YAYINLAMA 09 Ekim 2026 10:13
GÜNCELLEME 09 Ekim 2026 10:25
Euro, dolar karşısında 17 ayın en düşük seviyesine geriledi. Bunun başlıca nedeni, Fransa başta olmak üzere Euro Bölgesi'ndeki borç yüküne yönelik endişelerdi. Bu kaygılar, küresel devlet tahvili getirileri ve yükselen petrol fiyatları konusunda yatırımcıların zaten var olan tedirginliğini daha da artırdı.
Euro, 2026'nın büyük bölümünde dolar karşısında değer kaybetti ve yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 5 geriledi. Pazartesi günü, 5 Ekim 2026'da, 1 euro 1,12 dolar seviyesinde işlem gördü. Hafta boyunca da değer kaybını telafi edemedi.
Ekonomik analiz ve tahmin kuruluşu Oxford Economics'in Euro Bölgesi Başekonomisti Ricardo Amaro, DW'ye yaptığı değerlendirmede eurodaki düşüşün nedenini ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına ilişkin piyasa beklentilerinin yeniden değerlendirilmesiyle açıkladı. Küresel tahvil getirilerinin yükselmesi nedeniyle piyasaların artık daha yüksek faiz oranları beklediğini belirten Amaro, son satış dalgasının özellikle Fransa'ya ilişkin endişelerle hızlandığını vurguladı:
"Yatırımcılar yüksek mali riskleri fiyatlamaya başladı."
Fransa'nın kamu borcu baskıyı artırıyor
Fransız devlet tahvillerindeki satış dalgası geçen hafta hızlandı. Aynı dönemde Fransa'nın mali yapısının uzun vadede sürdürülebilir olup olmadığına ilişkin kuşkular da arttı. Fransa'nın 10 yıllık devlet tahvillerinin getirisi, yani ülkenin 10 yıllık borçlanma için ödemek zorunda olduğu maliyet, bir ara yüzde 5'e kadar yükseldi, ardından hafif geriledi.
Paris uzun süredir temel mali sorunlarla mücadele ediyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Mayıs 2017'de göreve gelmesinden bu yana kamu harcamaları artarken kapsamlı vergi indirimleri de uygulandı. Bunun sonucunda ülkenin kamu borcu bir trilyon eurodan fazla arttı.
Fransa'nın kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı artık yaklaşık yüzde 118'e ulaşmış durumda. Ülkenin bütçeleri sürekli açık veriyor. Yıllık bütçe açığı düzenli olarak yüzde 5'in üzerine çıkıyor. Bu oran, Macron'un göreve başladığı dönemde kaydedilen yüzde 3,4'lük seviyenin oldukça üzerinde.
Euro Bölgesi'ndeki zayıf büyüme ve ciddi biçimde yükselen enerji fiyatları, birçok yatırımcının yeniden Fransa'ya odaklanmasına neden oldu. Bu nedenle yatırımcıların bir bölümü Alman devlet tahvilleri gibi daha güvenli kabul edilen varlıklara yöneliyor.
Fransa ile Almanya'nın 10 yıllık devlet tahvilleri arasındaki getiri farkı, AB'deki finansal istikrar açısından yakından izlenen göstergelerden biri. Bu fark geçen hafta Euro Bölgesi borç krizinden bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
Gözler Avrupa Merkez Bankası'nda
Euro ve İtalya dahil diğer devlet tahvili piyasaları üzerindeki baskının artması, Fransa'ya ilişkin kaygıların paniğe dönüşmesini önlemek için Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) müdahale etmesi gerektiği yönündeki çağrıları da beraberinde getirdi.
Deutsche Bank'tan Jim Reid, Pazartesi günü yaptığı değerlendirmede Alman ve Fransız tahvilleri arasındaki getiri farkının geçen hafta bir ara "mini bir panik" oluşturabilecek ölçüde açıldığını belirtti. Reid şu soruyu gündeme getirdi:
"En büyük soru, bunun yeni bir euro devlet borcu krizinin başlangıcı mı olduğu, yoksa piyasaların şimdiden aşırı tepki mi verdiği."
