15 Ekim 2026, Perşembe · 12:41 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Piyasalar derinliğine kavranmazsa 'etkin kaynak tahsisi' yapılamaz

Piyasalar derinliğine kavranmazsa 'etkin kaynak tahsisi' yapılamaz

Piyasalar var olan, kendini yeniden üreterek varlığını sürdüren mekanizmalardır. Bu mekanizmadan yana olmayı ya da karşı durmayı fetiş haline getirmenin kimseye yararı yok. Yeni dünya düzeninde doğru bir konumlanma yapacaksak, piyasaları ve planı derinliğine kavramalı, halkımızın binlerce yıllık deneyimine kulak vermeliyiz: “Akıllı çoban iki ineği birden sağar!”

Önceki haftada yazımızın başlığında “Plan ve piyasa ‘tapınmak’ için değil ‘yararlanmak’ içindir” varsayımı yer alıyordu. Başlıkta yer alan varsayımı Halil İnalcık’ın piyasayı iki bileşenle tanımlamasına dayanıyordu: Bileşenlerden biri, evrimin üreteme, değişim, ayıklama, yalıtım ve işbirlikleri süreciydi; bu sürecin “vahşi ayıklama” olarak tanımlayabiliriz. Diğeri, insan aklının dirlik, düzen ve yaşam zenginliği için ürettiği “değerler sisteminden” türeyen planlama. Planlamayı, bardağın dolu yanından baktığımızda “vahşi ayıklamanın ehlileştirilmesi” olarak değerlendirebiliriz. Piyasaların “hakça işlemler” kadar “sömürü” üretebileceğini biliyoruz, o nedenle aklın türettiği ilke, kural, kuram, model ve metotları kullanarak “öngörme ve önlem alma disiplininden ödün vermeden planlama süreçlerini işleterek” piyasaların boşluklarını doldurabildiğini savunuyoruz.

“Piyasa disiplini” yaşamın doğal gerçekliğidir. Piyasaların vahşi ayıklanmasının sömürücü etkilerini en aza indirmenin bilinen en etkin yolu plan disiplinini kararlıkla sürdürmedir. Piyasaların en azından “uzmanlık geliştirme”, “uluslararası ticaret oluşumu”, “rant tahsili”, “bilgi işleme”, “ gelir dağılımı”, “fiyat aracılığıyla ölçme", "farklı formlarda olma”, “dağıtım ve üretim” ve benzeri işlevlerini ve işleyiş mekanizmalarını kavramadan etkin kaynak tahsisi ve kalkınan mümkün olamayacağını kavramalıyız.

Uzmanlık alanlarına odaklanmalıyız

Piyasalar, yerleşik düzene geçen, ürettiği üründe kendi ihtiyacından fazlasını, ihtiyacı olan ve üretemediği diğer ürünlerle takas etmesiyle toplumsal yaşamın araçlarından biri olarak var oldu. Takasın yapıldığı mekânlara da “pazar yeri” dendi. İlk yerleşim alanlarında konumları uygun olanların büyümesi, orada toplanan insanların korunmasını gerektirdi: Setler, kaleler inşa edildi. Büyüyen ve kalabalıklaşan yerleşim alanlarında alış-veriş, değişik-tokuş alanları yaşamın bir parçası oldu.

Toprağı işleme yanında, tarımsal fazlayı değerlendirmek için depolama ve taşıma sistemleri geliştirildi. Ekim ve dikim alanında kullanılan araç-gereçlerin, işlerini yapabilmek için ehlileştirilen hayvanların korunması için mekânlar oluşturdu. Ahşap işleyen ya da metal araç-gereç yapan uzmanlık alanları ortaya çıktı. İhtiyaçlar çeşitlendikçe uzmanlık alanları gelişti: Alanların birbiriyle bağlantı, iletişim, rekabet ve işbirlikleri topluluk yaşamlarında giderek derinleşti. Piyasaların oluşması ve uzmanlık alanlarının çoğalması gelişmeleri hızlandıran etkenlerden biriydi. Bugün de değişim ve dönüşümlerin yarattığı yeni araç-gereç ve metotlar piyasaları dönüştürüyor; yeni uzmanlık alanları, yeni iş bölümleri ve yeni iş olanakları oluşuyor.

