İngiltere'de 28 Ekim bütçesi öncesi 35 milyar sterlinlik ek kaynak ihtimali gündemde. IFS'nin yeni araştırmasına göre savunma ve sağlık harcamaları artırılırken diğer kamu hizmetleri korunursa hükümet vergi ve kesinti arasında kalabilir.
Murat Ali Oral 12 Ekim 2026 14:01 12 Ekim 2026 14:05 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!İngiltere'de 28 Ekim'de açıklanacak bütçe öncesinde hükümetin karşı karşıya olduğu mali baskı büyüyor. Bağımsız ekonomi araştırma kuruluşu Institute for Fiscal Studies'in (IFS) 12 Ekim'de yayımladığı rapora göre sağlık ve savunma harcamalarında planlanan artışların karşılanması, diğer kamu hizmetlerinde kesintiden kaçınılması ve mevcut maliyet baskılarının telafi edilmesi halinde 2030-2031 mali yılında 35 milyar sterline kadar ek kaynak gerekebilir. Bu tablo, hükümetin yeni vergiler, harcama kısıntıları ve kamu hizmetlerinin finansmanı arasında zorlu tercihler yapabileceğini gösteriyor.
IFS'nin yeni çalışması, İngiltere'de yüksek enflasyon ve artan kamu harcamalarının yalnızca bugünkü bütçeyi değil, önümüzdeki yılların mali planlarını da zorladığını ortaya koydu.
Araştırma, hükümetin mevcut harcama hedeflerini değiştirmeden bütün maliyet baskılarını karşılamasının güçleştiğine işaret ediyor. Ancak 35 milyar sterlinlik tutar gerçekleşmiş bir bütçe açığını değil, belirli harcama hedeflerinin birlikte uygulanması halinde ortaya çıkabilecek ek kaynak ihtiyacını gösteriyor.
35 milyar sterlinlik kaynak ihtiyacı nasıl ortaya çıktı?
IFS'nin hesaplamalarında en önemli iki kalem, sağlık ve savunma harcamaları. İngiltere hükümeti, savunma harcamalarını 2030-2031 mali yılında gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3'üne çıkarmayı hedefliyor. Sağlık hizmetlerine ayrılan bütçenin ise her yıl enflasyondan arındırılmış olarak yüzde 2,7 artırılması senaryosu değerlendiriliyor.
Araştırmaya göre bu iki hedefin gerçekleştirilmesi ve sağlık ile savunma dışındaki kamu hizmetlerinde reel kesintiye gidilmemesi halinde, 2030-2031 mali yılında yaklaşık 20 milyar sterlinlik ek kaynak gerekiyor.
Ancak hesap burada bitmiyor. Kamuda ücret artışlarının beklentileri aşması ve verimlilik hedeflerine ulaşılamaması nedeniyle doğabilecek maliyet baskılarının da karşılanması halinde toplam ihtiyaç 35 milyar sterline kadar çıkabiliyor.
IFS'nin 2030-2031 mali yılı için örnek senaryosu
Rakamlar gerçekleşmiş bütçe açığı değil, farklı harcama varsayımlarına göre hesaplanan yıllık ek finansman ihtiyacıdır. IFS, bu tutarın kaçınılmaz olmadığını özellikle vurguluyor. Hükümet, bazı hizmetlerde harcamaları azaltmayı veya planlanan hedefleri değiştirmeyi seçerse ihtiyaç duyulan ek kaynak daha düşük olabilir.
Ancak bu durumda kamu hizmetlerinin kapsamı veya kalitesi üzerinde baskı oluşabilir.
Maaş artışları ve enflasyon bütçeyi zorluyor
İngiltere'nin kamu maliyesindeki sorunların önemli bir bölümü, daha önce hazırlanmış harcama planlarının ekonomik koşullara uyum sağlamakta zorlanmasından kaynaklanıyor. IFS'ye göre kamu çalışanlarının ücretleri, bakanlıkların bütçelerini hazırlarken öngördükleri düzeyden daha hızlı artıyor.
Kamuda personel giderleri, günlük kamu hizmeti harcamalarının yaklaşık yarısını oluşturuyor. Bu nedenle ücretlerdeki sınırlı sapmalar bile toplam bütçe üzerinde büyük sonuçlar doğurabiliyor. Araştırmada, 2026-2027 dönemindeki ücret artışlarının başlangıçta varsayılan seviyeyi aşmasının, 2028-2029 mali yılında bütçelere yaklaşık 3 milyar sterlin ek baskı oluşturabileceği hesaplandı.
Ücret artışlarının daha sonraki yıllarda da mevcut tahminler doğrultusunda sürmesi halinde bu baskının 7 ila 9 milyar sterline çıkabileceği belirtiliyor. Enflasyon da ikinci önemli sorun.
Bütçeler hazırlanırken öngörülenden yüksek gerçekleşen fiyat artışları, kamu kurumlarına ayrılan paranın satın alma gücünü azaltıyor. IFS'nin hesaplamasına göre yüksek enflasyon, 2028-2029 mali yılında personel dışı günlük harcama bütçelerinin reel değerini 4 ila 8 milyar sterlin, yatırım bütçelerini ise 2 ila 4 milyar sterlin azaltabilecek.
