YAYINLAMA 10 Ekim 2026 11:31
GÜNCELLEME 10 Ekim 2026 11:36
Yayımlanan raporda, sivil kayıpların demografik dağılımı çatışmanın acı yüzünü bir kez daha kanıtladı. Yaşamını yitirenlerin 21 bin 976’sını oluşturan çocuk nüfusu, toplam can kaybı listesinin %29,6'sına tekabül ediyor. Bebeklerin ve çocukların yaş gruplarına göre ayrıldığı tabloda, hayatını kaybedenlerin 1125'inin henüz ilk yaş gününü bile göremediği, 5 yaşın altındakilerin sayısının ise 5 bin 444'ü bulduğu belirtildi. Raporda ayrıca, çatışma sürecinde gözlerini dünyaya açan 612 bebeğin kısa süre içinde katledildiği ve bombalamalar nedeniyle 1134 çocuğun uzuv kaybı yaşayarak engelli kaldığı belgelendi.
Aile yapısı dağıldı, yüz binlerce çocuk eğitimden koptu
Bombardımanlar sadece fiziki can kayıplarına yol açmakla kalmayıp, toplumsal yapıyı da kökünden sarstı. Gazze Şeridi genelinde 71 bin 846 çocuk ebeveynlerini kaybederek korumasız ve yetim kalırken, 914 bin 102 öğrenci okulların yıkılması veya güvenlik sorunları sebebiyle eğitim haklarından tamamen mahrum kaldı. Temel insani ihtiyaçlara erişim seviyesi incelendiğinde ise 1 milyon 204 bin 102 çocuğun doğrudan gıda güvensizliği sarmalının içinde hayatta kalmaya çalıştığı açıklandı. Yaşanan bu çoklu kriz ortamı, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin hızını 2022'deki bin canlı doğumda 13,6 seviyesinden, 2025 yılında 33,4 düzeyine kadar fırlattı.
Kronik açlık ve akut beslenme bozukluğu krizi
Uluslararası yardımların engellenmesi ve uygulanan abluka, bölgede açlığa bağlı toplu ölümleri tetikledi. Raporlama dönemi boyunca 157'si çocuk olmak üzere en az 466 kişi doğrudan açlık ve yetersiz beslenme neticesinde hayatını kaybetti. Yıllara göre incelenen beslenme krizinde, beş yaşın altındaki küçük çocuklarda 2024 yılında 40 bin 32, 2025'te 94 bin 86 ve 2026'nın ilk sekiz aylık diliminde ise 23 bin 883 akut yetersiz beslenme vakası tescillendi. Tıbbi ekipler bu vakaların binlercesinin en tehlikeli aşama olan 'ağır akut beslenme bozukluğu' kategorisinde yer aldığını vurguluyor.
Sağlık altyapısı tamamen çökertildi
Bölgedeki tedavi mekanizmaları, sistematik ve doğrudan taarruzların hedefi haline gelerek işlevselliğini yitirdi. Gazze'de hizmet veren 38 hastanenin tamamı saldırıların merkezinde yer alırken, bu tesislerden 19'u tamamen kapandı, kalan 19'u ise kısıtlı kapasitelerle yaralılara yanıt vermeye çalışıyor. Sabit merkezlerin devre dışı kalması üzerine bölgede acil müdahaleler için 12 sahra hastanesi kuruldu. Benzer şekilde, birinci basamak tedavi sunan 158 sağlık merkezinin hepsi zarar gördü; bunlardan 64'ü hizmet dışı kalırken 94'ü yarım yamalak faaliyet gösterebiliyor.
Tıbbi depolar boşaldı, ekipler ateş hattında kaldı
Hastanelerin fiziki yıkımına, ilaç ve tıbbi malzeme lojistiğinin tamamen kesilmesi eşlik ediyor. Sağlık merkezlerindeki temel ilaç stoklarının %44'ü, cerrahi ve genel tıbbi sarf malzemelerinin ise %54'ü tamamen tükenmiş durumda. Laboratuvarlardaki test materyallerinde eksiklik oranı %83'e ulaşırken, sarf malzemelerinde bu açık %71 olarak ölçüldü. Özellikle 2026 yılı özelinde kardiyoloji ve kalp ameliyatı ilaçlarında yetersizlik oranı %96'yı, göz cerrahisi ilaçlarında %85'i, onkoloji ile kan hastalıkları tedavilerinde ise %59'u buldu. Bu zorlu şartlarda görev yapan 1723 sağlık çalışanı yaşamını yitirirken, 362 personel alıkonuldu; ayrıca ambulanslar 216 kez doğrudan vuruldu.
Sınırda bekleyen ağır hastaların dramı
Gazze içinde tedavisi imkansız olan ve acil tahliye kararı bekleyen binlerce sivil, sınır kapılarının kapalı tutulması nedeniyle yaşamını yitiriyor. Yurt dışındaki hastanelere sevk edilmek üzere sırada bekleyen 21 bin kayıtlı hastanın 5 bin 803'ünü çocuklar, 4 bin 800'ünü ise kanser hastaları oluşturuyor. Kurtarılmayı bekleyenlerin içinde 160 kritik vaka ile 2 bin 220 acil müdahale ihtiyacı bulunan hasta yer alıyor. Bugüne kadar sevk işlemi gerçekleştirilemediği için Gazze içinde can veren hasta sayısı 264'ü çocuk olmak üzere 2 bin 27'ye ulaştı. 2026 yılının Şubat ayından bu yana ise yalnızca 2 bin 853 kişi tahliye edilebildi.
Genç nesilde ağır psikolojik çöküş
Sağlık Bakanlığı'nın raporunda yer verilen 2024 yılına ait resmi bir psikososyal araştırma, savaşın zihinsel etkilerini dehşet verici oranlarla ortaya koydu. Ankete katılan Gazeli gençlerin %98’i hayat güvenlikleri konusunda aralıksız ve kronik bir endişe yaşadıklarını beyan etti. Aynı bilimsel çalışmanın sonuçlarına göre, genç nüfusun %61'i orta ile ileri düzey anksiyete bozukluğuyla, %57'si ise klinik seviyede ağır depresyon teşhisiyle mücadele ediyor.
Kağıt üzerindeki ateşkes sahaya yansımadı
Uluslararası diplomatik girişimlerle 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe girdiği öne sürülen ateşkes anlaşması, pratikte hiçbir koruma sağlamadı. İmza tarihinden bu yana askeri unsurların ateşkes hükümlerini 5 bin 223 kez ihlal etmesi, ilan edilen diplomatik kararların sahadaki insani trajediye bariyer olamadığını ve askeri faaliyetlerin hız kesmeden sürdüğünü tescilledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.