YAYINLAMA 12 Ekim 2026 07:30
GÜNCELLEME 12 Ekim 2026 08:54
Abone olFon tasfiyesine ilişkin kanun teklifinin Meclis gündemine gelmesi, sermaye piyasalarında güven tartışmaları, ABD'de yaklaşan seçimlerin Türkiye'ye olası etkileri ve sanayi üretimindeki zayıflama Ekonomi Masası'nda değerlendirildi. Programda fon krizinde ödeme ve kaynak kullanımından Türkiye-ABD ilişkilerine, üretim sektörünün finansman sorunlarından uzun vadeli sanayi politikalarına kadar geniş bir gündem ele alındı.
Fon tasfiyesi teklifi 14 Ekim'de komisyondaTürkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu'nun 455 bin 758 yatırımcıyı ilgilendiren fon tasfiyesi kanun teklifini 14 Ekim'de görüşeceği aktarıldı.
Teklifin 7 şirkete ait 131 yatırım fonunda ara ve nihai ödemelerin koşulları ile varlıkların tasfiye sürecini düzenlediği belirtildi. Tasfiye kapsamındaki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturduğu kaydedildi.
Kapsamlı SPK ve BDDK düzenlemesi de bekleniyorAnkara gündemini aktaran Besti Karalar, mevcut düzenlemenin ödemeler ve kaynak kullanımına hukuki zemin sağlayan geçici ve özel bir teklif olduğunu söyledi.
SPK ve BDDK'yı ilgilendiren daha kapsamlı bir düzenlemenin ise önümüzdeki haftalarda Meclis gündemine gelmesinin beklendiğini belirten Karalar, mevcut teklif ve etki analizinde kamu kaynaklarının kullanılmayacağının özellikle vurgulandığını aktardı.
Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısına TMSF, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile SPK temsilcilerinin de davet edildiği belirtilirken, fonlarla ilişkili isimlerin açıklanmasına yönelik siyasi tartışmaların hafta boyunca devam etmesinin beklendiği ifade edildi.
Fon krizinde güven ve şeffaflık tartışmasıŞeref Oğuz, fon krizinin artık yalnızca doğrudan fon yatırımcılarını ilgilendiren bir mesele olmaktan çıktığını, ülke ekonomisi ve finans sisteminin tamamında güven maliyeti yarattığını söyledi.
Sürecin dedikodu ve sosyal medya üzerinden ilerlemesinin güven kaybını büyüttüğünü belirten Oğuz, sorumluların ortaya çıkarılması ve krizin bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Oğuz, yaşananların sermaye piyasalarının temizlenmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
ABD seçimleri Türkiye açısından yeni belirsizlik yaratabilirProgramın dış politika bölümünde ABD'deki yaklaşan seçimler ve Donald Trump yönetiminin karşı karşıya olduğu siyasi ve ekonomik baskılar değerlendirildi.
Ekonomi Gazetesi yazarı Zeynep Gürcanlı, anketlerde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ni kaybetme ihtimalinin arttığını belirterek, Kongre'deki olası güç değişiminin Trump yönetiminin hareket alanını daraltabileceğini söyledi.
Gürcanlı, bunun Türkiye açısından özellikle savunma politikaları, F-35 ve F-16 süreçleri ile Orta Doğu'daki dengeler bakımından yeni belirsizlikler oluşturabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye-ABD ilişkilerinde savunma başlığı öne çıkıyorTürkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin son dönemde liderler arası diplomasi üzerinden ilerlediğini belirten Gürcanlı, buna rağmen savunma alanındaki temel sorunlarda ilerleme sağlanamadığına dikkat çekti.
Türkiye'nin F-35 programına geri dönememesi ve F-16 sürecindeki gecikmelerin bölgedeki askeri dengeler açısından önem taşıdığını ifade eden Gürcanlı, Yunanistan'ın Rafale ve F-35 yatırımları ile Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'deki askeri hareketliliğe dikkat çekti.
Avrupa ile ekonomik ilişkiler de risk altındaABD'deki siyasi belirsizliğin Türkiye açısından ekonomik sonuçları olabileceğini belirten Gürcanlı, Avrupa Birliği ile ilişkilerin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa'da “Made in Europe” yaklaşımı ve ortak pazara ilişkin yeni düzenlemelerin Türkiye'yi zorlayabileceğini belirten Gürcanlı, Türkiye'nin hem ABD hem de Avrupa ile ilişkilerinde aynı anda alan kaybetmesinin ekonomik maliyet yaratabileceğini ifade etti.
