Limanlarda kullanılan dizel araçları hurdaya ayırmadan dört günde elektrikliye dönüştüren ReadyElectric, enerji maliyetlerinde yüzde 60'a, bakım ihtiyacında yüzde 40'a varan düşüş öngörüyor. MLS Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı M. Sami Özdemir, "Müşterinin bugünkü yatırımını koruyarak geleceğe geçmesini sağlıyoruz" diyor. Hedef, Asya limanlarında 3 bin araca ulaşmak. Limanlar, küresel ticaretin en önemli halkalarından biri. Aynı zamanda enerji tüketiminin ve karbon emisyonunun yoğunlaştığı alanlar. Sektörün önünde bugün önemli bir soru var: Ekonomik ömrünü tamamlamış binlerce dizel araçla sıfır emisyon hedefine nasıl ulaşılacak?
MLS Holding bünyesindeki Portunus'un geliştirdiği ReadyElectric teknoloji, bu soruyu mevcut araçları dönüştürerek yanıt veriyor. Dizel terminal çekicileri ve Ro-Ro operasyon araçları, mekanik yapıları korunarak dört gün içinde elektrikliye dönüştürülebiliyor. Üstelik bulundukları limandan ayrılmalarına gerek kalmadan.
MLS Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı M. Sami Özdemir, geliştirdikleri yaklaşımı üç kelimeyle özetliyor: "Aynı araç, yeni güç sistemi."
Hurdaya ayrılmayan araç, yeni bir ekonomik değer
Özdemir'e göre limanların önünde ciddi bir geçiş zorluğu bulunuyor. Bir tarafta 2030 ve sonrasına yönelik karbon azaltım hedefleri, diğer tarafta ekonomik ve mekanik ömrünü tamamlamamış on binlerce dizel araç var.
Bütün filoyu yenilemek yüksek yatırım gerektiriyor. Mevcut araçlarla devam etmek ise dönüşümü geciktiriyor. ReadyElectric bu ikileme üçüncü bir yol sunuyor.
Özdemir şöyle anlatıyor: "Mevcut aracın hala değer taşıyan şasisini, kabinini, akslarını, fren sistemini ve mekanik yapısını koruyor; artık geleceği temsil etmeyen dizel güç sistemini değiştiriyoruz. Ve bunu yeni bir araca göre daha hesaplı bir şekilde yapıyoruz."
Böylece mevcut varlığın ekonomik ömrü uzarken sermaye ihtiyacı, enerji tüketimi ve bakım maliyetleri azalıyor.
Dönüşümün döngüsel ekonomi açısından da önemli bir karşılığı var. Kullanılabilir durumdaki tonlarca çelik, kabin, aks ve diğer bileşenler hurdaya gitmiyor. Yeni araç üretiminin gerektirdiği malzeme ve kaynak ihtiyacı azaltılıyor.
Özdemir, "ReadyElectric bir retrofit ürününden öte, günümüz ile yeni bir çağ arasında bağ kuran bir geçiş çözümü olarak görüyoruz" diyor.
Dört günde dönüşümün sırrı: Cradle
ReadyElectric'in merkezinde Portunus mühendislerinin geliştirdiği modüler "Cradle" sistemi bulunuyor.
Elektrik motoru, kontrol sistemleri, batarya altyapısı, termal yönetim ve yardımcı sistemler, aracın dışında önceden mühendisliği tamamlanmış ve test edilmiş bir güç modülünde bir araya getiriliyor.
Bu modül, araçtan çıkarılan dizel motor ve şanzımanın yerine yerleştiriliyor. Bağlantıların tamamlanmasının ardından araç yeniden operasyona hazırlanıyor. Özdemir, "Sahaya gittiğimizde sıfırdan elektrikli araç inşa etmiyoruz. Mühendisliği önceden tamamlanmış sistemi mevcut araca entegre ediyoruz" diyor.
Sistemin önemli avantajlarından biri de lojistikte ortaya çıkıyor. Aracın fabrikaya götürülmesi ve haftalarca operasyon dışında kalması gerekmiyor. Cradle modülü ve batarya kitleri doğruca limana gönderiliyor. ReadyElectric'in Ar-Ge süreci Portunus'un kendi mühendislik birikimiyle yürütülmüş. Özgün teknoloji ve mühendislik çözümlerine ilişkin patent başvuruları tamamlanmış, değerlendirme süreçleri devam ediyor.
Enerjide yüzde 60, bakımda yüzde 40 tasarruf
ReadyElectric için paylaşılan hesaplamalar, enerji maliyetlerinde yüzde 60'a, bakım ihtiyacında yüzde 40'a varan düşüş ve üç ila beş yıllık yatırım geri dönüş süresine işaret ediyor.
Ancak Özdemir, bu oranların her limanda aynı sonucu vermeyeceğinin altını çiziyor: "Bir hiçbir limana tek bir standart tasarruf oranı vermiyoruz. Aracın günlük çalışma saati, yakıt tüketimi, rölanti süresi, yük profili, elektrik tarifesi ve vardiya yapısı yatırımın geri dönüşünü doğrudan etkiliyor."
