına yer veriyor. Buna göre olumlu eşik noktası, bir sistemin kritik bir eşiği aşarak daha iyi bir duruma geçmesi ve bu değişimin kendi kendini güçlendiren bir sürece dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Bu noktadan sonra değişim hızlanıyor, maliyetler düşüyor ve eski duruma dönmek giderek zorlaşıyor.

REKLAM

Bu sistemlerde ihtiyaç duyulan dönüşüm, dünya devletlerinin Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi ve Paris Anlaşması kapsamında belirlenen hedeflere ulaşmak için kararlılıkla harekete geçmesiyle mümkün olabilir. Önümüzdeki iki ay içinde düzenlenecek BM biyolojik çeşitlilik ve iklim zirveleri, hükümetlerin taahhütlerini somut eylemlere dönüştürme sürecini hızlandırmaları için önemli bir fırsat sunuyor.

REKLAM

Bu zirvelerden ilki, 19 Ekim'de Ermenistan'ın başkenti Erivan'da başlayacak olan COP17 biyoçeşitlilik konferansı. Biyolojik çeşitlilik kaybını 2030'a kadar durdurma ve tersine çevirme hedeflerine ulaşmak için uygulamayı hızlandırmak, siyasi liderliği güçlendirmek ve eylemleri ekonominin ve toplumun tüm kesimlerine yaymak gerekiyor. Uzun yıllardır varlığını sürdüren ve kökleşmiş sistemlerin dönüştürülmesi ise ancak adil ve kapsayıcı bir dönüşümle mümkün olabilir.

WWF Doğa Koruma Direktörü Daudi Sumba şunları söyledi: "Farklı bir geleceğe açılan fırsat penceresi giderek daralıyor, ancak hâlâ umut var. Böylesine büyük ve karmaşık sistemleri gereken hız ve ölçekte dönüştürmek kolay olmayacak. Ancak olumlu eşik noktalarının tetiklenmesi, bu dönüşümün tahmin ettiğimizden daha hızlı gerçekleşmesini sağlayabilir. Ne kadar erken harekete geçersek, insanlar ve doğa için sağlayacağımız faydalar da o kadar büyük olacak. Gerekli bilgiye, araçlara ve izleyebileceğimiz yollara sahibiz. Şimdi belirleyici olan, birlikte harekete geçme ve doğayı ve iklimi 2030'a kadar iyileşme yoluna sokmak için gereken adımları atma konusundaki ortak kararlılığımız.”

REKLAM

Londra Zooloji Derneği Koruma Direktörü Dr. Andrew Terry değerlendirmesinde şu görüşlere yer verdi: “Yaban hayatı popülasyonlarının zenginliği ve aralarındaki karmaşık etkileşim ağı, insanlar da dâhil olmak üzere yeryüzündeki tüm canlıların gelişip serpilmesini mümkün kılan sağlıklı ekosistemlerin temelini oluşturuyor. Refahımızın ve ekonomik güvenliğimizin, doğaya karşı değil, doğayla uyum içinde yaşamamıza bağlı olduğu artık son derece açık.

Doğanın değerini uzun zamandır gerektiği gibi anlayamadık. Yaşayan Gezegen Endeksi bunun sonuçlarını ortaya koyuyor. Ancak endeksin işaret ettiği düşüşler kaçınılmaz değil; değişim mümkün. Endekste yer verilen bazı örnekler, doğanın yeniden canlanabileceğine ilişkin güçlü kanıtlar sunuyor. Dünyanın farklı bölgelerinde çalışan ekiplerimiz, doğa üzerindeki baskılar azaldığında ve koruma çalışmaları sürdürüldüğünde türlerin ve ekosistemlerin toparlandığını gözlemliyor. Yaban hayatını ve ekosistemleri korumak için hızlı karar alma ve harekete geçme çabalarımıza ne kadar çok kişi katılırsa, sahip olduğumuz bilgileri o kadar hızlı eyleme dönüştürebilir ve daha sağlıklı, dayanıklı bir geleceğin önünü açacak olumlu eşik noktalarına o kadar hızlı ulaşabiliriz.”

GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

Maltepe'de 7 katlı bina çöktü! Arama kurtarma çalışmaları başladı

Bakan Fidan: Mekke İttifakı savunma anlaşmasıdır

Nobel Edebiyat Ödülü sahibini buldu

TFF'de kritik toplantının saati belli oldu!

Gökten kaya yağdı! TIR parkında facia!

Rubio'dan Türkiye'ye F-35 satışına ilişkin açıklama

Tünelde kahreden dakikalar!

Eski müzik yeni müziği yendi mi?

Yapay dolandırıcılık

"Bu binada staj yaptım"

Hayatını adadığı 15 yaşındaki yeğeni katili oldu

Trump Nobel Barış Ödülü'nü hak ettiğini yineledi

Icardi'nin menajeri Pino'dan Galatasaray açıklaması!

Dehşet! Maktul 16, şüpheli 12 yaşında!

Sokaktaki feryatlar yürekleri parçaladı... Kadına şiddet kamerada!

İstanbul'da müzikholde silahlı kavga: 1'i polis 2 kişi hayatını kaybetti

"İran'a muhtemel saldırılar için ABD ordusuna emir verildi" iddiası

Emel kurtarılamadı... Bir kadına daha kıydılar

Özür haberine yalanlama: Saçmalık!

Dede işçi gitti, torun CEO döndü

İlgili Haberler
Makroekonomi FTSE Russel’ın yıllık değerlendirmesinde Türkiye'nin ekonomik statüsü değişmedi CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Ünlü mutfak eşyası üreticisi iflasın eşiğinde Sözcü Ekonomi · 21 dk önce Makroekonomi İsrail basını: Trump, İsrail seçimleri öncesinde İran'a saldırı düzenlemeyi planlıyor Independent Türkçe · 31 dk önce Makroekonomi Resmi Gazete'de bugün (09.10.2026) Bloomberg HT · 1 saat önce Makroekonomi Araç muayene istasyonlarına yeni düzenleme: Cezalar yeniden belirlendi CNBC-e · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.