YAYINLAMA 16 Ekim 2026 00:00
GÜNCELLEME 16 Ekim 2026 00:00
FERZAN ÇAKIR
Çin’de otomotiv fabrikalarının 50 milyon araçlık kapasitesine karşılık üretimi 30 milyonda kalıyor. Kullanılmayan kapasite Çinli üreticileri dış pazarlara iterken, Avrupa’daki markalar pazar payı kaybıyla karşı karşıya kalıyor. Boston Consulting Group (BCG) Yönetici Direktörü ve Kıdemli Ortağı Dr. Albert Waas’a göre bu rekabet, yeni ortaklıkların da önünü açabilir. Avrupa’da atıl fabrikalar bulunuyor, Çinli şirketler ise Avrupa’da üretim yapmak istiyor.
İstanbul’da düzenlenen Mobility Vision 2040 kapsamında sorularımızı yanıtlayan Albert Waas, Türkiye’nin işçilik ve enerji maliyetleri ile mevcut otomotiv altyapısının yatırım çekmek için güçlü bir avantaj olduğunu söyledi. Ancak Türkiye’de üretilen araçların “Made in Europe” kapsamında kabul edilip edilmeyeceği henüz net değil. Waas’a göre bu belirsizlik, yeni üretim yatırımlarının Türkiye’ye mi yoksa AB ülkelerine mi yöneleceğini etkileyebilir.
Yüzde 30 vergi Çinli aracın fiyat avantajını silmiyor
Albert Waas, Çin’de yaklaşık 50 milyon araçlık kurulu kapasiteye karşılık üretimin 30 milyon civarında kaldığını belirterek, kapasite fazlasının dış pazarlara yöneldiğini söyledi. ABD pazarının büyük ölçüde kapalı olduğunu vurgulayan Waas, “Otomobil ihracatı açısından Çin’in en büyük ticaret ortağı Avrupa. Diğer pazarlarda büyüme var ama Avrupa açık ara en büyük pazar” dedi.
Çin’de iç pazardaki binek araç satışlarının 2026’nın ilk yarısında yaklaşık yüzde 20 gerilediğini, lüks segmentte de talebin zayıf kaldığını söyleyen Waas, küresel otomobil satışlarının 100 milyon adede doğru büyümesini beklediklerini belirtti. Bu büyümenin ağırlıkla Güney Amerika ve diğer pazarlardan geleceğini ifade etti. Çin’de yaklaşık 300 marka bulunduğunu belirterek, “Sürdürülebilir bir iş için bir milyon araçlık satış hacmine ulaşmanız gerekiyor. Bu nedenle Çin’de çok sayıda şirket piyasadan çekilecek” değerlendirmesini yaptı.
Waas’a göre ithalat vergileri, Çinli araçlar açısından fiyat avantajını ortadan kaldırmıyor. Xiaomi SU7 için yaptıkları hesabı örnek gösteren Waas, “Yüzde 10 temel ithalat vergisinin üzerine yüzde 20 ek vergi varsaydık. Toplam yüzde 30 vergiyle bile bu aracı yaklaşık 60 bin euroya satabilirsiniz. Menzil, şarj hızı, batarya ve bilgi-eğlence sistemi açısından çok rekabetçi bir paket elde ediyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu. Çinli araçların sunduğu erişilebilir lüksün yarattığı rekabeti ve Avrupalı markaların buna nasıl yanıt vereceğini sorduğumuz Waas, şöyle konuştu:
“Türkiye dahil Avrupa kıtasında herkes pazar payı için mücadele ediyor. Bir otomobil üreticisi olarak herhangi bir segmentte rekabet etmemek gibi bir lüksünüz yok. Ancak elektrikli araçlara geçişte batarya teknolojisi ve daha fazla çip kullanımı maliyetleri yükseltti. Bu da Avrupa’nın köklü üreticilerinin rekabet etmesini zorlaştırdı. Çinli üreticiler düşük maliyetli tedarik zincirinden yararlanıyor. Araç geliştirme yöntemleri de maliyetleri düşürüyor. Ayrıca müşterinin önem verdiği alanlara daha fazla değer katıyorlar. Sportif sürüş özelliklerinden biraz ödün verebiliyorlar ama iç mekân kalitesi daha yüksek veya daha fazla deri kullanımı ve güzel dikiş detayları görebiliyorsunuz. Çok makul bir fiyata, yüksek kalitede bir otomobil alıyorsunuz. Avrupalı üreticiler de bu rekabetten öğrenerek daha iyi ve daha ucuz araçlar geliştirecek. Uyum sağlamak biraz zaman alıyor. Sonuçta kazançlı çıkan tüketici oluyor.”
