Geçtiğimiz 17 Eylül'de başlayan protesto gösterileri, birçok meslek grubunun ve üniversite öğrencilerinin de katılımıyla yeni boyutlar kazandı.
Üniversiteliler de işin içine girince akla 1968 öğrenci olayları geldi.
Bugünkü liseli protestolarının nedenlerini yazının devamında açacağım.
Ama liselilerin tepkilerini 1968 öğrenci olaylarına benzetenlere, mukayese edenlere, her iki olayın çıkış nedenlerinin farklı olduğunu anlatmaya çalışacağım.
1968 öğrenci olaylarından başlayalım.
Paris'te, Sorbonne Üniversitesi öğrencilerinin De Gaulle yönetimine karşı 3 Mayıs 1968'deki gösterisine polisin müdahalesiyle başlayan, işçilerin de dayanışmasıyla büyüyen, ülke çapındaki genel grevlerle gelişen olaylar Avrupa ülkelerine de yayılmıştı.
Peki bu olayların asıl nedeni neydi?
Söz konusu 1968 öğrenci direnişi, Paris'in merkezindeki Sorbonne Üniversitesinde mi başlamıştı?
Gerçekler farklı.
Paris'in yakın banliyölerinden Nanterre'deki "Paris 10 Nanterre La Défense Üniversitesi" benim için önemlidir.
Çünkü ikinci üniversite eğitimimi ve lisansüstü eğitimimi burada tamamladım.
Bu üniversitenin tarihini ve 1968 olaylarını çok iyi biliyorum.
1968 yılında, Nanterre Üniversitesinin öğrenci yurtlarında, kız ve erkekler ayrı binalarda kalıyordu.
Üniversite yönetimine başvuran bir grup öğrenci, kız ve erkeklerin aynı yurt binalarında, hatta aynı odalarda kalmasına izin verilmesini istedi.
Yönetim bu talebi şiddetle reddetti.
Bunun üzerine öğrenciler boykot başlattı.
Boykot eylemine başlarda katılım az olsa da bir hafta içinde destek hızla büyüdü.
Üniversite yönetimiyse eylemin sonlandırılmasına ilişkin yaptığı uyarıların dikkate alınmaması üzerine kampüse polisi davet etti.
Polisin çok sert müdahalesine öğrenciler direnince olaylar büyüdü ve uzun süre devam etti.
Yönetim de çareyi Nanterre Üniversitesini kapatmakta buldu.
İşte bu gelişmeye tepki gösteren Sorbonne Üniversitesi öğrencileri, Nanterre'deki arkadaşlarıyla dayanışma için gösterilere başladı.
Öğrenci gösterileri Paris'teki tüm üniversitelere yayıldı ve 1968 olaylarını başlattı.
İşte o meşhur 68 olaylarının çıkış nedeni, Nanterre'deki üniversitede kız ve erkek öğrencilerin aynı yurtlarda, aynı odalarda kalma talebiydi.
Olaylar sırasında tartışmaya Katolik Kilisesi de dâhil olmuş, kız ve erkeklerin aynı yurtta kalmasının Hristiyan değerlerini yıpratacağı gerekçesiyle karşı çıkmıştı.
1968 olayları, toplumun bir bölümünün dinî değerlere daha sıkı sarılmasına yol açtı.
Söz konusu kesimin çocuklarını Katolik okullarına göndermeyi tercih etmesi nedeniyle bu okullar süreç içinde çoğaldı.
Gelelim günümüzdeki liselilerin eylemlerine.
Her şey Paris'in yakın ve yoksul banliyölerinden Créteil'deki Saint-Exupéry de Créteil Lisesi'nde başladı.
Protesto gösterileri buradan kısa sürede tüm Fransa'ya yayıldı.
Liselileri sokaklara döken nedenleri eskimiş, bakımsız okul binaları, ısınmayan derslikler, araç gereç yetersizliği, personel yetersizliği, kalabalık sınıflar, büyüyen öğretmen açığı, boş geçen dersler, bozulan eğitim sistemi, eğitime ayrılan bütçenin yetersizliği, laik eğitimin olduğu ülkede ağırlığı hissedilmeye başlanan Katolik okullarına önemli ödenekler ayrılması ve üniversiteye girişte uygulanan yeni seçme yönteminden kaynaklanan haksızlıklar şeklinde sıralayabiliriz.
Fransa'da, özellikle de büyük kentlerin banliyölerindeki okul binalarının önemli bir bölümü, 1970'li yılların sonlarında ve 1980'li yıllarda yapıldı.
