9 Ekim 2026, Cuma · 16:48 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Rakam sarhoşluğu

Rakam sarhoşluğu

Şirketler finansmana, insanlar birikimlerini koruyacak araçlara ulaşmaya çalışıyor. Böyle bir ortamda yüksek getiri rakamının çekim gücü artıyor. Fon skandalını “fon krizi” diye adlandırmak yetersiz.

Her gün haber üzerine haberde tekrar edilen rakamlar olayın yaygınlığını ve denetimin hukuki boyutunu gösteriyor. Yatırımcının neyi bildiğini, hangi uyarıyı duyduğunu, hangi güvenceye inandığını açıklamıyor bu rakamlar. Getiri oranı ile o getirinin kaynağını anlamak arasındaki mesafeden söz ederken niyetim fon garabeti üzerine ben de konuşayım çabası değil. Anlatacaklarımı anlamlandırmakta güncel bir köşe taşı. Sahtekârlığın hangi ortamda fark edilmediğini, sorgulanmadığını veya zamanında durdurulamadığını anlamak için kör noktaları incelemek gerekir.

Kurumların kendi performanslarını okurken yaşadığı sorun da benzer. Rakam ifade etmenin sarhoşluğu, rakama anlam verme zahmetinin önüne geçebiliyor.

Bir şirket hakkında ne kadar çok sayı bilirsek onu o kadar iyi tanıdığımızı düşünüyoruz. Cirosunu, kârını, ihracatını, çalışan sayısını, müşteri memnuniyetini, enerji tüketimini biliyoruz. Önümüzde tablolar, karşılaştırmalar, denetimden geçmiş raporlar var. Buna rağmen şirketin neden müşteri kaybettiğini, çalışanının neden konuşmadığını, bugünün kazancını yarının hangi maliyetiyle elde ettiğini anlayamayabiliyoruz. Ölçülmüş bir faaliyetle anlaşılmış bir kurum arasındaki mesafe düşündüğümüzden büyük olabilir.

Samih Yedievli, otomotiv, havacılık, savunma ve enerji sektörlerinde çalışan bir mühendis. Otuz yıllık yönetim kurulu deneyiminde kurullara görüş ve karar dokümanı hazırlama konusunda mahir. Kendisini 1990’lı yılların kalite hareketinden tanıyorum. Bugün, “kalite” sözcüğü ağzımdan çıkarken başka bir dünyadan söz ediyormuşum gibi geliyor… Ne günlerdi, ne günlere kaldık. Türkiye’yi dev aynasında gördüğümüz zamanlardı, o zamanlar. Sandık ki, AB’ye de gireriz… dünyaya da örnek oluruz. Örnek olmak konusunda baktığınız yöne göre değişir… düz bakınca rakamları okuyamamışız, benim kuşağım yanılmışız biz düpedüz.

Yedievli’nin Derinlik Aynası başlıklı kitabından esinlenerek kendisiyle söyleşi gerçekleştirdim. Ayna metaforu ilginç. Aynayı kurumlara tutuyor.

Kitap, düzenli çalışan başarılı görünen bir kurumun yanlış yönde ilerleyebileceğini söylüyor ve araştırıyor. Kurum yönetici ve çalışanlarının ürettikleri bilgiyle verdikleri karar arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Bu ilişkinin şirketlerin dışına, denetim ve yönetim düzenine, kendi kararlarımızı sorgulama biçimimize uzanan sonuçları olduğunu düşünüyorum. Rakamdaki sonuç, neden fiili sonucu tutmaz. Çalışarak batmak, üreterek iflas etmek, koşarken konkordato talep etmek… nasıl açıklanır?

