İKSV İstanbul Tiyatro Festivali 30. kez perdelerini açıyor. Mehmet Birkiye küratörlüğünde devam eden festival, 22 Ekim - 3 Aralık arasında yerli yabancı toplam 17 tiyatro, performans ve dans gösterisini izleyiciyle buluşturacak. Nobel ödüllü J. M. Coetzee’den Murat Gülsoy’a; Oscar Wilde’dan Haruki Murakami’ye uzanan program, izleyiciyi bu yıl daha çok edebiyatın sahneye aktarılan diline davet ediyor.
16 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!MELTEM KERRAR
meltemkerrar@gmail.com
Tiyatro severlerin merakla beklediği zamandır İKSV İstanbul Tiyaro Festivali. Bu yıl, önceden de duyurulan oyunlarla edebiyata vurgu yapan bir program var karşımızda. Caroline Guiela Nguyen’in yazıp yönettiği “Lacrima” ile perdesini açıyor festival. Oyun Fransızca, Tamilce, İngilizce ve Fransız işaret dilindeki sahnelerinde Paris’teki bir moda evinden Mumbai’deki nakış atölyelerine uzanan bir emek zincirini deşifre ediyor. ‘Hafıza’, bu yılki programda en çok üzerinde durulan meselelerden biri. Murat Gülsoy’un yazdığı Mehmet Birkiye’nin yönettiği “Ve Ateş Bizi Tüketiyor,” kayıp birini ararken kendini, benliğini, geçmişini bulma yolculuğunu anlatıyor. Çiğdem Erdöl’ün yazdığı Elif Sözer ve Zeynep Özden’in yönettiği “Sanatçısı Belirsiz *İvi Buradaydı” festivalin en merak edilen oyunlarından biri. Elif Özge Maltepe’nin yazdığı Mehmet Birkiye’nin yönettiği “Bir Çeyiz Sözleşmesi”nde ise arşivden çıkan 129 yıllık bir çeyiz senedi, yazıldığı Yeniköy’deki bir kilisede yeniden okunuyor. Taldans’ın koreografiyle hazırlanan “En Son Neyi Unuttuğumu Hatırlamıyorum” ise 30 yıl önce arşivlenmiş bir sahne çalışmasını bugünün bedenleriyle temasa geçiriyor. ‘Dil ve iletişim’, bu yılki programın izleyiciyi davet ettiği diğer meseleler. Marah Haj Hussein’in projesi “Dil Broblem Değil”, işgal altında yaşayan bir ailenin ses kayıtlarından yola çıkarak anadilin kuşaktan kuşağa dönüşümünü gösterme amacında. Ramesh Meyyappan ve George Mann’ın birlikte ürettikleri “Veda Ritüeli”nde isedoğuştan sağır bir adam, işaret dilini hiç öğrenmemiş ilgisiz babasının ölümünün ardından ona kendi ritüeliyle veda ediyor.
Elizabeth Costello
İnançtan, kesin yargılardan ve hazır cevaplardan bilinçli bir mesafeyle uzak duran Elizabeth Costello; sanatın, etiğin ve temsilin sınırlarını yoklarken zihnini saran sorularla örülü bir varoluşun içinde gezinir. Saim Güveloğlu’nun Nobel ödüllü J. M. Coetzee’nin “Romancının Romanı” adlı eserinden uyarladığı “Elizabeth Costello”, ‘tiyatroyla ilgili bir tiyatro oyunu’ olarak karşımızda. Sahnenin toplumsal değişimlere alan açma gücü ile salt estetik bir deneyim ya da kolektif bir karşılaşma mekânı olma ihtimali arasındaki gerilimi taraf tutmadan araştıran yönetmen, edebiyatla sahne, yazarla karakter arasındaki ilişkiyi çok katmanlı bir düşünme alanına dönüştürüyor. Tansu Biçer, Tülin Özen, Defne Koldaş ve Sezer Arıçay’ı aynı sahnede buluşturan oyun, 4-5 Kasım’da Paribu Art sahnesinde.