Piyasa var olan, varlığını geliştirip değişmelere uyum gösteren bir mekanizmadır; bu mekanizmadan yana olmayı ya da karşı durmayı fetiş haline getirmenin kimseye yararı yoktur. Akıl disiplini piyasaların yararlarını en çoğa çıkaran, olumsuz etkilerini de en aza indirebilen yol ve yöntemleri geliştirmek için vardır. Kaliteli yönetim, araçların olumlu ve olumsuz yönlerini dengeleyerek toplum için en iyiyi üretebilmenin yollarını açmaktır. Halkımızın binlerce yılık akıl biriminde dendiği gibi, “Akıllı çoban iki ineği birden sağabilendir!”

Piyasada olup bitenleri gözleyen, izleyen, sayısallaştıran, görselleştiren, anlayan ve anlamlandıran akıl disiplinidir. Kaliteli yönetim, karşılaştığımız sorunları tanıma, tanımlama, planlama, gidişatın yönünü ve hızını belirleme ve olumlu sonuçlara taşıyabilme becerisidir. Kaliteli yönetim, oluşan uzmanlık alanlarında derinleşmeyi gerektir. Uzmanlığın ulaştığı net bilgi, kaynak tahsisinde etkin koordinasyon ve odaklanmanın önünü açarak verimliliği yükseltir.

Sanayisizleşme eğiliminin hızını kesmek, ülkemizin üretim ve ihracat gücünü artırmak gibi bir kaygımız varsa, değişim ve dönüşümlerin yarattığı yeni uzmanlık ihtiyaçlarını kavramalı; iş süreçleri ve işgücü profillerini gelişmeler uyumu hızlandıracak biçimde yönlendirmeliyiz.

Piyasa mekanizmalarının işleyiş dinamiklerini kavramadan, o dinamiklerin bileşenlerinden biri olan gerekli uzmanlıkları geliştirmeden sağlıklı bir gelecek inşa edemeyiz. Uzmanlık alanlarını geliştirmeden, toplum için en iyiyi yaratacak temel girdilerden biri olan “faydalı bilgiyi” gerektiği kadar çoğaltamayız. Piyasanın yarattığı ve geliştirdiği “uluslararası ticarette hak ettiğimiz yeri” alamayız.

Uluslararası ticareti kavramalıyız

İnsan doğasında “macera tutkusu” vardır. Macera peşinde olanlar, yakın ve uzak yerleri görme sevdasına kapılanlar, korkudan sığınacak yer arayanlar, hayvanlarını otlatacak yaylar ve kışlaklar peşinde koşan göçebeler, zenginlik düşleri kuranlar bulundukları yerlerden başka yerlere seyahat ederek dünyayı keşfe koyuldu.

Kendi alanlarının dışına çıkanlar; daha önce yaşadıkları ya da dolaştıkları yerlerdeki ürünler ile gezdikleri yerlerdeki ürünlerin farklılıklarını gözledi. Geri dönüp ülkelerindeki ürün fazlasını ihtiyacı olan yerlere götürerek daha fazla gelir elde etti ya da kendi ülkesinde olmayan ürünler getirerek kazançlarını artırdı. Ürünler arttıkça, değiş-tokuş, alış-veriş uluslararası alanlara açıldı, “yerel ticaret uluslararası ticarete” de evrildi.

Uluslararası ticaret zamanla mal değiş-tokuşu, alış-verişi yanında bilginin, teknolojinin, kurumların da taşınmasının yollarını açtı. Piyasaların bilgi üretimi ve akışlarını sağlayan işlevleri çeşitlendi, yaygınlaştı ve derinleşti. Teknolojik gelişmeler akışları hızlandırdı. Akışların hızlanması “faydalı bilginin özünü oluşturan öğrenme ve uyum süreçlerini” yaygınlaştırdı ve hızlandırdı.

