Çin’de merkezi bütçeden borç faizine ayrılan pay yüzde 19,2’ye çıkarak ABD’deki yüzde 14’ü geçti. Faiz giderleri diğer harcamalardan çok daha hızlı büyürken Pekin’in ekonomiyi desteklemek için kullanabileceği alan daralıyor.
Murat Ali Oral 12 Ekim 2026 07:02 12 Ekim 2026 07:06 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin'de büyümeyi desteklemek amacıyla yıllardır sürdürülen borçlanma politikası, kamu maliyesi üzerinde giderek ağırlaşan bir yük oluşturuyor. Yeni hesaplamalar, Çin'in merkezi yönetim harcamalarında borç faizinin payının ABD federal bütçesindeki seviyeyi geçtiğini ortaya koyuyor.
The Conference Board'un hesaplamalarına göre Çin merkezi yönetiminin doğrudan harcamaları içinde borç faizine ayrılan payın 2026'da yüzde 19,2'ye ulaşması bekleniyor. Aynı oran 2014'te yüzde 12 düzeyindeydi.
ABD federal bütçesinde faiz giderlerinin payı yüzde 14, Japonya'da ise yüzde 25,6 seviyesinde bulunuyor. Karşılaştırma, ülkelerin ödediği toplam faiz tutarını değil, faiz giderlerinin ilgili bütçe içindeki ağırlığını gösteriyor. Çin için merkezi yönetimin yerel yönetimlere transferler dışındaki harcamaları esas alındığından bütçe kapsamları da birebir aynı değil.
Faiz giderleri yüzde 341 arttı
Çin'de borçlanmanın kamu maliyesi üzerindeki etkisini gösteren en çarpıcı veri, faiz ödemelerindeki uzun vadeli artış oldu.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) Çin'in resmî bütçe verileri üzerinden hazırladığı analize göre borç faizine yönelik harcamalar 2013-2025 döneminde yüzde 341 arttı. Aynı dönemde toplam kamu harcamalarındaki artış yüzde 102'de kaldı.
Faiz giderleri, incelenen büyük bütçe kalemleri arasında en hızlı büyüyen harcama oldu.
Karşılaştırılan dönemde sosyal güvenlik ve istihdam harcamaları yaklaşık yüzde 207, bilim ve teknoloji harcamaları yüzde 137, savunma harcamaları ise yüzde 141 yükseldi.
Çin'in 2026 yılı genel kamu bütçesinde yaklaşık 30 trilyon yuan harcama ve 5,9 trilyon yuan açık öngörülüyor.
Kamu borcu milli geliri aştı
Borç faizindeki yükselişin arkasında, Çin'in son yıllarda hızla büyüyen kamu borcu bulunuyor.
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Fiscal Monitor kapsamındaki genel devlet borcu tahminlerine göre Çin'in kamu borcunun milli gelire oranı 2015'te yaklaşık yüzde 41 iken 2026'da yüzde 107'ye ulaşıyor. Aynı seride bu oranın 2030'da yüzde 124'e yükselmesi bekleniyor.
Çin'in kamu borcuna ilişkin farklı hesaplamalar bulunuyor. Yerel yönetimlerin bilanço dışı finansman kuruluşlarını da içeren daha geniş IMF tanımında borç oranı 2026 için yüzde 135,3'e kadar çıkıyor.
Borç stokundaki yükseliş, ekonominin yavaşladığı bir dönemde gerçekleşiyor. Pekin yönetimi 2026 büyüme hedefini yüzde 4,5-5 aralığında belirlerken IMF, büyümenin yüzde 4,5 seviyesine gerilemesini bekliyor.
Gayrimenkul sektöründeki uzun süreli durgunluk, zayıf iç tüketim ve yatırım talebindeki sorunlar, ekonominin daha güçlü büyümesini engelliyor.
Şirketlerin borcu ikiye katlandı
Kamu maliyesindeki sıkışıklık, Çin ekonomisinin karşı karşıya olduğu borç sorununun yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.
Capital Economics'in Asya Başekonomisti Mark Williams'ın hesaplamalarına göre Çin'de şirket borçları 2019'dan bu yana ikiye katlandı. Aynı dönemde şirket gelirlerindeki artış ise yalnızca yüzde 30 düzeyinde kaldı.
Bu fark, borçlanma yoluyla sağlanan kaynakların aynı hızda gelir artışı yaratmadığını gösteriyor.
Williams'ın değerlendirmesine göre Çin'deki şirketlerin yaklaşık üçte biri zarar ederken bankalar, mali durumu zayıf işletmelerin kredilerini yeniden yapılandırarak faaliyetlerini sürdürmelerine yardımcı oluyor.
Kaynakların verimliliği düşük şirketlerde tutulması, daha üretken yatırımlara yönlendirilebilecek finansmanın azalmasına yol açabiliyor.
Özellikle elektrikli araçlar, robotik teknolojiler, yapay zekâ ve yenilenebilir enerji gibi öncelikli sektörlere yönlendirilen devlet destekli kredilerin ekonomik getirisi giderek daha fazla sorgulanıyor.
Toplam borç milli gelirin üç katını geçti

Çin'in yalnızca kamu borcu değil, şirketlerin ve hane halkının borçlarıyla birlikte hesaplanan toplam yükümlülükleri de hızla yükseldi.
Capital Economics'in finans sektörü dışındaki kamu ve özel sektör borçlarını kapsayan hesabına göre Çin'in toplam borcunun milli gelire oranı 2010'dan bu yana yaklaşık ikiye katlanarak yüzde 300'ü aştı.
ABD'de aynı geniş kapsamlı borç oranı 2025'te yaklaşık yüzde 265 seviyesinde bulunuyordu.
Ancak Çin'in yüksek borç oranı, tek başına yakın bir finansal kriz yaşanacağı anlamına gelmiyor.
Yüksek yurtiçi tasarruflar, sermaye hareketleri üzerindeki kontroller ve bankacılık sisteminde devletin ağırlığı, ülkenin dış finansman kaynaklı krizlere karşı dayanıklılığını artıran unsurlar arasında yer alıyor.
Buna karşılık borçlanmanın giderek daha düşük ekonomik getiri sağlaması, Çin'in uzun vadeli büyüme potansiyeli açısından sorun oluşturuyor.
Pekin'in ekonomiyi canlandırma alanı daralıyor
Çin yönetimi, zayıflayan iç talebi desteklemek ve yıllık büyüme hedefine ulaşmak amacıyla kamu harcamalarını artırmaya çalışıyor.
Ancak bütçeden faiz giderlerine ayrılan payın yükselmesi, yeni yatırımlar ve tüketimi canlandıracak destekler için kullanılabilecek kaynakları sınırlıyor.
CSIS'in farklı kamu bütçelerini birleştiren hesaplamasına göre Çin'in resmî bütçe açığı 2026'da milli gelirin yaklaşık yüzde 4'üne karşılık geliyor. Sosyal sigorta fonları dışındaki diğer bütçeler de hesaba katıldığında açık yüzde 9,1'e kadar çıkıyor.
Üstelik yerel yönetimlerin önemli bir bölümü, yıllarca altyapı yatırımlarını finanse etmekte kullandıkları arazi satışlarından artık eskisi kadar gelir elde edemiyor.
Böylece Pekin yönetimi bir taraftan ekonomiyi desteklemek için daha fazla harcama yapma ihtiyacıyla, diğer taraftan büyüyen borç yükünü kontrol altında tutma zorunluluğuyla karşı karşıya kalıyor.
Kaynak: HABER MERKEZİ
çin
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.