YAYINLAMA 18 Ekim 2026 15:07
GÜNCELLEME 18 Ekim 2026 15:14
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, son günlerde sigorta sektörü ve bireysel emeklilik sistemi hakkında kamuoyunda dezenformasyona yol açan açıklama ve paylaşımları yakından takip ettiklerini belirtti.
Bazı sigorta şirketlerinin sermayedarlarına ilişkin gelişmelerin, bu şirketlerin mali yapıları, sigortacılık faaliyetleri ve sigortalılarına karşı yükümlülükleriyle doğrudan özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yaşar, söz konusu hususların ilgili mevzuat ile düzenleyici otoritenin gözetim ve denetimi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sel hasarları nedeniyle üç sigorta şirketinin iflas ettiği yönündeki iddiaların asılsız olduğunu belirten Yaşar, bu tür açıklamalarla vatandaşların güveninin zedelenmeye çalışılmasını kabul edemeyeceklerini söyledi.
Düzenleyici ve denetleyici otorite tarafından alınan kararların maksadını aşan yorumlarla çarpıtıldığını belirten Yaşar, münferit gelişmeler üzerinden yapılan eksik, yanıltıcı veya mesnetsiz değerlendirmelerin yalnızca kamuoyunu yanıltmadığını, vatandaşların sigorta ve bireysel emeklilik sistemine duyduğu güveni de hedef aldığını kaydetti.
Bireysel emeklilik sisteminin güçlü gözetim ve denetim mekanizmalarına sahip olduğunu vurgulayan Yaşar, sistemin milyonlarca vatandaşın birikimlerini geleceğe taşıdığını ve Türkiye'nin uzun vadeli tasarruflarına katkı sağladığını ifade etti.
"Önceliğimiz hasarların hızla tespit edilmesi"
Artan risklere karşı sigorta güvencesinin önemini ve ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi gerektiğini uzun süredir vurguladıklarını belirten Yaşar, Sigorta Haftası boyunca “Dört Element. Tek Güvence.” yaklaşımıyla oluşturulmaya çalışılan farkındalığın öneminin yaşanan sel felaketiyle bir kez daha ortaya çıktığını söyledi.
Sel ve su baskınlarından etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Yaşar, sigorta sektörünün acenteleri, eksperleri ve tüm paydaşlarıyla sahada olduğunu belirtti.
Yaşar, “Önceliğimiz, hasarların hızla tespit edilmesi ve poliçe kapsamındaki zararların en kısa sürede karşılanmasıdır” ifadelerini kullandı.
Asılsız ve mesnetsiz iddialarla vatandaşların sigorta ve bireysel emeklilik sistemine duyduğu güvenin sarsılmaya çalışılmasının yalnızca sektöre değil, Türkiye'nin ekonomik dayanıklılığına da zarar verdiğini vurguladı.
"Sigortaya duyulan güveni zayıflatmak ulusal güvenlik riskidir"
Bugün ihtiyaç duyulanın güveni zedelemek değil, güçlendirmek olduğunu belirten Yaşar, vatandaşların daha fazla güvenceye kavuşmasının sağlanması ve ülkenin kaynaklarının risklere karşı daha etkin ve doğru kullanılması gerektiğini ifade etti.
Yaşar, “Çünkü risklerin giderek arttığı bir dünyada, sigortaya duyulan güveni zayıflatmaya çalışmak da başlı başına bir ulusal güvenlik riskidir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Sigorta Birliği olarak Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) ile eş güdüm içerisinde çalışmaya devam edeceklerini belirten Yaşar, vatandaşların haklarını, birikimlerini ve sektörün itibarını korumaya kararlı olduklarını vurguladı.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.