2026’nın son çeyreğine girerken Ülke gıda sanayiinin önünde hem önemli fırsatlar hem de dikkatle yönetilmesi gereken başlıklar bulunduğunu söyleyen Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “İhracat, üretim maliyetleri, gıda enflasyonu ve tarımsal hammaddenin sürekliliği, sektörün ekonomik gündemini oluşturuyor.
09 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Hüseyin VATANSEVER
Ayrıca iklim değişikliği, su yönetimi, gıda israfı ve tüketicinin doğru bilgiye ulaşması artık bu gündemin ayrılmaz parçaları haline geldi” dedi. Yılın ilk sekiz ayında tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatının açıklanan son verilere göre yüzde 5,36 artışla 18,46 milyar dolara ulaştı bilgisini paylaşan Sidar, aynı dönemde ithalatın yüzde 18,57 artarak 17,99 milyar dolara yükselmesini ise üzerinde durulması gereken bir gelişme olarak değerlendirdi. Kaan Sidar, “İhracatımız büyümeye devam ederken ithalatın daha hızlı yükselmesi, gıda sanayisinde yerli hammaddenin, verimliliğin ve katma değerli üretimin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Diğer taraftan ihracat birim değerinin yüzde 14’ün üzerinde artması, Türkiye’nin yalnızca miktar değil, değer üzerinden büyümesi açısından umut verici” ifadelerini kullandı.
“Suyun geri kazanılmasına için yatırımlar kaçınılmaz”
Sidar, “Gıda enflasyonunun nispeten düşmesi fiyatların düştüğü anlamına elbette gelmiyor. Kalıcı fiyat istikrarı için meseleyi yalnızca raf fiyatları üzerinden değil, tarladan fabrikaya uzanan bütün maliyet zinciri üzerinden değerlendirmeliyiz” diye konuştu. Tarımsal hammadde, enerji, işçilik, ambalaj, lojistik ve finansman maliyetlerinin her biri nihai ürün fiyatına etki ettiğini anımsatan Sidar, “Dolayısıyla gıdada fiyat istikrarının en güçlü yolu üretimi, verimliliği ve öngörülebilirliği artırmaktan geçiyor” dedi. Sidar, önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından birinin su olacağını vurgulayarak, Türkiye’de suyun yaklaşık %77’sinin tarımsal sulamada kullanıldığını anımsattı. Sidar, bu durumun su meselesini yalnızca çevresel bir konu olmaktan çıkardığını belirterek, “Su verimliliği doğrudan gıda arz güvenliğimiz, sanayimizin hammadde sürekliliği ve ihracat kapasitemizle ilişkili. Gıda sanayisinde suyun geri kazanılması ve yeniden kullanımına yönelik yatırımları kaçınılmaz oldu” ifadelerini kullandı.
“Tüketim aşamasında da çaba göstermeliyiz”
Sürdürülebilir bir gıda sisteminin yalnızca üretim tarafında kurulamayacağının altını çizen Kaan Sidar, “Türkiye’de her yıl yaklaşık 14 milyon ton gıdanın kaybedilmesi ya da israf edilmesi, üretirken gösterdiğimiz çabayı tüketim aşamasında da göstermemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle gıda okuryazarlığını geliştirmeyi de ekonomik perspektif açısından ele almak gerekiyor” dedi. İsrafın önlenebilmesi için tüketicinin gıda okuryazarlığını önemsemesi gerektiğini vurgulayan Sidar, şunalrı söyledi: “Tüketicinin son tüketim tarihi ile tavsiye edilen tüketim tarihi arasındaki farkı bilmesi, etiketi doğru okuyabilmesi ve sosyal medyada karşılaştığı bilimsel temeli olmayan gıda iddialarını ayırt edebilmesi hem israfın azaltılması hem de sağlıklı bir gıda ekosistemi açısından önemli.”
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.