DEİK ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) işbirliğiyle düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi'ne katılan Türk iş dünyası temsilcileri, Avrupa'nın sanayi politikalarında gündeme gelen 'Made in EU' yaklaşımının Türkiye'yi dışlamaması gerektiğini belirterek, bunun yerine 'Made with EU' yani 'Avrupa ile birlikte üretildi' anlayışının benimsenmesi önerisinde bulundu.
14 Ekim 2026 00:00 14 Ekim 2026 00:30 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Nurdoğan ARSLAN ERGÜN
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, Avrupa İş Zirvesi (EBS) iş birliğinde düzenlenen “II. EU-Türkiye Business Summit” etkinliğini, “AB-Türkiye Ekonomik Ortaklığının Potansiyelini Ortaya Çıkarmak” mottosuyla Brüksel'de gerçekleştirildi.
Zirvede, Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve tam üyelik perspektifinin güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılması istendi. Küresel ekonomik belirsizlikler ve jeopolitik risklerin gölgesinde gerçekleşen zirvede, AB ile Türkiye arasındaki ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi ve ivme kaybeden siyasi ilişkilere yeni bir soluk kazandırılması gerektiği vurgulandı.
Zirvede konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa’nın yeşil ve dijital dönüşümünde Türkiye’nin kritik rolüne dikkat çekti. Olpak ve Yalçındağ, "Made in Europe’ya (EU) karşı iş dünyamızın B planı yok. Türkiye ya olacak ya olacaktan başka bir alternatif düşünmüyoruz" ifadelerini kullandı.
"Türkiye, Avrupa'nın doğal ortağıdır"
DEİK Başkanı Nail Olpak zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ortaklığın üç temel öncelik üzerinden geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu öncelikleri Gümrük Birliği'nin modernizasyonu, Avrupa sanayi ekosisteminde Türkiye'nin konumunun güçlendirilmesi ve bağlantısallık olarak sıralayan Olpak, mevcut Gümrük Birliği'nin günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti.
Olpak, Gümrük Birliği'nin hizmetler, e-ticaret, kamu alımları ve tarımı kapsayacak şekilde genişletilmesinin her iki taraf için yeni ekonomik fırsatlar yaratacağını belirtti. Türkiye'nin, Gümrük Birliği sayesinde 30 yılı aşkın bir süredir Avrupa'nın tedarik ve değer zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkati çeken Olpak, "Günümüzde sadece otomotiv endüstrisi bile çip, batarya, kritik ham maddeler, yazılım ve yapay zeka destekli üretime dayanmaktadır.
Güçlü tedarikçi ağımız, mühendislik kapasitemiz ve daha temiz üretime yönelik yatırımlarımızla Türkiye, Avrupa'nın yeşil ve dijital dönüşümünde doğal bir ortaktır. Türkiye'de üretilen ürünlerin, yeni kotalar veya engeller olmaksızın Avrupa'nın sanayi ekosisteminin bir parçası olarak kabul edilmesi sadece bizim için değil, aynı zamanda Avrupa'nın kendi dayanıklılığı ve rekabet gücü açısından da kritiktir" değerlendirmesinde bulundu. Avrupa'nın sanayi politikalarında gündeme gelen 'Made in Europe'yaklaşımının Türkiye'yi dışlamaması gerektiğini vurgulayan Olpak, bunun yerine 'Made with Europe' yani 'Avrupa ile birlikte üretildi'anlayışının benimsenmesini önerdi.
Olpak, Ukrayna savaşından Orta Doğu'daki istikrarsızlığa kadar yakın dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin ulaşım, enerji ve veri alanlarında güvenilir bağlantılara ihtiyaç duyulduğunu gösterdiğini belirterek, "Avrupa'yı Türkiye ve Güney Kafkasya üzerinden Orta Asya'ya bağlayan Orta Koridor ortak bir stratejik öncelik olmaya devam etmelidir" dedi.