Fonlarda güvenin yeniden kurulması yıl sonunu aşabilirBiz Finansal Danışmanlık Kurucusu Murat Özsoy, fon tasfiyesine ilişkin yasa teklifinin hazırlanmasını güvenin yeniden tesisi açısından önemli bir ilk adım olarak değerlendirdi.
Ancak yatırımcı açısından ana soru işaretlerinin devam ettiğini belirten Özsoy, özellikle ara ödemelerin ne zaman başlayacağı ve yatırımcıların ana paralarının ne kadarını geri alabileceğinin henüz netleşmediğini söyledi.
Özsoy, fon ve hisse senedi piyasalarında güvenin yıl sonuna kadar tamamen eski seviyesine dönmesinin kolay görünmediğini, yalnızca ödemelerin değil piyasanın işleyişine ilişkin yeni ve güçlü düzenlemelerin de gerekli olduğunu ifade etti.
“Kamu kaynağı kullanılmayacak” tartışmasıTasfiye sürecinde kamu kaynağı kullanılmayacağı yönündeki açıklamaları değerlendiren Özsoy, yatırımcıların tamamen mağdur edilmemesi halinde bir noktada ek kaynağa ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.
Fon varlıklarının tasfiye sonrasında oluşacak değerinin bütün yatırımcıların ana parasını karşılamama ihtimaline dikkat çeken Özsoy, oluşabilecek açığın hangi kaynaktan karşılanacağının önümüzdeki dönemin önemli tartışmalarından biri olacağını belirtti.
Özsoy, sorumluların mal varlıklarından tahsilat yapılmasının öncelikli seçeneklerden biri olması gerektiğini de ifade etti.
“Mağdur” tanımının netleşmesi gerekiyorFon krizindeki bir diğer sorun başlığının mağduriyet tanımı olduğunu belirten Özsoy, ana parasını alamayanlar, 16 Eylül'den önce satış talimatı verenler ve elde ettiği getiriyi alamayan yatırımcılar açısından farklı mağduriyet türleri bulunduğunu söyledi.
Bu nedenle mağduriyet kavramının hukuki ve finansal açıdan net biçimde tanımlanmasının tasfiye sürecinin daha sağlıklı yürütülmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
Sanayi üretiminde zayıflama sürüyorProgramda reel sektör görünümü de değerlendirildi. Ağustos 2026'da sanayi üretiminin yıllık yüzde 1,9, aylık yüzde 1 gerilediği ve yıllık bazdaki düşüşün dört aya ulaştığı belirtildi.
Murat Özsoy, özellikle imalat ve ağır sanayinin ham madde, enerji ve taşeron maliyetlerindeki artış nedeniyle ciddi baskı altında olduğunu söyledi.
Ham maddenin döviz üzerinden ve peşin alınmasına karşılık satışların çoğunlukla TL ve vadeli yapıldığını belirten Özsoy, bunun şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını ifade etti.
“Sorun sadece faiz değil”İmalat sanayisindeki sorunların yalnızca Merkez Bankası'nın faiz indirimiyle çözülemeyeceğini belirten Özsoy, sektörel bazlı finansman modellerine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Şirketlerin kendi yönetim hataları nedeniyle mi yoksa ekonomik ve jeopolitik koşullar nedeniyle mi işletme sermayesi sıkıntısı yaşadığının ayrıştırılması gerektiğini ifade eden Özsoy, kredi politikalarının firma ve sektör bazında daha hedefli hale getirilmesini önerdi.
Şeref Oğuz ise bu değerlendirmeyi “Sorun sadece faiz değil” sözleriyle özetledi.
Sanayi için uzun vadeli “akıl merkezi” önerisiProgramın son bölümünde Türk sanayisinin uzun vadeli strateji ihtiyacı gündeme geldi.
Şeref Oğuz, sanayi odalarının yalnızca kredi, faiz ve teşvik gibi günlük başlıklara odaklanmak yerine sürdürülebilirlik, teknoloji ve uzun vadeli rekabet gücü üzerine çalışan strateji merkezleri oluşturması gerektiğini söyledi.
Sanayicilerin, sivil toplum kuruluşlarının, gençlerin ve kadınların dahil olduğu geniş katılımlı bir “sanayi aklı” oluşturulmasının hızlı ekonomik ve teknolojik dönüşüme uyum açısından önemli olacağını ifade etti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.