Ricardo Amaro'ya göre mevcut durum AMB açısından önemli bir sınama. Bankanın, durumu daha da kötüleştirmeden hareket etmesi gerekiyor. Amaro şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Aşırı kısıtlayıcı bir söylem, eurodaki zayıflığın başlıca nedenlerinden biri haline gelen Fransız devlet tahvili getirileri üzerindeki baskıyı artırır."
Amaro, karar vericilerin gelişmeleri yakından izlemeyi sürdüreceğini ancak ilk aşamada müdahalede bulunmayacağını düşünüyor.
Hangi tehlikeler kapıda?
Siyasi ve ekonomik baskılar belirsizliği artırıyor. Fransa son yıllarda bir dizi siyasi kriz yaşadı. Yıllık bütçelerin parlamentodan geçirilmesi de hükümetin istikrarı açısından giderek daha büyük bir sınav haline geldi.
Bütçe açığını azaltmaya yönelik reformları da içeren 2027 bütçesi kabul edilmiş olsa da sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National - RN), 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde güçlü konumunu koruyor. Marine Le Pen'in partinin önde gelen adayı olması bekleniyor.
Le Pen'in seçim kazanması halinde Fransa'nın ekonomi politikasının nasıl şekilleneceğine ilişkin kaygılar yatırımcıları tedirgin ediyor. Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) yükselişi de blokun en büyük ekonomisinin gelecekte nasıl bir yön izleyeceğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Siyasi istikrarsızlığın önemli nedenlerinden biri de seçmenlerin yüksek yaşam maliyetlerinden duyduğu hoşnutsuzluk. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de ülkedeki konut krizine yönelik önlemlerin parlamentoda reddedilmesinin ardından erken seçim kararı aldı.
Amaro'ya göre euronun değer kaybetmesi, mevcut enflasyon sorununu daha da ağırlaştırabilir:
"Eurodaki belirgin bir değer kaybı, enflasyon şokunu güçlendirir. Üstelik enflasyonun zaten 2027'ye kadar yüksek kalmasının beklendiği bir dönemde."
Daha zayıf bir euro, özellikle fiyatları dolar üzerinden belirlenen ithal ürünlerin maliyetini artırır. Petrol ve doğal gaz gibi küresel ham maddeler dolar üzerinden işlem gördüğü için zaten ciddi biçimde yükselmiş olan enerji fiyatları daha da artabilir. Aynı durum ABD'den yapılan ithalatın maliyeti için de geçerli.
Avrupa için finans krizi ihtimali var mı?
2010'lu yılların başında Avrupa Birliği'ni sarsan devlet borcu krizinin hatıraları hâlâ tazeyken, birçok gözlemci Fransa'nın borç sorunlarının Euro Bölgesi'nde yeni bir krizin habercisi olup olmadığını sorguluyor.
ABD merkezli finans kuruluşu BNY'nin kıdemli stratejisti Geoffrey Yu gibi bazı uzmanlar bu endişeleri yersiz buluyor. Yu şu değerlendirmeyi yapıyor:
"2012 ile yapılan karşılaştırmalar tamamen yanlış."
Amaro ise bu yıl AMB'den beklenen yeni faiz artırımlarının, kötüleşen enflasyon görünümüyle birleşmesi halinde durumun çok dikkatli yönetilmesi ve izlenmesi gerektiğine işaret ediyor:
"Eurodaki zayıflık, tek başına ele alınacak bir olgu olarak görülmemeli."
Amaro sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Eğer bu zayıflık Fransa'nın mali durumuna ilişkin artan kaygılardan kaynaklanıyorsa, AMB Euro Bölgesi açısından ortaya çıkabilecek riskler nedeniyle son derece temkinli hareket etmek isteyecektir."
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.