Dorian Gray’in Portresi
Kerem Kurdoğlu ve Mehmet Birkiye, Oscar Wilde’ın “Sanatın yansıttığı şey hayat değil, seyircinin kendisidir” manifestosundan yola çıkarak fenomen klasiği yeniden kuruyor. Oyunun fantastik ve karanlık özüne serbest bir uyarlamayla yaklaşan ikili; estetizm, kötülük, kayıp ve haz kavramlarını günümüz dünyasının aynasından felsefi bir sorgulamaya dönüştürüyor. Salih Bademci, Engin Hepileri ve Yiğit Sertdemir’in yer aldığı kadroyla sahne alacak oyun, festivalin kapanış gösterisi olarak 3 Aralık’ta Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde prömiyerini yapacak.
Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım
Geçtiğimiz yıl festival kapsamında Küveloğlu Han’da sahneledikleri “Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş: Çerkes Rıdvan’ın Dolabı” ile İstanbul tarihçisi Reşad Ekrem Koçu’nun tefrika sayfalarını aralayan yaratıcı ekip, seyirciyi bir kez daha yazarın skandallarla dolu İstanbul’una davet ediyor. Seyirci festivalde bu kez Boğaz’daki yalısında kurduğu arzu krallığıyla İstanbul’un 17. yüzyıl başındaki ahlak kalıplarını altüst eden Silahşörkızı Rabia Hanım’ı tanıyor ve Yusuf ile Letaif’in gerilim dolu öyküsüne tanık oluyor. Bu deneyimi yaşamak isteyenler, 24-25 Ekim’de Asmalımescit’teki tarihi Phebus Müzayede Evi’nde, çağdaş anlatı tiyatrosunu canlı müzikle renklendiren bir müzayede evine davetli olacak.
Anna K.
Kariyerinin zirvesinde bir televizyon habercisi, sevgisiz bir evliliği geride bırakıp kendi arzusunun ve özgürlüğünün peşine düştüğünde modern dünyanın acımasız dijital mahkemelerinde yargılanan, teşhir edilen ve linç edilen bir hedefe dönüşür. “Prima Facie” ile tanıdığımız hukukçu ve yazar Suzie Miller, Tolstoy’un “Anna Karenina”sını günümüzün sosyal medya gerçekliğiyle yeniden yazıyor. Haber peşinde koşan tren seslerinin dijital uğultulara karıştığı bu çağdaş trajedide izleyenle izlenen, yargılayanla yargılanan yer değiştirirken kadınların tutku ve varoluş mücadelesi ağır bedellerle yüzleşiyor. Dijital çağın tekinsiz linç kültürünü ve cinsiyetçi zorbalığı sarsıcı bir dille merkezine alan oyun, 18-19 Kasım’da Alan Kadıköy’de.
Requiem
Haruki Murakami, William Shakespeare ve Rusya-Ukrayna savaşı aynı sahnede nasıl buluşabilir? 90 yıllık köklü bir geçmişe sahip Klaipėda Drama Tiyatrosu’nun sahneye taşıdığı “Requiem”i çağdaş Rus tiyatrosunun yaşayan en büyük ustalarından, beş kez Golden Mask ödülüne layık görülen Dmitry Krymov yazmış ve yönetmiş. Parçalanmış bir dünyanın iç içe geçen anlatılarını usta işi bir rejiyle sahneye taşıyan modern bir başyapıt var izleyici karşısında. Haruki Murakami’nin “Sahilde Kafka”sından Shakespeare’in “Hamlet” ve” Ofelya”sına; oradan günümüz dünyasının savaş ve kayıplarının sert gerçekliğine uzanan oyun, birbirinden uzak görünen karakterleri, devirleri ve hikâyeleri ortak bir yüzleşmede buluşturuyor. “Requiem” 11-12 Kasım’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.