Günümüzde iletişim olanakları alabildiğine gelişti; piyasanın alt birimleri olan platformlar sadece bulundukları yakın çevrenin sınırlarını aşarak küresel ölçekte etkili araçlar haline geldi.

İçinden geçtiğimiz dönemin piyasalarının yarattığı “uluslararası ticaret yapılanmasını, işlevleri ve kültürü” kavramadan kendi topluluklarımız ve toplumumuzun yararını koruma ve geliştirmemiz çok zor.

Piyasa mekanizmasının uluslararası ticarette hem güç-odaklı doğal işleyişi, hem de akıl disiplinin üretti planlarla piyasa boşluklarını doldurmanın gerek ve yeter şartlarını bilmeden etkin bir kalkınma yaratamaz; piyasanın temel işlevlerinden biri olan “rant tahsili” işleyişini derinliğine bilmeden, eşitsizlik ve adaletsizliği makul düzeylerde tutamayız.

Rant tahsilini dikkatten kaçırılmamalıyız

İlk şehirlerin kuruluşundan bugüne piyasanın temel işlevlerinden biri de “rant tahsili”dir.

Avcı-toplayıcı atalarımız tohumu toprağa atıp, geçimini yerleşik düzende yaşamaya başladığında rant tahsili de başladı. Topraklarda üretim düzenini koruma görevini üstlenen egemen güçler, kendi ihtiyaçlarını, beslediği askerlerin giderlerini, ihtisaslaşan alanlarda çalışanların ihtiyaçlarını karşılamak için ürünlere el koymaya başladı. El konan ürünler belli alanlarda depolandı, zaman içinde o ürünlerin bir bölümü satılarak değere dönüştürüldü. Yöneticilerin, askerlerin, kentte uzmanlaşarak belli işleri yapan zenaatkerlerin ihtiyaçları arttıkça, ürünlere el koyma biçimlerinde de değişiklikler oldu.

İlk kentlerden başlayarak bugünün çok büyük kentlerine uzanan ihtiyaç duyulaın ürünlerin sağlanmasında “ürün fazlasını bir araya getiren ve yeniden dağıtan mekanizmaları” oluştu. Bugün de piyasalar sömürücü kurumlar aracılığıyla transfer ödemelerinden rant tahsil ediyor. Rant, üretime katkı yapmadan, sadece transferlerle kazanç sağlamaktır; dizginlenmemiş bir piyasada eşitsizlik yaratır. Bir başka etkisi, “israfa” açık olması; kaynakları büyüme hedeflerinden saptırması ve büyümeyi yavaşlatmasıdır. Egemen güçlerin kamu mallarını ve bütçelerini kendi çevrelerine yönlendirmesi de rant tahsili yoluyla gelir eşitsizliğini artırır. Topluluk ve toplumlardan sağlanan kaynaklarla yapılan yollar, köprüler, limanlar, havaalanları gibi “fiziki sermaye stokunu” özelleştirme adı altında ucuz bedellerle yakın çevrelere aktarma da önemli bir rant alanıdır. Piyasanın rant dağıtımındaki boşluklarını plan disipliniyle doldurmadan etkili bir kalkınma yaratılabilir mi?

Bizim algılarımıza göre yaratılamaz. O zaman sözü burada bitirmeden piyasaların işleyişinde önemli bulduğumuz diğer bileşenleri üzerine düşündüklerimizi bir sonraki yazıda paylaşmayı sürdürelim.

İlgili Haberler
Makroekonomi Orta Doğu’nun petrol ihracatında sert düşüş: Hürmüz ve Kızıldeniz endişesi büyüyor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Bakan Bayraktar açıkladı! Osman Gazi platformu Karadeniz’e açılıyor: Doğal gaz üretimi ikiye katlanacak CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Hizmet üretiminde dikkat çeken tablo: Bilgi ve iletişim yüzde 9,9 yükseldi CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Ücretli çalışan sayısı 16,4 milyonu aştı: Yıllık artış yüzde 2 CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi İnşaat üretimi ağustosta yüzde 2,3 arttı CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.