Rakam ve arkasındaki karar

Bir veriyi anlamak, neyi ölçtüğünü bilmekle başlıyor. Kârlılık yükseldiğinde şirket güçlenmiş olabilir; gelecekte ihtiyaç duyacağı bakım, eğitim ve yatırım harcamalarını ertelemiş de olabilir. Enerji tüketimi azaldığında verimlilik artmış veya üretim düşmüş olabilir. Aynı sonuç, birbirinden çok farklı nedenlere dayanabilir. Kaynağını, karşılaştırma ölçüsünü ve hesaplama sınırını bilmediğimiz rakam, karar vermeyi kolaylaştırırken yanılmayı da kolaylaştırır.

Yönetim kurullarında bu sorun daha belirgin. “Yönetim kurulunun aslında zaman fakirliği var” diyor Yedievli. Ayda iki saat toplanan bir kurul, yılda yirmi dört saat çalışmış oluyor. Yıllık cirosu bir milyar lira olan bir şirketi bu süreye böldüğünüzde, toplantının her saatine yaklaşık 42 milyon liralık bir faaliyet büyüklüğü düşüyor. Bu hesap, boşa geçen bir saatte 42 milyon lira kaybedildiği anlamına gelmiyor. Karar için ayrılan zamanla hakkında karar verilen ekonomik büyüklük arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Rakamın ne işe yaradığını anlamak, ona taşımadığı bir anlam yüklememekle başlıyor. Sınırlı toplantı süresine bütün ayrıntıları taşımak mümkün olmadığı için bilgi özetleniyor. Asıl soru, özet hazırlanırken neyin kaybedildiği: “Oraya gelen bilgi bir indirgemeden geçmek zorunda. Her detayı oraya yansıtamazsınız. Ama o indirgeme ne kadar sağlıklı?”

Bir giderin kayda girmesi, giderin nedeninin anlaşıldığını göstermiyor. Şikâyetin kapatılması, sorunun çözüldüğü anlamına gelmeyebiliyor. Yedievli’nin ifadesiyle, “Şimdi bu bilgi sahada var ama yönetim kurulunda yok.” Teknik olarak doğru bir raporun karar vermek için yetersiz kalabileceği yer burası.

Risk de bu nedenle yalnızca gerçekleşmiş zarar üzerinden okunamaz. Üretim, finans, tedarik ve insan kaynağı ayrı ayrı değerlendirilirken aralarındaki bağlantılar kaybolabilir. Bir alandaki iyileşme, başka bir alanda biriken sorunu örtebilir. Risklerin birbirini nasıl tetiklediğini anlamak, kurumun bütününü görebilmeyi gerektiriyor.

Katıldığım yönetim kurulu toplantılarında dünya konuşuluyor: Savaşlar, enerji, ticaret yolları, jeopolitik dengeler. Konuşulmalı. Fakat dışarıdaki büyük resmi tartışabilmek, içerideki gerçeğin aynı açıklıkla görüldüğünü göstermiyor. Raporun dışında kalanı kim anlatıyor? İtiraz eden kişinin sözü ne kadar dinleniyor? Farklı uzmanlıkları masaya getirmek, farklı düşüncelere alan açılmadığında yeterli olmuyor.

Yedievli’nin “Orada işini kötü yapan kimse yok. Herkes kendi işini iyi yapıyor.” gözlemi bu açıdan önemli. Birimler kendi görevlerini tamamladığı halde kurumun bütünü yanlış yöne gidebilir. Bu, her başarısızlığın masum olduğu anlamına gelmez. Sorumluluğu yalnızca kişilerin yeterliliğinde aramanın eksik kaldığını gösterir. Teşvikler, bilgi akışı ve itirazın karşılaştığı tepki de incelenmelidir.