Avrupa bataryada geri dönüşümle arayı kapatabilir
Çin’in bir diğer avantajı ise otomobil üretiminin yanı sıra batarya ve ham madde tedarikindeki konumu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 raporuna göre, 2025’te küresel batarya üretiminin yüzde 80’den fazlası Çin’de gerçekleşti. Çin’in kritik mineral işleme ve batarya üretimindeki üstünlüğünü Avrupa’nın nasıl yakalayabileceğini sorduğumuz Waas, şu yanıtı verdi:
“Ham maddelerin önemli bir bölümü Afrika’dan geliyor, ancak bunları işleme kapasitesinin büyük bölümü Çin’de bulunuyor. Bu altyapıyı kısa vadede kurmak mümkün değil. Büyük yatırım ve uzun süre gerekiyor. Avrupa’da sürdürülebilirlik düzenlemeleri ve kamuoyunun yaklaşımı nedeniyle büyük ölçekli açık ocak madenciliği yapabileceğiniz çok fazla yer yok. Çözümün bir tarafında yenilikçilik var. Farklı motor tasarımları ve batarya kimyalarıyla belirli malzemelere bağımlılığı azaltabiliriz. Batarya geri dönüşümü de Avrupa için büyük bir fırsat. Geri dönüşüm çözümün bir parçası olmak zorunda. Burada öncü olabilir ve geliştirdiğimiz teknolojileri ihraç edebiliriz.”
AB’nin üretim şartı Türkiye’yi dışarıda bırakabilir
AB’nin Sanayi Hızlandırma Yasası teklifi, kamu alımları ve teşviklerde Avrupa üretimine öncelik vermek için araçların montaj yeri, parça ve batarya tedarikine şartlar getiriyor. Türkiye’nin kapsamda olup olmayacağı ise henüz net değil. Waas, “Nihai montajın AB içinde yapılması şartı Türkiye’yi dışarıda bırakır. Tanımın yalnızca AB’yi değil, Avrupa kıtasını kapsaması gerekiyor” dedi. Parça ve batarya tedarikinde ise daha geniş bir kapsamın görüşüldüğünü belirterek, “Hangi ülkelerin dahil olacağı hâlâ tartışılıyor. Kapsam geniş tutulmazsa üreticiler yüzde 70 yerel içerik şartını karşılayamaz. Çünkü tedarik zincirleri küresel” diye konuştu.
Türkiye’nin işçilik ve enerji maliyetleri ile mevcut tedarikçi ağı sayesinde Çinli üreticilerin yatırımlarını çekebileceğini söyleyen Waas, Türkiye’de üretilecek araçların Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Afrika pazarlarına da yönelebileceğini belirtti. Ancak Türkiye’nin teknoloji geliştirmede de ilerlemesi gerektiğini vurguladı: “Yerleşik bir otomotiv sektörü ve çok yetenekli insanlar var. Ancak bazı alanlarda odak hâlâ gerçek yenilikçilikten çok, verilen tasarım ve teknik çizime göre üretim yapmakta.” Türkiye ile AB’nin yenilikçiliği destekleyecek ortak bir sanayi politikası geliştirmesini öneren Waas, tüm bu süreçte Avrupalı ve Amerikalı üreticilerin küçülmeye rağmen daha güçlü çıkacağına inandığını söyledi.
Her 5 tüketiciden biri Çinli otomobil almayı düşünüyor
BCG'nin Avrupa'da yaklaşık 10 bin kişiyle yürüttüğü ankete göre:
• Sahip olduğu otomobille aynı marka araç almak isteyenlerin oranı %30 (Almanya'da %50)
• Bir sonraki otomobilini Çinli bir markadan almayı düşünenlerin oranı %20
• Almanya'da her iki kişiden biri otomobilinin nerede üretildiğini bilmiyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.