Böylece kamu kurumları, aynı hizmetleri sunabilmek için başlangıçta planlanandan daha fazla kaynağa ihtiyaç duyabilecek. Bu baskıların tamamı, 35 milyar sterlinlik örnek senaryodan ayrı birer yeni harcama kararı anlamına gelmiyor. Araştırma, söz konusu maliyetlerin farklı birleşimlerinin ek kaynak ihtiyacını nasıl değiştirdiğini değerlendiriyor.
Kamu hizmetlerinde kesinti riski büyüyor
IFS'nin dikkat çektiği bir diğer sorun, kamu harcamalarının önümüzdeki yıllarda daha yavaş artırılmasının planlanması. Araştırmaya göre günlük kamu hizmeti harcamalarının bu mali yılda enflasyondan arındırılmış olarak yüzde 2,4 artması bekleniyor.
Ancak 2028-2029 ile 2030-2031 döneminde yıllık ortalama reel artışın yüzde 1'e kadar yavaşlaması öngörülüyor. Bu durum, toplam kamu harcamaları artmaya devam etse bile bazı bakanlıkların ve kamu hizmetlerinin reel olarak daha az kaynakla faaliyet göstermek zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Özellikle sağlık ve savunma harcamalarına öncelik verilmesi, diğer hizmetlere ayrılabilecek kaynakları sınırlandırıyor. IFS'nin hesaplamasına göre savunma bütçesinin milli gelirin yüzde 3'üne yükseltilmesi mevcut toplam harcama sınırları içinde gerçekleştirilirse, sağlık ve savunma dışındaki kamu hizmetlerinde 2027-2028 ile 2030-2031 arasında yıllık ortalama yüzde 2 reel kesinti gerekebilir.
Bu kesintiler eğitim, yerel yönetim hizmetleri ve çeşitli kamu kurumlarının faaliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Hükümetin mevcut planlarında kamu hizmetlerinde verimliliğin yılda yaklaşık yüzde 1,2 artacağı varsayılıyor. Oysa IFS, geçmişte kamu hizmetlerinde yıllık ortalama verimlilik artışının yaklaşık yüzde 0,2 düzeyinde olduğunu belirtiyor.
Planlanan verimlilik artışının yalnızca yarısının gerçekleşmesi bile 2028-2029 döneminde yaklaşık 9 milyar sterlinlik ek mali baskı yaratabilecek. Dolayısıyla kamu hizmetlerinde kesinti yapılmadan mevcut hedeflerin sürdürülmesi, yalnızca ek gelir bulunmasına değil, hizmetlerin daha düşük maliyetle sunulabilmesine de bağlı.
Vergi artışı mı, harcama kesintisi mi?
İngiltere Maliye Bakanı John Healey'nin önündeki temel sorun, artan harcama ihtiyaçlarını kamu borçlanmasını daha da büyütmeden karşılamak. Hükümetin önünde vergi gelirlerini artırmak, bazı harcamaları azaltmak, kamu hizmetlerinin kapsamını değiştirmek veya daha yüksek borçlanmayı kabul etmek gibi seçenekler bulunuyor.
Ancak ülkenin borçlanma maliyetlerinin yüksek seyretmesi, yeni borçlanma yoluyla kaynak yaratmayı da pahalılaştırıyor. IFS'nin aynı gün yayımladığı kamu maliyesi değerlendirmesi, yüksek enflasyonun vergi gelirlerini artırabilecek olmasına karşılık kamu borcunun faiz maliyetini ve hizmet giderlerini de yükselttiğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle bütçenin yalnızca kâğıt üzerinde mali kurallara uygun görünmesi yeterli olmayabilir. Hükümetin açıkladığı harcama hedeflerinin uygulanabilir olması da önem taşıyor.
Araştırma kuruluşu, maliye yönetiminin zor kararları gelecek yıl yapılacak harcama değerlendirmesine ertelemesinin bütçenin güvenilirliğini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
Piyasalar açısından bu durum önem taşıyor. Yatırımcılar, İngiltere hükümetinin kamu borcunu sürdürülebilir biçimde yönetip yönetemeyeceğini değerlendirirken açıklanan harcama ve vergi planlarını da dikkate alıyor.
İngiltere'deki bütçe kararları Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren yeni bir vergi veya ticaret düzenlemesi anlamına gelmiyor. Bununla birlikte ülkenin önemli bir dış ticaret pazarı olması nedeniyle, vergi artışlarının tüketici talebini ve şirket yatırımlarını etkilemesi Türk ihracatçıları açısından da önem taşıyabilir.
Gözler şimdi 28 Ekim'de açıklanacak İngiltere bütçesine çevrildi. Hükümetin sağlık ve savunma harcamalarına ilişkin hedefleri koruyup korumayacağı, diğer kamu hizmetleri için ne kadar kaynak ayıracağı ve ek finansman ihtiyacını hangi yöntemlerle karşılayacağı bu tarihte daha net görülecek.
Kaynak: HABER MERKEZİ
ingiltere
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.