Bilginin nasıl kullanıldığı, kurumsal sonuçların ağırlığını değiştirebilir. Boeing 737 MAX kazalarını inceleyen ABD Temsilciler Meclisi komitesinin 2020 tarihli çoğunluk personeli raporu, üretim ve rekabet baskısını, hatalı teknik varsayımları, kritik bilgilerin saklanmasını ve denetim başarısızlıklarını birlikte ele aldı. İki kazada 346 kişi öldü. Buradaki soru, güvenlik bilgisinin ticari hedeflerle çatıştığında karar üzerinde ne kadar etkili olabildiği. Resmî rapor özeti

Finansal gerçeğin bilinçli olarak çarpıtılması ise ayrı bir sorumluluk alanı. Enerji şirketi Enron bunu gösteren bir örnekti. SEC personelinin iflas incelemelerine dayanarak aktardığı hesapta, yapılandırılmış işlemler olmasaydı şirketin 2000 yılı borcu 10,2 milyar dolar yerine 22,1 milyar dolar görünecekti. Sorun sayı bulunmaması değildi; borcu örten işlemlerdi. Raporun varlığı şeffaflığı garanti etmiyor. SEC raporu, basılı sayfa 16

Aynanın gösterdiği derinlik

Derinlik Aynası adı, yalnızca kendimize bakmayı öneren bir benzetme değil. Yedievli, Feynman’ın aynanın sağla solu değil, ön-arka doğrultusunu tersine çevirdiğine ilişkin açıklamasından hareket ediyor. Bunu karar dünyasına taşıyor: Önümüzde duran sonucun ötesinde, o sonucu üreten düşünme biçimini ve bugünkü kararın zaman içinde doğuracağı kurumsal etkileri görünür kılmak.

Bugün maliyeti düşüren bir karar, birkaç yıl sonra hangi yetkinliği kaybettirecek? Liderin başarısı, onun ayrılmasından sonra da çalışacak bir düzen yaratıyor mu? Kurumun kazancı, toplum açısından hangi maliyeti doğuruyor? Kitabın karar, kurum ve kuşaklar boyunca oluşan etkiler arasında kurduğu ilişki, derinliğe bu anlamı veriyor. Geleceği kesin olarak görmekten söz etmiyoruz. Bugünkü başarıya bakarken sormadığımız soruları kararın içine katmaktan söz ediyoruz.

Bunun bireysel tarafı da var. “Bir kısım bilgimiz var, bir kısım da varsayımımız var. Benim sorgulamaya başladığım kısım işte bu varsayımlar” diyor Yedievli. Bir yöntemin geçmişte işe yaramış olması, yeni koşullarda da işleyeceğini kanıtlamıyor. Kendi deneyimimizi gerçeğin tamamı saydığımızda, gelen bilgiyi bildiğimiz hikâyeye uydurabiliyoruz.

Eğitim, vizyon ve çalışma disiplini burada somut bir anlam kazanıyor. Farklı alanların bilgisini bir araya getirmek, verinin sınırını okuyabilmek, kısa vadeli sonuçla uzun vadeli etkiyi birlikte tartmak gerekiyor. Kitap, bu kapasitenin yalnızca bir müfredatı tamamlamakla oluşmadığını; gerçek sonuçları olan kararlar içinde, zamanla gelişen bir muhakeme gerektirdiğini savunuyor. Öğrenilen bilgiyi baskı altında kullanabilmek, yanıldığını kabul etmek ve kararını yeniden değerlendirmek de bu yetişmenin parçası.

Kararların gerekçesini kaydetmek bu yüzden bürokratik bir ayrıntı değil. Yedievli, “İnsanlar kararları alıyorlar ama o kararların şartlarını dokümante etmiyorlar. Dokümante etmeyince de daha sonra gözden geçiremiyorlar” diyor. Hangi bilgiye dayanıldığını, hangi varsayımın yapıldığını bilmeden başarıdan da hatadan da yeterince öğrenemiyoruz. Kurumun hafızası, sonuç listelerinden oluşamaz.

Yapay zekâ bu çalışmayı destekleyebilir; varsayımları karşılaştırmak, karşı argüman üretmek, farklı sonuç ihtimallerini incelemek için kullanılabilir. Yedievli’nin uyarısı, “Yapay zekâyı bir yankı odasına döndürmemek lazım.” Yalnızca kendi düşüncemizi onaylatıyorsak, teknoloji sorgulama kapasitemizi artırmak yerine mevcut kanaatimizi güçlendirebilir. Aynanın ne göstereceği, ona hangi soruyla baktığımıza da bağlı.