“Avrupa, Türkiye'yi dışlayarak rekabet edemez"
DEİK Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Avrupa'nın tarihsel bir dönüm noktasında bulunduğunu, güvenlik, teknoloji, enerji ve küresel rekabet alanlarındaki gelişmelerin Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını söyledi. Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik entegrasyonunun karşılıklı çıkarların ötesinde, kıtanın gelecekteki rekabet gücü açısından da stratejik önem taşıdığını belirten Yalçındağ, Türkiye'nin AB üyelik perspektifinin açık ve güvenilir biçimde yeniden teyit edilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin yetişmiş insan kaynağı, teknoloji şirketleri ve girişimcilik ekosistemiyle bu dönüşüme önemli katkılar sağlayabileceğini vurguladı. Yalçındağ, "Avrupa, şirketlerimizin halihazırda birlikte çalıştığı ekonomik alandan Türkiye'yi dışlayarak daha rekabetçi hale gelemez. Avrupa, değer zincirleri arasında yeni sınırlar çizerek değil, mevcut iş birliklerini güçlendirerek devam etmeli" dedi.
Türkiye ile AB arasında siyasi görüş ayrılıklarının uzun süredir tekrarlandığını ancak çözüm konusunda yeterli ilerleme sağlanamadığını belirten Yalçındağ, bütün sorunların çözülmesini beklemeden ekonomik iş birliğinde somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. Avrupa'nın rekabet gücü, güvenliği ve demokratik geleceğinin Türkiye ile ilişkilerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Yalçındağ, Brüksel'deki buluşmanın ortak potansiyelin somut kararlara ve uygulamalara dönüştürülmesi için fırsat oluşturduğunu kaydetti.
"Avrupa ile e-İpek Yolu'nu kurabiliriz"
Zirve kapsamında düzenlenen panelde konuşan Trendyol Grup Başkanı Çağlayan Çetin, Türkiye ile Avrupa arasında e-ticaretin geliştirilmesi için Gümrük Birliği'nin modernizasyonunun kritik önem taşıdığını belirterek, iki bölge arasında yeni bir dijital İpek Yolu oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Platform üzerinden 100 binden fazla Türk satıcının Avrupa'ya ihracat yapabildiğini, 20 bin Avrupalı satıcının ise Türkiye ve diğer pazarlara ulaşabildiğini belirten Çetin, bu ağı 'Dijital İpek Yolu' olarak tanımladı. Çetin, ilave maliyetlerin ve bürokratik engellerin ticareti zorlaştırdığını söyledi.
Koç Holding CEO'su Levent Çakıroğlu da Avrupa Birliği'nin yeni sanayi politikalarında Türkiye'nin üretim ve tedarik zincirindeki rolünün korunması gerektiğini belirterek, 'Made in EU' yaklaşımının 'Made İn With EU' anlayışıyla ele alınması çağrısında bulundu.
“Türkiye'deki üretim Avrupa'nın ayrılmaz parçası” Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Murat Bülbül, Türk otomotiv sektörünün Avrupa tedarik ve değer zinciriyle kurduğu koparılamaz bağa dikkat çekerek, Türkiye’deki üretimin doğrudan Avrupa ekonomisini ve istihdamını beslediğini vurguladı. Sektörün hassas dengeler üzerinde yükseldiğine ve tedarik zincirindeki en ufak bir aksamanın domino etkisi yaratacağına dikkat çeken OSD Başkanı, Türkiye'deki üretimin dışarıda tutulması ya da kısıtlanması girişimlerine karşı çıktı. Bulbül, "Türkiye'deki iş, Avrupa'da üretilmiş bir iştir ve bu hacmin doğrudan bir parçasıdır; onu koparıp atamazsınız. O zaman etten tırnağı söküp ayırmış olursunuz" diye konuştu.
THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Murat Şeker ise küresel ticaret ve ekonomik istikrarın zorlu bir dönemden geçtiğini ifade ederek, "Dünya genelinde yaşanan krizlere rağmen Türkiye ile AB ilişkilerinde hayata geçirilmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyel bulunuyor" dedi. Avrupa’nın, adil rekabetin önüne yeni engeller çıkarmadan sürdürülebilirlik hedeflerini takip etmesi gerektiğinin altını çizen Şeker, “Bu tür rekabet sapmaları, bölgenin genel ekonomisini, turizmini ve bağlanabilirliğini olumsuz etkileyebilir" açıklamasında bulundu.
"Türkiye, Avrupa'nın bölgeye açılan üretim merkezi olabilir"
Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, Avrupalı şirketlerin tedarik zincirlerini yeniden yapılandırırken yakın coğrafyalarda güvenilir ortaklar aradığını belirterek, Türkiye'nin üretim kapasitesi, sanayi birikimi ve bölgesel bağlantılarıyla Avrupa için stratejik bir ortak olduğunu söyledi. Prevot, Türkiye'nin yalnızca Avrupa'nın sanayi ortağı değil, çevre pazarlara açılan üretim ve ticaret merkezi olarak da önemli bir rol üstlenebileceğini vurguladı.
Avrupalı şirketlerin üretim ve tedarik faaliyetlerini yeniden değerlendirdiğine işaret eden Prevot, "Avrupalı şirketler giderek kendi coğrafyalarına daha yakın, güvenilir ortaklar arıyor. Türkiye, Avrupa'nın tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirebilecek üretim kapasitesine, sanayi uzmanlığına ve komşu pazarlara erişim imkânına sahip" dedi. Prevot, Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi diyaloğun da devam edeceğini belirterek gelecek hafta Brüksel'deki Egmont Sarayı'nda dışişleri, adalet ve içişleri alanlarında üçlü görüşmeler gerçekleştirileceğini söyledi.
“Uyarıyoruz! Otomotivde kararlar sağduyuyla alınsın”
Brüksel’de düzenlenen II. AB–Türkiye İş Zirvesi’nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, otomotiv sektörünün Türkiye-AB entegrasyonunun en güçlü örneği olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye’nin 62 milyar dolarlık otomotiv ticareti, Türkiye-AB toplam ticaretinin yaklaşık yüzde 26’sını oluşturuyor. Avrupalı ortaklarımızı ve dostlarımızı güçlü biçimde uyarıyoruz, sağduyu hâkim olmalı ve Türkiye-AB otomotiv ticaretine ilişkin kararlar sağduyu çerçevesinde alınmalıdır” dedi.
Bolat, Avrupa Birliği'nin (AB) 'Made in EU' yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde, Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin ve sanayiler arasında yıllar içinde oluşan güçlü entegrasyonun dikkate alınmasının önemine dikkati çektiklerini bildirdi.
Türkiye'nin Sanayi Hızlandırma Yasası'nın tüm hükümleri itibarıyla eş değer kabul edilmesinin önemine işaret eden Bolat, bunun Türk, Belçikalı ve Avrupalı firmaların rekabet gücünün korunmasına, ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesine ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını birlikte teyit ettiklerini kaydetti.
"30 yıllık Gümrük Birliği, şartları artık karşılamıyor"
Avrupa Sanayicileri Yuvarlak Masası (ERT) Genel Sekreteri Anthony Gooch Galvez, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki 30 yıllık Gümrük Birliği modelinin günümüzün ekonomik koşullarına yanıt vermediğini kaydederek, hizmet ticareti, kamu alımları ve savunma sanayisinde yeni iş birliği mekanizmaları oluşturulması çağrısında bulundu. ERT'nin Avrupa'nın önde gelen 60 sanayi ve teknoloji şirketinin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdiğini belirten Galvez, Türkiye'nin Avrupa ekonomik sisteminin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. DHL Avrupa Birliği Gümrük Mevzuatı İşleri Başkan Yardımcısı Katalin Skram ise Avrupa Birliği'nin gümrük mevzuatında kapsamlı reformlara hazırlandığı dönemin Türkiye ile Gümrük Birliği'nin modernizasyonu açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.