YAYINLAMA 18 Ekim 2026 16:53
GÜNCELLEME 18 Ekim 2026 16:58
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler” raporu, Türkiye’de doğurganlık oranındaki gerilemede ekonomik koşulların ve çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan güçlüklerin etkisine dikkat çekti. Rapora göre, 2021-2025 döneminde yaşanan doğurganlık kaybının yüzde 75,9’u ikinci çocuk sahibi olma oranındaki düşüşle bağlantılı.
Araştırmada, dar gelirli ailelerin bütçelerinin büyük bölümünü temel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kaldığı belirtildi. En düşük gelir grubundaki hanelerin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’u konut ve gıda giderlerinden oluşuyor. Ayrıca, 15 yaşından küçük çocukların bakım sorumluluğunu üstlenen çalışanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmetlerinden yararlanmıyor. Raporda, doğurganlığı desteklemek için bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, konut giderlerinin hafifletilmesi ve istihdam güvencesinin artırılması gerektiği vurgulandı.
İkinci çocuk kararı zorlaşıyor
Türkiye’de toplam doğurganlık hızı, 2014’te kadın başına 2,19 çocuk seviyesindeyken 2025’te 1,42’ye kadar düştü. İlk çocuğunu dünyaya getiren kadınların ikinci çocuk sahibi olma oranı da 2013’te 0,906 iken 2025’te 0,712’ye geriledi. Veriler, doğurganlıktaki son dönem düşüşünde ikinci çocuk kararının ertelenmesi ya da bu karardan vazgeçilmesinin belirleyici rol oynadığını ortaya koydu.
Kira, gıda, eğitim ve çocuk bakımına yönelik harcamaların yükselmesi, ailelerin yeni bir çocuk sahibi olma konusunda daha temkinli davranmasına yol açıyor. İlk çocuğun ardından ikinci çocuğun masraflarını karşılayamama endişesi, doğurganlık kararlarını etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Raporda, maddi yükün yanı sıra çocuk bakımının aile içinde oluşturduğu sorumluluğun da önemli olduğu ifade edildi.
Çocuk bakımı kadınların istihdamını etkiliyor
Küçük çocuğu bulunan kadınların iş hayatına katılımında da belirgin bir fark görülüyor. Hanesinde üç yaşından küçük çocuk bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9’da kalırken erkeklerde bu oran yüzde 90,9 olarak kaydedildi.
Raporda, bu farkın azaltılması için erişilebilir ve uygun fiyatlı çocuk bakım hizmetlerinin artırılması, doğum sonrasında kadınların işlerine dönebilmelerini kolaylaştıracak uygulamaların geliştirilmesi önerildi.
Dar gelirli ailelerin bütçesi kiraya ve gıdaya gidiyor
En düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin harcamalarında konut ve kira yüzde 38,7, gıda ise yüzde 29,2 pay aldı. Bu iki kalem, söz konusu grubun toplam tüketim harcamalarının yüzde 67,9’unu oluşturdu. En yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimde ise konut ve gıdanın toplam payı yüzde 38,1 seviyesinde kaldı.
Düşük gelirli hanelerde kiracılık oranı da yükseliş gösterdi. 2014’te yüzde 24,5 olan oran, 2024’te yüzde 36,7’ye çıktı.
Konut ve eğitim giderleri ikinci çocuk kararını zorlaştırıyor
Rapora göre artan konut maliyetleri, ailelerin yalnızca mevcut bütçelerini değil, geleceğe yönelik çocuk sahibi olma planlarını da etkiliyor. Kira ve temel ihtiyaçlara daha fazla kaynak ayrılması, özellikle ikinci çocuk için kullanılabilecek bütçeyi daraltıyor.
Eğitim masraflarındaki artış da ailelerin gelecek kaygısını güçlendiriyor. Ağustos 2026’da eğitim hizmetlerindeki yıllık fiyat artışı yüzde 53,44’e ulaşırken genel enflasyon yüzde 31,51 olarak gerçekleşti. Eğitim maliyetlerindeki yükseliş, çocuk yetiştirmenin uzun vadeli ekonomik yüküne ilişkin endişeleri artıran unsurlar arasında gösterildi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.