Yönetimi Koruyabildik mi?

Türkiye’de 1990’lı yılların kalite hareketi, ürünü kontrol etmekten kurumun nasıl yönetildiğini sorgulamaya geçiş arayışıydı. Yedievli, bazı büyük işletmelerin toplam kaliteyi ve Avrupa Kalite Yönetim Vakfı’nın mükemmellik modelini benimseyerek Avrupa’yla çalışmaya hazırlandığını hatırlatıyor. 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği, bu hazırlığın önemli ekonomik eşiğiydi. AB Konseyi

Bugün şirketler daha büyük, veri sistemleri daha gelişmiş, raporları daha kapsamlı. Peki o dönemin süreçleri sorgulama ve sürekli iyileştirme anlayışı ne kadar yaşıyor? Kalite, uzman bir bölümün işi olarak mı kaldı; karar verme biçimine mi yerleşti? Yeni bir yükümlülük geldiğinde yeniden başlamak zorunda kalıyorsak, geçmişte öğrendiğimizin ne kadarını kurumsallaştırabildiğimizi sormalıyız.

Karbon düzenlemeleri bu soruyu yeniden önümüze getiriyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın, kısa adıyla CBAM’ın kesin dönemi 1 Ocak 2026’da başladı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli malları kapsıyor. Yükümlülük AB ithalatçısında olsa da ürünün üretiminde oluşan gömülü emisyonlara ilişkin veri, Türkiye’deki üreticinin ticari ilişkisini ve rekabet koşullarını etkiliyor. Avrupa Komisyonu

Burada da rakamın anlamı, hangi ürüne, üretim sürecine ve hesaplama sınırına ait olduğu bilinince ortaya çıkıyor. Yedievli’nin ifadesiyle, “Karbon mekanizmasına uymak konusu bir belge konusu değil, bir rapor konusu değil. Bu bir yatırım konusu.” Ölçümün hangi üretim değişikliğine, hangi kaynak tahsisine ve hangi takvime yol açacağı konuşulmalı. Sürdürülebilirlik verisinin iş modeline taşınması da yönetim kurulu, icra ve farklı bölümlerin birlikte çalışmasını gerektiriyor. CBAM ile Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları farklı düzenlemeler; ortak yönetim ihtiyacı, veriyi karar için kullanabilmek.

Ekonomik baskı altında kısa vadeli sonucu korumaya çalışırken uzun vadeli kapasiteyi aşındırmak mümkün. Bunu fark etmek için kurumun daha çok rakam söylemesinden önce, bildiklerine nasıl anlam verdiğini sorgulaması gerekiyor. Aynı sorumluluk birey için de geçerli. Yedievli’nin önerisi yalın: “Acaba aynı düşünceleri aynı şekilde mi yapıyorum? Farklı ne yapabilirim?”

Birikimi korurken, yatırım yaparken, bir şirketi veya daha geniş bir yapıyı yönetirken başarı diye gördüğümüz sonucun nasıl oluştuğunu bilmek zorundayız. Rakamın kaynağını, kararın gerekçesini, itirazın neden duyulmadığını ve bugünkü tercihin yarına ne bıraktığını sormak, gerçeğe yaklaşmanın çalışma disiplini. Derinlik aynasına bakmak, kendi doğruluğumuzdan emin olmak için değil, görmediğimiz şeyi araştırmak için anlamlı.

İlgili Haberler
Makroekonomi SON DAKİKA | Abdullah Güler: Yatırımcının hakkı korunacak CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi PTT, 186 yıllık tecrübesiyle dijital dönüşüme odaklanıyor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Safranbolu'da safran hasadı başladı! Kilogramı 800 bin TL CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Domates ihracatı 9 ayda 304 milyon doları aştı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi İstanbul Ekonomi Forumu sona erdi! TCMB Başkanı Karahan: Yıllık bir etkinlik haline getireceğiz Star Ekonomi · 18 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.