Söz konusu yıllarda Fransızların ve göçmenlerin birlikte yaşadığı birçok banliyödeki demografik yapı zaman içinde değişti.
Bu bölgeler sadece göçmenlerin yaşadığı gettolara dönüştü.
Gettolardaki okullar daha çok ihmal edildi.
Buralarda artan şiddet, güvenlik sorununu doğurdu ve bu da en çok okulları etkiledi.
Banliyölerdeki okullarda öğretmen ve personel açığı yüzde 50'lerin üstüne çıktı.
Çünkü bu okullara öğretmenler gitmek istemedi.
Giden öğretmenler ise tacizlerden, şiddetten ve olumsuz şartlardan bunalarak istifa etti.
Zaten çok eskimiş olan okul binaları yenilenmedi ya da yıkılıp yerine yenileri inşa edilmedi.
Fransa'da eğitimde eşitlik ilkesinden bahsedilir ama bu, göçmen kökenliler ve gelir düzeyi düşük Fransız ailelerin yaşadığı bölgelerde geçerli değildir.
İşte bu nedenle Fransa genelindeki liseli eylemlerinde özellikle Fransız öğrencilerin velileri de gösterilere aktif biçimde katılıp çocuklarına destek veriyor.
Banliyölerdeki sosyoloji, Fransa'nın başka bir gerçeğini ortaya koyuyor.
Nüfusun çok büyük bir bölümünü göçmen kökenlilerin oluşturduğu banliyölerdeki sorunlar, ülke genelindeki kötü gidişin ve bozulmanın nedenleri arasında gösteriliyor.
Fransa, yanlış göçmen politikalarının bedelini ödüyor olabilir ama bu, liselilerin eylemlerinin asıl nedeni değildir.
Fransa ekonomisi uzun yıllardır ciddi sorunlar yaşıyor.
Bu durum, gerekli yatırımlar yapılamayan başta eğitim ve sağlık sektörü olmak üzere birçok alanda ciddi gerilemelere yol açtı.
Fransa'nın Afrika'daki sömürgelerinden dışlanması, ülkenin dört bir yanındaki önemli üretim merkezlerinin, fabrikaların kapanması, genç işsizlerin sayısının ciddi şekilde artması, yeni istihdam olanaklarının yaratılamaması gibi sorunlar yaşanırken Macron yönetiminin bir de Ukrayna Savaşı'nda Kiev'in finansörlüğüne soyunması sıkıntıyı çok daha ciddi boyutlara ulaştırdı.
Emmanuel Macron'un 2 dönemlik cumhurbaşkanlığı sırasında kimi zaman işçi sendikaları, kimi zaman Sarı Yelekliler, kimi zaman banliyölerdeki gençler, kimi zaman öğrenciler ve son olarak da liseliler sokaklara döküldü.
Fransız güvenlik güçleri sert müdahaleleriyle, protestocular da geri adım atmadan direnmeleriyle bilinir.
Fransızlar, 1789'da Kral 16. Louis'yi devirdikleri devrimden, 1848'de Paris Komünü'nden bu yana duydukları memnuniyetsizlikler ve yaşadıkları haksızlıklar karşısında taleplerini duyurmak için sokaklara inerler.
Göstericiler, nerede olurlarsa olsunlar "À la Bastille" sloganını atarlar.
Bu, Fransız Devrimi'nde isyan eden halkın, o dönem kralın baskı ve zulmünün sembolü olarak bilinen Bastille Kalesi'ne yaptığı baskın sırasında herkesi eyleme davet etmek için kullanılmış bir slogandır.
Toplumsal ve ekonomik sorunların büyüdüğü dönemlerde Fransızlar mutlaka Paris'teki Bastille Meydanı'nda da kitlesel gösteriler yapar ve çoğu kez de polisle çatışırlar.
Liselilerin gösterilerinde de olan budur.
Kısacası "Haydi Bastille'e" olarak çevirebileceğimiz bu slogan, direniş geleneğinin ifadesidir.
Macron yönetimi liselilerin taleplerini karşılayabilir mi?
Fransa'nın iflas etme aşamasındaki ekonomisiyle çok zor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: fransa
DAHA FAZLA HABER OKU
Gürsel Tokmakoğlu Ortadoğu'da yönetilen yıpratma
röportaj
Cahide Hayrunnisa Çiçek "Afrikalı bir çocuğu evlatlık almak ister misiniz?"
Zeki Sarıhan Kapıdan yetişme tosun memleket ziyaretinde
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.