YAYINLAMA 10 Ekim 2026 08:57
GÜNCELLEME 10 Ekim 2026 09:02
Yatırım fonlarında yaşanan son krizi yıllardır biriken yapısal sorunların bir sonucu olarak nitelendirilen Prof. Dr. Evren Bolgün, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) müdahalelerinin piyasadaki yapay döngüyü kestiğini belirtti. Geçmişteki ‘Ponzi’ şemalarına atıfta bulunarak mevcut durumu ‘Fonzi’ süreci olarak tanımlayan Prof. Dr. Bolgün, sığ ve düşük likiditeli birkaç hisse senedine yoğunlaşan fonların sunduğu olağanüstü getirilerin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.
“Yüz binlerce yatırımcının tasarrufu tehlikeye girdi”
Düzenlemelerin zamanında ve etkin uygulanmamasının faturasının ağır olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bolgün, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyeye alınmasıyla yüz binlerce yatırımcının tasarrufunun tehlikeye girdiğini söyledi. Sektörde zayıf denetim nedeniyle kaldıraçlı ve ilişkili işlemlerin önünün açıldığını dile getiren Prof. Dr. Bolgün, bu durumun piyasa mekanizmasına olan güveni ciddi şekilde zedelediğinin altını çizdi.
Fon krizinde şeffaflık ve Meclis araştırması çağrısı
Krizin başlangıcından bu yana geçen sürede atılan önleyici adımların hızı konusunda eleştirilerde bulunan Prof. Dr. Bolgün, görece küçük fonlarda tasfiye ve ödeme adımları başlasa da büyük ölçekli fonlara ve krizin derinliğine dair yapılan açıklamaların yetersiz kaldığını vurguladı. Kamunun ve denetleyici kurumların tam bir şeffaflık içinde hareket etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Bolgün, haksız kazanç sağlayanların ve içeriden bilgi ticareti yapanların hızla cezalandırılması gerektiğini ifade etti.
2001 krizinden sonra kurulan güçlü finansal mimariye ve aradan geçen 20 yılı aşkın süreye rağmen böyle bir krizin patlak vermesinin tüm taraflar için bir öz eleştiri vesilesi olması gerektiğini savunan Prof. Dr. Bolgün, Meclis çatısı altında kurulacak bir araştırma komisyonunun kamuoyundaki güven kaybını telafi edebileceğini kaydetti.
Prof. Dr. Evren Bolgün’den fon krizi uyarısı: Tahvil ve bonolara sıçrayabilir
Finansal sektörde krizin etkilerini kontrol altına almanın ekonomi yönetiminin birinci önceliği olması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Bolgün, borsanın bu büyük şoku henüz tam anlamıyla atlatamadığını belirtti. Özellikle küçük yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiği birçok hisse senedinde yaşanan hızlı değer kayıplarının piyasa geneline yayıldığına işaret eden Prof. Dr. Bolgün, bazı portföy şirketlerinin vadesi gelen bonolarda temerrüde düşmesinin zincirleme bir risk barındırdığı uyarısını yaptı.
Bu temerrüt dalgasının özel sektör tahvillerine ve bonolarına sıçrama ihtimalinin masada olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bolgün, bağımsız portföy şirketlerinin yönettikleri fonlardan ciddi nakit çıkışları yaşandığını aktardı. Finansal istikrarın korunması adına adli süreçlerin ve piyasa denetimlerinin eş zamanlı olarak, tam bir kararlılıkla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
“TCMB faiz adımlarında ölçülü olmalı”
Ekonomideki nakit sıkışıklığı ve fon krizinin yol açtığı ‘ters servet etkisi’ nedeniyle sanayiden başlayan yavaşlamanın hizmet ve perakende sektörlerine de sirayet ettiğini belirten Prof. Dr. Bolgün, iç talepteki soğumanın belirginleştiğini ifade etti. Bu konjonktürde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) atacağı faiz adımlarının kritik önemde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bolgün, makroekonomik dengeler gözetilerek 100 baz puanlık bir faiz indirim alanı bulunabileceğini belirtti.
Ancak 2000 baz puan gibi daha agresif ve hızlı bir faiz indirim sürecinin dövize yönelimi yeniden tetikleyebileceğini ve TL dışı mevduatlara kayış riskini artırabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Bolgün, TCMB’nin adımlarını son derece ölçülü ve temkinli atması gerektiğinin altını çizdi.
Petrolde 70 dolar senaryosu zorlaşıyor
Küresel piyasaları ve jeopolitik riskleri de analiz eden Prof. Dr. Bolgün, ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemleri ve İran’a yönelik askeri senaryoların ertelenmesiyle petrol fiyatlarının 102 dolar seviyelerine gevşediğini anımsattı. Ancak jeopolitik krizler tamamen çözülmeden petrolün yeniden 70 dolar bandına yerleşmesinin zor olduğunu ifade eden Prof. Dr. Evren Bolgün, yüksek enerji maliyetlerinin 2027 yılına kadar taşınabilecek kalıcı bir yapısal soruna dönüşebileceğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.