YAYINLAMA 13 Ekim 2026 09:03
GÜNCELLEME 13 Ekim 2026 09:08
"Meclis'e sunulmak üzere hazırlanan yasa tasarısı güven tesisi için önemli bir adımdır" diyen Murat Özsoy, yatırımcı tarafındaki belirsizliklerin henüz bitmediğini söyledi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) düzenlemeleriyle 1 milyon TL'lik ara ödemelerin ne zaman başlayacağının merak edildiğini belirten Özsoy, "Yatırımcılar ana paralarının ne kadarını alabileceklerini bekliyor. Tasarının hızla Meclis'ten geçip kanunlaşması gerekiyor" dedi.
Krizin yalnızca fonlardaki para miktarıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Özsoy, "Borsadan bankacılık sektörüne ve reel sektöre kadar paranın geçtiği her alanda ciddi bir maliyet oluştu" ifadesini kullandı. Güvenin yeniden tesisi için finansal süreçte ödemelerin yapılması, yasal süreçte ise sorumlulara hızla ceza verilmesi gerektiğini kaydetti.
"Piyasaların yıl sonuna kadar eski haline dönmesi kolay görünmüyor"
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 6 aylık takvimine rağmen piyasaların kısa vadede toparlanamayacağını belirten Özsoy, "Piyasaların yıl sonuna kadar eski haline dönmesi kolay görünmüyor" değerlendirmesinde bulundu. Ekonomi yönetiminin söylemlerine değinen Özsoy, "Kamu kaynağı kullanılmayacak, mağdur oluşturulmayacak ve sorunsuz ilerleyecek deniyor; bu üçünün bir arada gerçekleşmesi mümkün değildir" dedi.
Tasfiye süreci sonunda elde kalan net fon varlıklarının ana paraları karşılamayabileceğini dile getiren Özsoy, "Eğer kimse mağdur edilmeyecekse bir kaynağın devreye girmesi kaçınılmazdır. Bu kaynağı 2027 bütçe giderleri içerisine yedirilmiş olarak görebiliriz" diye konuştu. Ayrıca mağdur tanımının yasal düzenlemelerle netleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Kamu kaynağı kullanımının vatandaşın vergilerinden karşılanacağını hatırlatan Özsoy, "Öncelikli olarak krize sebep olan fon yağmacıları cezalandırılmalı ve mal varlıklarına el konulmalıdır" dedi. Ziraat Bankası ve İş Bankası'nın yetkilendirilmesi gibi devlet kurumlarının da ‘süper yetkilerle’ donatılması gerektiğini söyleyen Özsoy, aksi takdirde harcanacak her kamu kaynağının halkın üzerine ek yük getireceğini vurguladı.
Özsoy, ekonomi yönetiminin siyasi öncelikleri doğrultusunda açığı kapatmak adına dış finansman veya alternatif destek modellerine yönelmesini muhtemel bir seçenek olarak gördüğünü ifade etti.
“Faiz indirimleri tek başına çözüm sunmaz”
Sanayi üretiminin Ağustos 2026'da yıllık %19 gerilediğini hatırlatan Özsoy, imalat sanayinin büyük zorluk yaşadığını kaydetti. Hammaddesini dolarla peşin alan imalatçıların ürünlerini TL ile vadeli satmak zorunda kaldığını belirten Özsoy, "Enerji ve girdi maliyetlerindeki aşırı şişme nedeniyle bütçeler %100'ün üzerinde şaşmış durumdadır" dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirimlerinin tek başına çözüm sunmayacağını vurgulayan Özsoy, "Sadece faiz indirimi talep etmek imalat sanayiyi kurtarmaz. Bankaların kredi verme iştahı zaten yok" dedi. Karşılıksız çek oranlarının iki katına çıktığına dikkat çeken Özsoy, oda ve birliklerin faiz indirimi yerine öz kaynak hatası yapanlar ile dış etkenlerden etkilenenleri ayıracak sektörel finansman modelleri talep etmesi gerektiğini belirtti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.