Elektrikli dönüşümün ilk kazancı yakıt tüketiminde ortaya çıkıyor. İkinci önemli alan ise bakım. Dizel araçlarda motor, şanzıman, yağlama, yakıt ve egzoz sistemleri çok sayıda bakım işlemi gerektiriyor. Elektrikli tahrik sisteminde ise hareketli parça sayısı azalıyor.
Ancak liman ekonomisinde daha kritik bir gösterge var: Aracın operasyonda kalma süresi. Özdemir, "Makine çalışmadığında para kaybediyorsunuz. Bakım süresinin ve plansız arızaların azalması, aracın operasyonda kalma oranını yükseltiyor. Bunun ekonomik etkisi bakım maliyetinin kendisinden bile yüksek olabiliyor" diyor.
Bu nedenle ReadyElectric, müşterilerine toplam sahip olma maliyeti hesabı sunuyor. Mevcut aracın dizel tüketimi, bakım geçmişi ve kullanım saatleri üzerinden beş ve on yıllık karşılaştırmalar yapılıyor.
Araçlar elektriklenirken şebeke nasıl yetişecek?
Limanlarda elektrifikasyonun önündeki önemli engellerden biri enerji altyapısı.
İki terminal traktörünü elektrikliye dönüştürmekle 50 araçlık filoyu dönüştürmek arasında ciddi bir fark var. Araç sayısı arttıkça eş zamanlı şarj ihtiyacı, limanın elektrik bağlantı kapasitesini zorlayabiliyor.
Portunus bu soruna bataryalı enerji depolama sistemleriyle, yani BESS ile yaklaşmayı öneriyor. Enerji talebinin düşük olduğu saatlerde elektrik depolanıyor. Araçların aynı anda şarja girdiği saatlerde ise depolanan enerji kullanılıyor. "Peak shaving" olarak adlandırılan bu yöntem, şebekeden çekilen anlık gücü sınırlamaya yardımcı oluyor.
Özdemir, "Aracı elektrikliye çevirmek işin ilk adımı. Sonra şarj altyapısı, enerji depolama, enerji tarifesi, filo kullanım planı, finansman ve servis devreye giriyor" diyor.
Uzun vadeli hedef, araç dönüşümünü enerji yönetimi ve finansmanla birleştiren bir endüstriyel dönüşüm platformu oluşturmak.
TÜBİTAK desteği
ReadyElectric’in hedef pazarları arasında Rotterdam, Hamburg ve Antwerp gibi büyük Avrupa limanları bulunuyor. Ancak Avrupa pazarına girişte teknik performans kadar güvenlik ve mevzuat uyumu da belirleyici. Dizel güç sisteminin elektrikli sistemle değiştirilmesi, aracın elektrik güvenliğinden kontrol sistemlerine kadar yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Özdemir, CE uyumluluğu ve Avrupa güvenlik gerekliliklerinin tasarımın başlangıcından itibaren dikkate alındığını belirtiyor. Teknik geliştirme ve doğrulama çalışmalarında üniversiteler ve TÜBİTAK ile iş birliği yapılmış. Araçlar gerçek liman operasyonlarında test edilmiş ve binlerce saatlik saha verisi toplanmış. ReadyElectric, TÜBİTAK 1832 Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında da destekleniyor. Özdemir’e göre bu destek, Ar- Ge finansmanının yanında uluslararası pazara açılma açısından önemli bir güven unsuru. “Bir sistemi laboratuvarda çalıştırmak başka, yoğun bir Ro-Ro veya terminal operasyonunda vardiyalar boyunca çalıştırmak başka” diyen Özdemir, “Standardınızı en kolay pazara göre değil, en talepkâr pazara göre belirlemek zorundasınız” değerlendirmesini yapıyor.
HEDEF DÜNYA LİMANLARINDA 3 BİN ARAÇ
ReadyElectric'in önümüzdeki üç ila beş yıllık hedefi küresel ölçekte büyümek. Portunus'un değerlendirmesine göre dünyada aktif olarak çalışan ve dönüşüm kriterlerine uygun yaklaşık 30 bin araç bulunuyor. Şirket bu pazarın yüzde 10'una, yani 3 bin araca ulaşmayı hedefliyor.
Ancak Özdemir, başarıyı dönüştürülen araç sayısının ötesinde tanımlıyor. Amaç, mevcut araçların elektrikliye dönüştürülmesini limanların karbon azaltım stratejilerinde yaygın bir seçenek haline getirmek.
Bu yaklaşımı "Bridge Before Destination" olarak adlandırıyorlar: Hedefe ulaşmadan önce köprüyü kurmak. Liman işletmeleri birkaç araçla başlayıp kendi sahalarında enerji ve bakım performansını ölçebiliyor, sonuçlara göre filolarını kademeli olarak dönüştürebiliyor.
Özdemir, "Görevimiz müşteriyi tek bir teknolojiye bağlamak değil. Gelecekte teknoloji ne yönde gelişirse gelişsin, müşterinin o geleceğe güvenli biçimde ulaşabilmesini sağlamak" diyor.
ReadyElectric'in ortaya koyduğu yaklaşım, döngüsel ekonominin de temel sorularından birine yanıt veriyor: Yeniye ulaşmak için mevcut olanı ne ölçüde koruyabiliriz?
Limanlarda elektrikli dönüşümün geleceği, belki de tam bu sorunun yanıtında şekillenecek.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.